Üflemek nedir, Üflemek ne demek

  • Dudakları büzerek soluğu bir şey üzerine hızla vermek, üfürmek.
  • Nefesli çalgıları çalmak
  • Yanmakta olan bir şeyi söndürmek veya canlandırmak için soluk vermek.

"Üflemek" ile ilgili cümle

  • "İki senedir sigaralarının dumanlarını burnuma üflediği yetmemiş gibi şimdi de bana oyun etmeye kalkışıyor." - A. Gündüz
  • "Arkadaş çalgısını bir iki defa üfledikten sonra döndü." - O. C. Kaygılı
  • "İdris, iskele başında salep güğümünün altındaki eleme kömürlerin küllerini üflüyor." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Cinsel ilişkide bulunmak.

Fransızca'da Üflemek ne demek?:

souffler

Üflemek anlamı, tanımı:

Üfleme : Üflemek işi.

Ney üflemek : Ney çalmak.

Okuyup üflemek : Dinî inanca göre bir duayı okuduktan sonra, üfleyerek ruhlara yollamak.

Dudak : Ağız. Ağzın, dişleri örten ve dışarıya doğru az veya çok kıvrılan üst ve alt kenarlarından her biri.

Vermek : Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Dayamak. Ödemek. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Yaymak. Tespit etmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Ondan bilmek, atfetmek. Doğurmak. Kazandırmak, katmak. Satmak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Bırakmak veya bağışlamak. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Sahip olmasını sağlamak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

 

Yanmak : Isı etkisiyle vücudun bir yanı yara olmak, kızarmak veya rengi koyulaşmak. Vücut veya nesnelerin ısısı artmak. Bir bir sıralamak, dile getirmek, dert dökmek, anlatmak. Birtakım etmenlerin etkisiyle işe yaramaz duruma gelmek. Çocuk oyunlarında oyun dışı kalmak. Birleşiminde karbon bulunan maddeler, ısı ve ışık yayarak kül durumuna geçip yok olmak. Parlamak, parıldamak. Ateş durumuna geçmek, tutuşmak. Yanık acısına benzer bir acı duymak. Isı, ışık veren bir konuma geçmek. Çok sevmek, büyük bir aşk ile sevmek. Çok üzülmek. Çok istemek, çabalamak. Bütünü veya bir bölümü ateş veya sıcaklığın etkisi ile bozulmak, kömür durumuna geçmek. Hükümsüz kalmak, değerini yitirmek. Zarara, kötülüğe uğramak.

Söndürmek : Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak. Ateş ve ışığın yanmasına, aydınlatmasına son vermek. Tutku ve duyguları yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek.

Canlandırmak : Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yaşama döndürmek. Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek.

Soluk : Parlaklığını, gücünü yitirmiş (ışık). Tarz. Rengi atmış olan, solmuş, uçuk. Ciğerlere hava alıp verme. Akciğerlere çekilen, akciğerlerden atılan hava, nefes. Rengi kaybolmuş, matlaşmış (nesne).

 

Nefesli : Soluk alıp vermeden uzunca bir zaman durabilen. Nefesi güçlü olan. Üflemeli.

Çalmak : Atmak, çarpmak, vurmak. Benzemek, andırmak. Vurarak veya sürterek ses çıkartmak. Süpürmek, temizlemek. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Üzerine sürmek. Madeni oymak, kalemle işlemek. Bozmak, zarar vermek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak.

Diğer dillerde Üflemek anlamı nedir?

İngilizce'de Üflemek ne demek? : v. blow out, puff, blow, puff out, insufflate, whiffle, whiff, breathe upon

Fransızca'da Üflemek : souffler

Almanca'da Üflemek : v. anblasen, anfachen, anhauchen, aufblasen, blasen, pusten

Rusça'da Üflemek : v. дуть, задувать, гасить, раздувать, выдувать, задуть, выдуть