Ice türkçesi Ice nedir
- Buzlanmak.
- Buz.
- Donmak.
- Öldürmek.
- Suyun katı biçimi.
- Pasta kaplama şekerlemesi.
- [#dondurma Dondurmak].
- Pırlanta.
- Buza koymak.
- Şekerle kaplamak.
- Üzerine krema sürmek.
- Buzla kaplamak.
- Dondurma.
- Değerli taş.
- Buzda soğutmak.
Ice ile ilgili cümleler
English: Ali ate a lot of ice cream.
Turkish: Ali bir sürü dondurma yedi.
English: Ali ate some ice cream.
Turkish: Ali biraz dondurma yedi.
English: After eating three dishes of ice cream, Tom had a stomachache.
Turkish: Üç tabak dondurma yedikten sonra Tom'un karnı ağrıyordu.
English: Ali ate all the ice cream that was in the freezer.
Turkish: Ali dondurucudaki tüm dondurmayı yedi.
English: A winter sport that many people enjoy is ice skating.
Turkish: Birçok insanın zevk aldığı kış sporlarından bir tanesi kayaktır.
Ice ingilizcede ne demek, Ice nerede nasıl kullanılır?
Ice accretion : Buzlanma. Buz toplanması.
Ice age : Buz devri. Buzul devri. Buzul çağı. Buz çağı. Buzul dönemi. Yerin bugünkünden daha büyük bölgelerinin, buzullarla örtülü bulunduğu yerbilim çağı.
Ice anchor : Buz ankrajı.
Ice ax : Buz baltası.
Ice axe : Buz baltası. Dağcı buz baltası.
Ice calorimeter : Buz kalorimetresi.
Ice breaker : Tanıştırmak için aracılık yapan. Buz kırıcı.
Ice cap : Buz tabakası. Takke buzulu. Dağların doruk kesimini bir takke gibi kaplayan buzul örtüsü. Buz örtüsü. Kıta buzulu. Buzul. İç buzul. Buz kepi.
Ice boat : Buz kayığı. Buz yelkenlisi. Raylarla donatılmış ve buzlu yüzeylerde kayan kayık.
Ice bag : Buz kesesi. Buz ile doldurulmuş çanta. Dondurulmuş sıvı dolu torba (şişme ateşlenme vs'yi dindirmek için vücudun belli bölgelerine uygulanır). Buz torbası.
İngilizce Ice Türkçe anlamı, Ice eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Ice ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Water ice : Donmuş tatlı. Su buzu. Dondurulmuş şerbet.
Croaking : Karga gibi ötmek. Vakvaklayan. Vaklamak. Fertiği çekmek. Gaklamak. Kurbağa gibi ses çıkarmak. Vakvaklama. Boğuk ses çıkarmak. Ölmek.
Ice pack : Buz parçası. Denizde bulunan buz yığını. Su yolunda buz birikintisi. Buz torbası. Buz birikintisi. Buz kesesi. Buz kompresi. Yüzen buz kütlesi.
Jewels : Pırlanta gibi insan. Değerli insan. Erkek üreme organı. Saat taşı. Cevher. Takım taklavat. Mücevher. Mücevherler.
Deep freeze : Derin dondurucu. Dondurup saklamak. Dipfriz. Buzluk.
Freeze : Buz tutmak. Oyalama. Dondurulma. Isı kaybederek sıvı halden katı hale geçme. Kıkırdamak. Topu elinde bulunduran takımın, zaman kazanmak için yaptığı oyalayıcı hareketler. Çivi kesmek. Don tutmak. Çok üşümek.
Congeals : Dondurmak (bir katıyı). Buz kesilmek. Bir katıyı dondurmak. Pıhtılaşmak. Katılaştırmak. Katılaşmak. Pıhtılaştırmak. Bir sıvıyı dondurmak.
Pack ice : Kuzey enlemlerde, 0.5 ile 2 derece arasında önce donarak sürekli bir örtü oluşturan, sonra da, sıcaklık ve akıntıların etkisiyle irili ufaklı parçalara bölünerek sürüklenen birkaç metre kalınlıkta buzlara verilen ad. Yığın buzla. Buzla. Deniz buzlası. Buz kütlesi sürüsü. Yüzen buz. Buz kalıbı. Deniz suyu buzu. Gezgin buzlu.
Concreted : Betonla kaplamak. Betonlamak. Sertleşmek. Beton. Somutlaşmak. Bütünleşmek. Beton betonlamak. Katılaşmak. Katılaştırmak.
Hoar : Yaşlılık. Saygıdeğer. Beyaz. Yaşlı başlı. Yaşlı ve saygın. Eskilik. Havadaki su buğusunun yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince buz kırılcaları. İhtiyar. Ak. Eski.
Ice synonyms : shelf ice, h2o, ice shelf, physical object, ice cream, curdless, sundaes, sugarcoats, glaciating, concrete, ice up, chill, carry off, gem, congelation, croak, gelation, assassinates, curdle, destroy, brilliant, frosting, ice over, ice cube, froze, gemstone, assassinating, brilliants, hardening, hoarfrost, sugar coat, icicles, gemmed.
Ice zıt anlamlı kelimeler, Ice kelime anlamı
Heat : Kızgınlık. Kızdırmak. Erkek hayvanla çiftleşmeye hazır, kızgınlık gösteren dişi hayvan. Bir dizge ile çevresi arasında iş yapmayla ilgisi olmayan ve moleküllerin düzensiz devinimleri sonucu oluşan, bir erke aktarımı türü. Isıtmak. Sıcaklık. Kızmak. Bir özdeğin öğecikleri ya da özdecikleri düzeyindeki öteleme, dönme ve titreşim devinimleri ile ilgili toplam erkesi. Hararet. Kızışmak.
Uncover : Su yüzüne çıkarmak. Ortaya çıkmasını sağlamak. Örtüsünü açmak. Açmak (örtü, kapak vb). Ortaya çıkarmak. Meydana çıkarmak. Örtüsünü ya da kapağını açmak. Açmak. Şapka çıkarmak. Örtüsünü kaldırmak.
Ice ingilizce tanımı, definition of Ice
Ice kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Frozen water. It is a white or transparent colorless substance, crystalline, brittle, and viscoidal. Its specific gravity (92, that of water at 4° C. being 0) being less than that of water, ice floats. To convert into ice, or into something resembling ice. To cover with ice. Water or other fluid frozen or reduced to the solid state by cold.

Bu kısımda Ice kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Ice ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Ice anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Ice ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.