Imperatives türkçesi Imperatives nedir

Imperatives ingilizcede ne demek, Imperatives nerede nasıl kullanılır?

Imperative dispositions : Kişilerin karşılıklı istekleriyle değiştirilmeyen yasal buyruklar. Yasal hükümler. Yasal buyruklar.

Imperative language : (bilgisayar) yer değiştirme yoluyla değişkenlerin durumunu değiştirmek üzere tasarlanmış programlama dili.

Imperative mode : Bir fiilin emir biçimi (gramer). Buyurma kip. Emir kipi.

Imperative mood : Emir kipi. Bir fiilin emir biçimi (gramer). Buyurma kip.

Imperative order : Kesin emir.

Imperator : Komutan. İmparator. Muzaffer.

Imperativeness : Kaçınılmaz olma durumu. Zorunluluk. Gereklilik. Gerekli olma durumu.

Imperatively : Emir vererek. Emrederek. Buyruk bildirerek. Mecburi bir şekilde. Komut vererek. Buyurarak. Zorunlu olarak.

Imperative verb : Emir fiili.

The imperative : Emir kipi.

İngilizce Imperatives Türkçe anlamı, Imperatives eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Imperatives ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bidding : Buyruk. Deklarasyon. Emretme. Fiyat verme. Buyurma. Teklif. Açık arttırma veya eksiltme ile yapılan ihalelerde kişilerin yaptıkları her bir yeni teklif. Teklif verme.

Imperative mood : Bir fiilin emir biçimi (gramer). Buyurma kip.

 

Imperative : Gerekli. Emir belirten. Tahakküm. Buyrultu. Buyruk. Buyurucu. Tasarlanan, yapılması istenen işi emir veya dilek biçiminde ifade eden, zaman ve şahıs kavramının aynı ekle verildiği tasarlama kipi. bugün, tt.’nde bu kip daha çok ve şahıslarda kullanılır. şahıslarda emir ve istek kipleri iç içe girmiştir; eki -(y)ayım -(y)alım’dır. teklik şahısta emir doğrudan fiil kök veya gövdesinin söylenmesiyle oluşturulur. çokluk şahıs için -ın/-un, -ınız/-unuz, teklik şahıs için -sın/-sun, çokluk şahıs için -sınlar/-sunlar ekleri kullanılır: gel-eyim, otur-alım; gel, gelin (geliniz); gelsin, gelsinler gibi. kendi kendime gidip şu işi yapayım dedim. kalk gidelim artık. gel bakayım, ne oldu parmağına? (m.ş. esendal, ev ona yakıştı, s. 122). asla örtülü şeylere meyletme (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 99). ey güneş! siyah peçeli hatunun ay, sarı saçlı çocukların yıldızlarla başımızın üstünde dolaş ve bize doğru yolu göster! (a.h. müftüoğlu. çoğlayanlar, s. 16). pencereleri açın! kapıları açın! hava girsin! (a.h. müftüoğlu, göst. e. s. 129). delikanlı, nafile yere gözlerin arkada kalmasın! (y.k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 98). şimdiye kadar yapılanları unutsunlar (göst. e.) aldanma ki sen bir susamış ruh, o bir aç; || sen bir susamış ruh, o bütün ten ve biraz saç; || ummana çıkar burda bugün beklediğin yol, || at kalbini girdaba, açıl engine, ruh ol (y.k. beyatlı, deniz, kendi gök kubbemiz, s. 128). || «ver allahım ver! ver ki şenelsin dünya. çayır çimen, kurt kuş da allah diye çağırıyor. ver! sellice ver!» (y. kemal, ortadirek, s. 386). vb. Emreden. Mecburi.

 

Command : Tepeden görmek. Komuta etmek. Yönetmek. Kontrol etmek. Yönetim. Kumanda. Emretmek. Yetki. Buyurmak. Komuta.

Burden : Ağırlık. Sırtına yüklemek. Ağır yük. Yüklenmek. Sorumluluk. Yüklemek. Sıkıntı vermek. Yük. Yük taşıma. Sıkıntı çektirmek.

Amirs : İslam peygamberi muhammed'in neslinden olan kişiler için kullanılan ünvan. Müslüman hükümdar (örneğin, prens, komutan, vs.).

Captive : Mahpus. Baskı altında. Esir düşmüş. Rehine. Esir. Tutsak. Kapatılmış. Kısıtlanmış. Savaş esiri.

Exigence : İhtiyaç. Mecburiyet. Gerek. Acil durum. Gereklilik.

Exigencies : Ani hareket gerektiren durum. İhtiyaç. Zaruret. Mecburiyet. Aciliyet. Gerek. Mübremlik. Acil durum. Gereklilik.

Imperatives synonyms : adjuratory, imperative form, jussive mood, ameers, self asserting, clamant, compulsion, exigent, imper, imperativeness, modality, ameer, bd, shrill, instant, essentialness, behests, the imperative, exigency, peremptory, incumbencies, imperiousness, self assertive, appointment, mood, biddings, commandments, insistent, pressing, assertive, desperate, compulsions, strident.

Imperatives zıt anlamlı kelimeler, Imperatives kelime anlamı

Unassertive : Hakkını savunmayan. Güvensiz. İddiasız. İddaalı olmayan. Kendine güvenmeyen.

Beseeching : Rica eden. Yalvarış. Yalvaran. Yalvarma.