In chancery türkçesi In chancery nedir

  • Çıkmazda.
  • Yargıtayda görülmekte olan dava.
  • Kapana kısılmış.
  • Açmazda.
  • Başı belada.
  • Yüksek mahkemede görülen.
  • Müşkül durumda.

In chancery ingilizcede ne demek, In chancery nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri doğru yönelen. Da. İçeriye. Olarak. Gelmiş olan. De. İçinde. İktidardaki. Halinde. Dahili.

Chancery : Arşivler. Yargıtay. Arşiv dairesi. Temyiz mahkemesi. Kançılarya. Rektörlük. İngiltere'de baş mahkeme. Yüksek mahkeme.

Ward in chancery : Vesayet altındaki kişi. Mahkeme vesayetindeki çocuk.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad fix : Zor durumda. Sıkıntıda. Zor bir halde. Zor bir durumda.

In a bad light : Kötü bir yolla. Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla. Kötü bir ışıkta.

In a bad mood : Can sıkıcı bir ruh halinde. Aksiliği üzerinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Aksiliği üstünde. Kötü bir ruh halinde.

İngilizce In chancery Türkçe anlamı, In chancery eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In chancery ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

On the spot : Tehlikede. Hemen. Tam yerinde. Mahallinde. Tam vaktinde. Olay yerinde. Yerinde. Zor durumda. Hemen oracıkta. Derhal.

In deep shit : (argo) ciddi bir sorun içinde. Başı ciddi dertte (örneğin: he is in deep shit {onun başı büyük dertte}).

 

At a low ebb : Çok kötü durumda. Perişan halde. Çok kötü halde.

Trapped : Kapan kurmak. Tuzağa düşürmek. Tuzağa düşürülmüş. Tutulmuş. Pusuya düşmüş. Hapsedilmiş. Pusu kurulmuş. Tuzak kurmak. Köşeye sıkışmış.

Snared : Kapana kıstırılmış. Tuzağa düşürülmüş. Kapana dolaşmış.

On the horns of a dilemma : İki arada bir derede.

Stuck : Şaşırtmak. Saplamak. Sokmak. Tutmak. Bırakmamak. Ayrılmamak. Batırmak. Koymak. Tutkun. Yuvasında sıkışmış (piston segmanı).

In a cleft stick : Zor durumda.

In the cart : Hapı yuttu. Ayvayı yedi.

In dire straits : Zor durumda. Darda. Müthiş sıkıntıda. Güç durumda.