In charge türkçesi In charge nedir

  • Görevli.
  • Sorumlu.
  • Vazifede.
  • Başkasının sorumluluğunda.
  • Görevde.
  • İş başında.
  • Amir.
  • Vazifeli.
  • Nezaret altında.
  • İdare etmekte.
  • Sorumlu kimse.

In charge ile ilgili cümleler

English: Ali is in charge now.
Turkish: Ali artık sorumlu.

English: A captain is in charge of his ship and its crew.
Turkish: Bir kaptan, gemisinden ve ekibinden yükümlüdür.

English: Ali is in charge of making all the arrangements for our trip to Boston.
Turkish: Ali Boston'a gezimiz için tüm düzenlemeleri yapmakla sorumlu.

English: All right, I'm in charge now.
Turkish: Tamam, şimdi yetki bende.

English: Ali is on the committee in charge of the event.
Turkish: Ali olaydan sorumlu komitede.

In charge ingilizcede ne demek, In charge nerede nasıl kullanılır?

In : İç. Dahili. İktidardaki. Çok moda olan. Olarak. İçinde. İçeri doğru yönelen. Gelmiş olan. De. İçeriye.

Charge : Yükümlülük. Uyarmak. Yüklemek (enerji veya elektrik). Üzerine atmak. Harç. Kredi kartından almak. Ücret. Kanunla belirlenen bazı kamu hizmetlerinden yararlanma karşılığında alınan vergi. Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı. Tembihlemek.

In charge of : -in sorumlusu. Sorumlu. Yetkisiyle. Gözetimi altında. Yükümlü. -den sorumlu. Sorumluluğunda.

Be in charge : Bakmak. Sorumlu olmak. Başkanlık yapmak. Sorumlusu olmak.

 

Be in charge of : Bakmak. Başında olmak. Sorumlu olmak. Sorumlusu olmak.

Doctor in charge : Nöbetçi doktor.

Give in charge : İşi kabul etmek.

İngilizce In charge Türkçe anlamı, In charge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In charge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Liege : Kul. Derebeyine bağlı kimse. Köle. Metbu.

Masterful : Buyurgan. Kazak. Egemen. Dediğini yaptıran. Ustaca. Hükmeden. Zorba. Ustalıklı. Hakim.

In charge of : -in sorumlusu. Gözetimi altında. Sorumluluğunda. -den sorumlu. Yükümlü. Yetkisiyle.

On the go : Faaliyette. Koşturmaca içinde. Sürekli dolu. Harekette. Gittikçe. Gittikçe kötüleşmekte. Hareket halinde. Faal. Sürekli meşgul.

Commander : Deniz binbaşısı. Tarikat şefi. Şef. Komutan. Başbuğ. Önder. Kumanda aleti. Deniz yarbayı. Baş.

Custodians : Vasi. Veli. Muhafız. Müze sorumlusu. Yönetici kimse. Kapıcı. Koruyucu. Bekçi. Emanetçi.

Officering : Yetkili. Subayları atamak. Sağlık memuru. Memur. Subay. Makam sahibi. Polis memuru. İdare etmek. Komuta etmek.

Personnel : Çalışan. İşyeri çalışanları. Personel. Çalışanlar. İsmen. Eleman. Müstahdem. Görevliler. Memur yasasına bağlı olmayan sürekli ya da geçici çalışanlarla kurumlarda ücret ya da gündelik karşılığı çalıştırılan kişi. İş görenler.

Business manager : İşletme yöneticisi. Tiyatro işlerinin yürütülmesini denetleyen kimse. Tiyatro yönetmeni. Yönetici. İşletme müdürü. Müdür. İşletmeci.

Lieges : Kul. Derebeyine bağlı kimse. Köle. Metbu.

In charge synonyms : amenable, at work, commandant, functionary, officered, blameworthy, at the wheel, curators, accountable, on duty, functionaries, in harness, commissioned, liable, commanders, managing, curatrices, incumbent, decreer, disponer, decreers, on the fly, custodian, in command, responsible, under surveillance, impeditive, governor, under supervision, office bearer, keeper, answerable, ex cathedra.