In due time türkçesi In due time nedir

  • Vaktinde.
  • Vakti gelince.
  • Tam zamanında.
  • Dakik.
  • Doğru zamanda.
  • Sırası gelince.
  • Zamanı gelince.
  • Zamanında.
  • Vaktinde veya zamanında.
  • Zamanı dolunca.

In due time ile ilgili cümleler

English: In due time, his innocence will be proven.
Turkish: Zamanla, onun suçsuzluğu ispat edilecektir.

English: In due time, his innocence will be proved.
Turkish: Vakti geldiğinde onun masumiyeti ispat edilecektir.

In due time ingilizcede ne demek, In due time nerede nasıl kullanılır?

In : De. İç. Da. İçeri. Mevsimi gelmiş. İktidardaki. İçinde. Çok moda olan. Halinde. Olarak.

Due : Uygun. Beklenen. Zamanı gelmiş. Süre. Sona erme. Hak. Alacak. Hak vergi. Resim. Hak ettiği şey.

Time : Kere. Zamanlamak. Yerbilim zamanı. Zamanlama yapmak. Saat tutmak. Müddet. Bir çağkuşağındaki katmanlı kayaçların oluş süresi. Tempo tutmak. Önel. Kurmak.

In due course : Vaktinde. Sırası geldiğinde. Zamanında. Vakti gelince. Zamanla. Vaktinde veya zamanında. Bilmünasebe. Zamanı gelince. Sırası gelince.

In due course of time : Vaktinde. Zamanında. İstenildiği, söz verildiği süre içinde. Süresinde.

In due season : Müsait bir zamanda. Vakti gelince. Sırası gelince. Uygun bir zamanda. Zamanı gelince.

In due form : Kanuni formaliteye uygun. Usulüne uygun. Doğru biçimde. Kanuni formaliteye göre. Usulüne göre. Usulü dairesinde.

 

İngilizce In due time Türkçe anlamı, In due time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In due time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fitly : Uygun şekilde. Yerinde. Uygun zamanda. Uygun olarak.

Nick of time : Son dakikada. Son anda.

In good season : Yeterince yakın. Yeterince erken.

At one time : Vaktiyle eskiden. Vaktiyle. Bir zamanlar. Eskiden. Aynı anda. Eş zamanlı.

In time : Uygun tempoda. Erken. Bir süre sonra. Vakitli. Zamanında (yetişmek). Nihayet. Zaman içinde.

Promptly : Tam (zaman için). Tezelden. Tez. Derhal. Hızlı şekilde. Acil olarak. Acilen. Hemen derhal.

Minuter : Zabıtname. An. Önemsiz. Minik. Ayrıntılı. Tutanak tutmak. Tutanak. Ufacık. Dakika. Rapor.

Betimes : Erkenden.

When the time is ripe : Sırası geldiğinde. Zamanı geldiğinde.

Nicer : Daha hoş. Hassas. Kibar. Güzel. İnce. Sevimli. Hoş.

In due time synonyms : opportune, punctual, in due course, prompt, bang on time, apropos, accurate, on the stroke, promptest, timeously, scrupulous, jit, exact, in the very nick of time, minutest, duly, at the proper time, on time, minute, nice, alertly, in due season, precise, at the right time, in the course of time, at the last minute, nicest, when the time comes, rigorous, on schedule, slipt, on the dot, all in good time.