In haste türkçesi In haste nedir
In haste ile ilgili cümleler
English: I had breakfast in haste in order to be in time for the first bus.
Turkish: Ben ilk otobüse zamanında yetişmek için aceleyle kahvaltı yaptım.
English: As it was printed in haste, the book has many misprints.
Turkish: Alelacele basıldığı için kitapta birçok baskı hatası var.
English: This textbook, having been printed in haste, has a lot of printing mistakes.
Turkish: Bu ders kitabının, aceleyle basıldığı için, bir sürü hatası var.
English: I wrote the composition in haste, so it must be full of mistakes.
Turkish: Kompozisyonu aceleyle yazdım, bu yüzden hatalarla dolu olmalı.
In haste ingilizcede ne demek, In haste nerede nasıl kullanılır?
In : Da. De. Halinde. İçine. İktidardaki. İçinde. İçeri. Gelmiş olan. Mevsimi gelmiş. Dahili.
Haste : İvedilik. Çabukluk. Hız. Acele. Telaş. İvme. İvedi.
In a bad condition : Kötü durumda.
In a bad fix : Sıkıntıda. Zor bir durumda. Zor bir halde. Zor durumda.
In a bad light : Kötü bir ışıkta. Negatif bir yolla. Kötü bir ışıklı. Kötü bir yolla.
In a bad temper : Kızgınca. Öfkeli olarak. Sinirli. Sinirli olarak. Kızgın. Öfkesi burnunda. Burnundan soluyan. Öfkeli.
In a bad mood : Aksiliği üstünde. Aksiliği üzerinde. Hoş olmayan bir davranış halinde. Can sıkıcı bir ruh halinde. Kötü bir ruh halinde.
İngilizce In haste Türkçe anlamı, In haste eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak In haste ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Wantonly : Amaçsızca. Düşüncesizce. Kusurlu olarak. Kötü niyetle. Alçakça. Gereksiz yere. Kötü niyetlice. Ahlaksız bir şekilde. Ahlaksızca.
Headfirst : Düşüncesizce. Baş aşağı. Başı önde. Başı ilerde olarak. Burnunun dikine. Patavatsız. Tepesi üstü. Başı önde olarak. Aceleci.
Pell mell : Patırtılı. Karmakarışık. Kargaşalı. Karman çorman.
Agitatedly : Ajite bir halde. Rahatsız edilmiş bir şekilde. Güçlü düzensiz hareketler ile. Heyecanla. Tedirgin bir şekilde. Endişeli bir şekilde.
Abruptness : Anilik. Terslik. Sertlik. Diklik. Kabalık. Tutarsızlık. Kısa ve ters oluş. Sarplık.
Dispatch : Sevkiyat yapmak. Sevketmek. Sevk etmek. Yollamak. Bir malın bir yerden bir başka yere, bir kişiden bir başka kişiye gönderilmesi. Göndermek (kurye veya mektup). Gönderme. Göndermek.
Hotfoots : Acele ile gitmek. Hızlı hareket etmek. Acele etmek. Kibrit şakası. Hakaret.
On foot : Ayakta. Ayağa kalkmış. Tabanvayla. Yayan. İyileşmiş. Tabanvay. Yaya olarak. Yürüyerek. Yolunda.
Discomposedly : Sinirli. Telaşlı.
In haste synonyms : without sitting down, cursorily, inconsiderately, precipitately, insistingly, immediately, insistently, bustled, in a mad rush, now, extemporaneous, at short notice, on the run, haste, festinate, nows, bustles, hastily, rushed, incautiously, on the fly, importunately, bustle, hastes, hurriedly, hotfooting, rashly, seethingly, expeditions, with a rush, urgently, without delay, flying.

Bu kısımda In haste kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede In haste ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce In haste anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz In haste ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.