In love with türkçesi In love with nedir

In love with ile ilgili cümleler

English: Ali and I are in love with each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimize âşığız.

English: "My sister is in love with you." "What?"
Turkish: "Kız kardeşim sana aşık." "Ne?"

English: Ali and John fell in love with the same girl.
Turkish: Ali ve John aynı kıza âşık oldular.

English: Ali and John both fell in love with Mary.
Turkish: Ali ve John her ikisi de Mary'ye âşık oldu.

English: Ali and Mary are deeply in love with each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerine derinden âşıklar.

In love with ingilizcede ne demek, In love with nerede nasıl kullanılır?

In : Tutulan. Olarak. De. İçeriye. İçeri. Halinde. İçine. Mevsimi gelmiş. Dahili. İktidardaki.

Love : Sevgi duymak. Aşık olmak. Aşk. Sevmek. Sevgi. Sevda. Sevgi beslemek. Bayılmak. Muhabbet beslemek.

With : İle beraber. Canlı. Birlikte. Nedeniyle. -lı. Beraberinde. Beraber. İle ilgili. İle. -e karşın.

In love with himself : Kendini beğenmiş bencil geç erkek. Kendi kendini seven. Kendi kendini sever bir şekilde.

Be in love with : -e karşı tutkulu duygular beslemek. Tutulmak. Aşık olmak. Gönlü olmak. -e çok düşkün olmak. -i sevmek. Sevmek. -e aşık olmak. Müptela olmak.

In love head over heels : Deli gibi aşık. Derin aşk içinde. Derin sevgi içinde. Sırılsıklam aşık.

 

In love : Aşık. Başı dumanlı. Tutulmuş. Sevdalı.

Fell in love with him : Ona aşık olan veya ona karşı derin hisler besleyen.

Be madly in love : Sırılsıklam aşık olmak. Mecnun olmak. Tutkulu bir şekilde aşık olmak. Deli gibi aşık olmak. Çılgınca aşık olmak. Delicesine aşık olmak.

Desperately in love : Karasevdalı.

İngilizce In love with Türkçe anlamı, In love with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In love with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pelf : Haksız kazanç. Para. Varlık. Servet. Yağma.

Haul : Ganimet. Bir ağdan çıkan balık miktarı. Çekiş. Ağ ile balık tutmak. Çekme. (rüzgar) dönmek. Taşımak. Çekmek. Sürüklemek.

Bends : Hava ambolisi. İşe geldiği gibi değiştirmek. Yüksekten alçağa ani basınç değişimlerinin zararlı etkisi sonucu dolaşımda erimiş haldeki gazların, serbest halde gaza dönüşmeleri sonucu oluşan gaz embolisiyle çizgili kaslarda ağrı, omurilik ve beyinde lezyonlarına bağlı felçler ve ölümle belirgin bozukluk, dekompressyon hastalığı, dalgıç hastalığı. Kramp. Katlamak. Boyun eğmek. Bükmek. Esnetmek. Bağlamak (yelken).

Admirer : Beğenen. Takdir eden. Takdir eden kişi. Hayran.

Given : Eğilimli. Belirlenmiş. Belirli. Verilen. Verilmiş. Bahsi geçen (durum vb). Tarihli ve onaylı. Bilinen. Belli.

Cleanups : Tasfiye. Büyük temizlik. Temizleme. Temizlik. Temizle. Avanta.

Admirers : Takdir eden. Hayran. Beğenen. Takdir eden kişi.

Profiteering : İstifçilik. Spekülasyon. İhtikar. Bir ürünü çok yüksek fiyattan satarak aşırı kar sağlama. Vurgunculuk.

 

Aficionado : Meraklı. Boğa güreşi meraklısı. Tutkun. Spor meraklısı. Deli. Fanatik. Meraklı (spor terimi). Hasta. Hayran.

Beaus : Züppe. Gösteriş düşkünü. Şık erkek. Kavalye. Sevgili.

In love with synonyms : besotted, pickup, courter, pelfs, addict, givens, beaux, decompression sickness, enamored, hauls, addicting, amoroso, courters, adorer, amorists, caisson disease, addicted, pickups, inveterate, beau, amorous, addicted to, adorers, amorist, killing, booty, depth intoxication, cam.