Given türkçesi Given nedir

  • Belirli.
  • Göz önünde tutulursa.
  • Tarihli ve onaylı.
  • Belli.
  • Verili.
  • Verilen.
  • Müptela.
  • Verilmiş.
  • Eğilimli.
  • Doğuştan olan.
  • Düşkün.
  • Bakılırsa.
  • Bilinen.
  • Belirlenmiş.
  • Bahsi geçen (durum vb).

Given ile ilgili cümleler

English: "Is that Moustapha calling again?" "Yes. He calls every evening these days. I shouldn't have given him my number."
Turkish: "Arayan Mustafa muydu yine?" "Evet. Bu günlerde her akşam arıyor. Ona numaramı vermemeliydim."

English: A dinner will be given next Saturday.
Turkish: Gelecek Cumartesi bir akşam yemeği verilecek.

English: A promise given under a threat is worthless.
Turkish: Bir tehdit altında verilen bir söz değersizdir.

English: A prize was given in honor of the great scientist.
Turkish: Büyük bilimci onuruna bir ödül verildi.

English: "What is the matter?" asked the Spirit. "Nothing," said Scrooge. "Nothing. There was a boy singing a Christmas Carol at my door last night. I should like to have given him something: that's all."
Turkish: "Sorun ne?" diye sordu Ruh. "Hiçbir şey," dedi Scrooge. "Hiçbir şey. Dün gece kapımda noel şarkısı söyleyen bir çocuk vardı. Ona bir şey vermek istedim: Hepsi bu."

Given ingilizcede ne demek, Given nerede nasıl kullanılır?

Given birth to : Dünyaya getirmek. Kaynağı olmak.

 

Given in : Ödün verdi. İtaat etti. Pes etti. Karşı koyamadı. Boyun eğdi.

Given name : Birinci isim. Ad. İsim. Küçük isim. Verilen ad.

Given off : Kaçırmak. Çıkartılmış. Yaymak. Çıkarmak.

Given rise to : Yol açmak. Neden olmak.

Be given : Verilmek.

Within a given period : Belli bir zaman diliminde. Verilen süre içinde. Belirlenmiş bir süre içinde. Verilen belli bir süre dahilinde.

Given up : Bir eylemi yapmayı durdurmak. Vazgeçti. Bıraktı.

No details were given : Ayrıntı verilmedi. Özel bir bilgi bildirilmedi.

Given to : Düşkün. Bağımlı. Meraklı.

İngilizce Given Türkçe anlamı, Given eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Given ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Apter : Yerinde. Zeki. Eğimli. Uygun.

Devotees : Sofu. Meraklı. Hayran. Fanatik. Dindar.

Biased : Yanlı. Tarafgir. Etkilenmiş. Önyargılı. Etki altında kalmış. Taraflı. Peşin hükümlü.

Familiar : Arkadaş. Fazla samimi. İçten. Hizmetçi. Büyülü hayvan (içine büyüyle ruh girmiş). Bambılı. Yaygın. Laubali. Yakın. Alışılmış.

Concrete : Katılaştırmak. Sertleşmek. Beton betonlamak. Somutlaştırmak. Maddesel. Beton. Betonla kaplamak. Açık. Donmak.

Particular : Tikel. Ayrıntılı. Olağandışı. Nokta. Tam. Tek. Farklı. Müşkülpesent. Titiz. Detaylı.

Broken down : Bozuk. Yıkık. Çürük. Bitkin. Çökük. Çökmüş. İşi bitmiş. Bozulmuş. Yıkılmış.

Precise : Kusursuz. Hassas. Doğru. Açık. Çok dikkatli. Titiz (kimse). Kesinlik. Dakik.

Explicit function : Kapalı olmayan fonksiyon. Belirtik işlev. Açık işlev.

Apt to : Yatkın. Muhtemelen. - e karşı istekli.

Given synonyms : identified, definite, commonest, evident, assuming, acknowledged, kenned, subsistent, almsmen, enamored, imputed, givens, determined, knowns, declared, explicit, broadest, inveterate, buff, discrete, natal, conspicuous, dedicated, connatural, brought, devoted, addicted to, capable, clearest, indicated, noted, apodictic, definitive.

 

Given zıt anlamlı kelimeler, Given kelime anlamı

Unacknowledged : Cevap verilmemiş. Cevaplanmamış. Onaylanmamış. Kabul edilmemiş. Kaynağı belirtilmemiş.

Disinclined : Meyilsiz. Soğumuş (bir şeyi yapmaktan). İsteksiz. Gönülsüz.

Given ingilizce tanımı, definition of Given

Given kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Assumed. Granted. Supposed to be known. Set forth as a known quantity, relation, or premise.