In part türkçesi In part nedir

In part ile ilgili cümleler

English: Ali lost no time in parting with the money.
Turkish: Ali parayı elden çıkarmak için zaman kaybetmedi.

English: Joseph Conrad wrote "Heart of Darkness" in part based on his personal experience in Belgian Congo.
Turkish: Joseph Conrad Belçika Kongo'da kendi kişisel deneyime kısmen dayalı olarak "Heart of Darkness"'ı yazdı.

English: Ali doesn't want to go anywhere in particular.
Turkish: Ali özellikle bir yere gitmek istemiyor.

English: "Any good news in today's paper?" "No, nothing in particular."
Turkish: Bugün gazetede iyi haberler var mı? Hayır, özel bir şey yok.

English: Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Turkish: Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.

In part ingilizcede ne demek, In part nerede nasıl kullanılır?

In : Olarak. Da. Mevsimi gelmiş. İktidardaki. İç. Tutulan. Dahili. İçeriye. İçinde. İçeri doğru yönelen.

Part : Taraf. Parça. Bölmek. Rol. Görev. Ayırmak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hisse. Parçalamak. Bir oyuncunun bir filmde ya da televizyon oyununda yaratması gereken kişilik.

In particular : Hususi olarak. Özellikle. Bilhassa.

 

In parts : Parça parça. Kısım kısım. Kısmen. Taksitle.

In a bad condition : Kötü durumda.

In a bad light : Kötü bir ışıklı. Negatif bir yolla. Kötü bir yolla. Kötü bir ışıkta.

In a bad fix : Zor durumda. Zor bir durumda. Zor bir halde. Sıkıntıda.

İngilizce In part Türkçe anlamı, In part eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In part ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abstemiously : Özellikle yeme içme konusunda kendini tutarak. Ilımlı olarak. Kendini tutarak (özellikle yeme içme konusunda). Aşırıya kaçmadan. Tutumlu bir şekilde. Perhiz yaparak.

In parts : Kısım kısım. Parça parça.

In some degree : Az çok. Nispeten. Birazcık. Bir ölçüde.

A trifle : Bir parça. Azıcık. Epey. Biraz. Oldukça.

Semi : Yarı. Tır kamyonu. Tek duvarla bitişik müstakil ev. Yarım. Yarı erekte. Tır.

Partially : Bölümsel olarak. Bir tarafı tutarak. Taraflı olarak. Tarafgirlikle. Kısmi olarak. Yan tutarak. Bir ölçüde.

Comparatively : Oldukça. Nispeten. Karşılaştırmalı olarak. Nisbi olarak. Orantılı olarak.

By halves : Eşit olarak. İki eşit parça şeklinde. Noksan olarak. Tam olarak değil. Fena halde.

Slightly : Azıcık. Biraz. Hafifçe. Hafiften. Bir parça. Kuvvetsizce. Çok az. Belli belirsiz. Hafif tertip. Nispeten.

Some : Bir parça. Oldukça çok. Keybir. Biraz. Civarında. Bir miktar. Bir bölümü. Soma. Bazıları. Yaklaşık.

In part synonyms : somewhat, half, in patches, partly, kinda, so far as, in some measure, by installments, as far as, relatively, on deferred terms, moderately, by instalments, on credit, part, partway.