In stock türkçesi In stock nedir

  • Eldeki.
  • Stokta olma.
  • Eldeki mal.
  • Mevcut.
  • Stoklar arasında yer alma.
  • Stoktakiler.
  • Elde mevcut.

In stock ile ilgili cümleler

English: He invested 500,000 yen in stocks.
Turkish: Menkul kıymetlere 500.000 yen yatırım yaptı.

English: He can invest a million yen in stocks.
Turkish: Menkul kıymetlerde bir milyon yen yatırım yapabilir.

English: He invested his money in stocks.
Turkish: O, parasını hisse senetlerine yatırdı.

English: We have hundreds of records in stock.
Turkish: Stokta yüzlerce kayıtlarımız var.

In stock ingilizcede ne demek, In stock nerede nasıl kullanılır?

In : İçeri doğru yönelen. İktidardaki. İçinde. Mevsimi gelmiş. De. İçeri. İçeriye. Gelmiş olan. İçine. Tutulan.

Stock : Şebboy. Bulundurmak (bir yerde). Sınırları belirli olan bir su kütlesindeki su ürününün miktarı. İktisat, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Sap. Sürmek (filiz). Et suyuna çorba. Firmaların üretim ya da satışlarındaki beklenmedik dalgalanmaları karşılayabilmek için tuttukları veya satamadığı mamul, yarı mamul ve hammadde. Stokta bulundurmak. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.

Goods in stock : Üretim ve tüketim gereçleri, yapımlı, yarı yapımlı malların tümü ve bunların sayımla saptanan tutarı. Eldeki mallar.

 

Have in stock : Stokta bulundurmak. Depoda bulundurmak. Bulundurmak. Yedekte bekletmek. Elde olmak. Mağazada bulundurmak.

Keep in stock : Stokta bulundurmak. Mağazada bulundurmak.

Lay in stocks : Stok yapmak.

Lay in stock : Stok yapmak.

İngilizce In stock Türkçe anlamı, In stock eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak In stock ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Extant : Günümüze kadar gelen. Baki. Günümüze ulaşan. Geçerliliğini kaybetmemiş. Hala var olan. Kaybolmamış. Hala baki ve mevcut.

Ready : Eli çabuk. Kolay. Apiko. El altındaki. Her günkü. Seri. Becerikli. Hazırlamak. Razı. Hazır olma.

In hand : Hazır. El altında. Çantada keklik. Hazırlanmakta. Kontrol altında. Göz hapsinde. Elde. Kullanıma hazır.

Actual : Gerçek. Aktüel. Hakiki. Eylemsel. Fiili. Asıl. Şimdiki. Asli. Güncel.

Forthcoming : Gelecek. Sağlanmış. Dost. Varış. Yardımsever. Açık sözlü. Hazır. Gelecekteki çıkacak. Cana yakın. Candan.

In store : Mağazada. Stokta. Hazır. Yedek olarak. İhtiyaten. Hazır bulundurulan.

Readier : Amade. Razı. Hazır para. Apiko. Hazırlıklı. İstekli. Gönüllü. Becerikli. Hızlı. Hazır.

Going : Şu anki. Giden. Satılan (mal). Gidiş. Başarılı (iş). Çalışan. Yaşayan. Ayrılış. İşleyen.

Existed : Yaşamış. Olmak. Var olmak. Bulunmak. Yaşamak. Geçinmiş. Var olmuş.

In stock synonyms : in being, readiest, available, on hand, attendant, existents, in existence, disposable, actuals, disposables, at the scene, stock on hand, existing.