Incentive türkçesi Incentive nedir

  • Saika.
  • Özendirme.
  • Özendirici şey.
  • Belirli bir iktisadi veya sosyal amaca ulaşabilmek için maddi destek ve hukuki kolaylıklar biçiminde verilen ödül.
  • Mükafat.
  • Dürtü.
  • Teşvik etme.
  • İstemli bir davranışa yol açan baskın güdü.
  • İsteklendirme.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Neden.
  • Teşvik.
  • Özendirici (öğe).
  • Sevk-i ilahi.
  • Güdü.

Incentive ile ilgili cümleler

English: Incentives always help.
Turkish: Teşvikler her zaman yardımcı olur.

English: The workers have no incentive to work harder.
Turkish: işçilerin daha fazla çalışmak için istekleri yok.

Incentive ingilizcede ne demek, Incentive nerede nasıl kullanılır?

Incentive bonus : Teşvik primi.

Incentive marketing : Daha sık ve daha büyük sipariş alınmasını sağlamak veya müşterileri daha fazla alım yapmaya ikna etmek için indirim, yarışma, çekiliş gibi yöntemlerin kullanıldığı pazarlama türü. Teşvikli pazarlama.

Incentive measures : Gelişmesi istenen iktisadi kesim ve etkinliklere hükümet tarafından sağlanan teşviklere ilişkin uygulamalar bütünü. Teşvik tedbirleri.

Incentive pay : Özendirici ödeme. Teşvik pirimi. Özendirme ödemesi. Teşvik primi.

Incentive premium : Teşvik primi. Özendirme primi. Teşvik ikramiyesi.

Buying incentive : Satın almayı özendirme.

Tax incentive : Vergi teşviği. Vergi teşviki.

 

Incentives : Teşvik tedbirleri. Güdü. İsteklendirme. Özendirme. Özendirme tedbirleri. Dürtü. Teşvik etme.

Export incentive : İhracat teşviği. Bir ülkeden mal ihracı için verilen veya alınan teşvik parası. İhracat teşviki.

Investment incentive : Toplam yatırım hacmini artırmak, yatırımların kesimsel veya bölgesel dağılımını değiştirmek, yatırımları belirli ölçek büyüklüğünün üzerinde oluşturmak, yatırımların belirli teknolojilere yönlendirilmesini ve iktisadi ömrünü tamamlamış yatırımların yenilenmesini sağlamak amacıyla hükümetin özel kesime sağlamış olduğu teşvikler. Yatırım saiki. Yatırım teşviki. Yatırım özendirmesi.

İngilizce Incentive Türkçe anlamı, Incentive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Incentive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Furthering : İleriye götürme. İlerleme. Terfi. Yardım. İlerletme. Geliştirme. Devam ettirme.

Impulsions : İtme. İtici kuvvet. İtici güç. İtki. Sevk. İtiş. Tahrik.

Moral force : Manevi güç.

Impulses : Ani hareket. Uyarı etkisi. İtme. İçtepi. İtki.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Goads : Dürtmek. Nodullamak. Gönder. Üvendire ile dürtmek. Rahatsız etmek. İtmek. Teşvik etmek. Galeyana getirmek. Kışkırtmak.

Exhortation : Vaız. Teşvik edici söz. Tembih. Tavsiye. Uyarı. Nasihat. Şiddetli tavsiye.

Prod : Üvendire. Dürtmek. Gaz vermek. Dürtme. Kakmak. Hatırlatıcı şey. Kışkırtmak. Çivili sopa. Özendirmek.

 

Emboldening : Gaza getirme. Cesaret verme. Cesaret vermek. Yüreklendirme. Yüreklendirmek. Teşvik etmek.

Whetstones : Bileme taşı. Bileği taşı. Bileytaşı. Biley taşı. Bileğitaşı. Tahrik.

Incentive synonyms : rational motive, incentive scheme, sales incentive, incentive program, dynamic, warison, award, incitations, meeds, fillips, case, a type mutual funds, motioned, goading, plume, boost, matter of, gratification, motivation, blessing, causa, motivator, impulsion, a group shares, abnormal budget expenditures, causatively, reward, a change in demand, dividend, drive, gingers, carrot, motion.

Incentive zıt anlamlı kelimeler, Incentive kelime anlamı

Disincentive : Engel olan. Engelleyici. Caydırıcı. Önleyici. Caydırıcı faktör. Engelleyici faktör. Mani. Engel. Köstekleyici. Vazgeçiren etmen.

Nonpayment : Ödeme yapmama. Ademi tediye. Bir borcu ödememe. Tediye etmeme. Ödemesiz. Ödememe. Adem-i tediye.

Incentive ingilizce tanımı, definition of Incentive

Incentive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Inciting. Rousing to action. Spur. Encouraging or moving. That which incites, or has a tendency to incite, to determination or action. That which moves or influences the mind, or operates on the passions. Stimulative. That which prompts to good or ill. As, the love of money, and the desire of promotion, are two powerful incentives to action. Motive.