Inclines türkçesi Inclines nedir

  • Eğim yapmak.
  • Yönlendirmek.
  • Bayır.
  • Yatkın olmak.
  • Eğilimi olmak.
  • Yatmak.
  • Sebep olmak.
  • Sürüklemek.
  • Baş eğerek selamlamak.
  • Sapmak.
  • Eğilmek.
  • Meyletmek.
  • Yatırmak.
  • Çalmak.
  • Yöneltmek.
  • Neden olmak.
  • Eğmek.

Inclines ile ilgili cümleler

English: When I say hello to him, he never replies; he only inclines his head.
Turkish: Ona merhaba dediğimde asla yanıtlamaz; yalnızca başını eğer.

Inclines ingilizcede ne demek, Inclines nerede nasıl kullanılır?

Disinclines : Soğutmak. Soğutmak (caydırmak). İsteğini kaçırmak. Çevirmek. Kendinden soğutmak. Bir şeyi yapmaktan soğumak. Soğutmak (bir şeyden veya birinden). Caydırmak.

Overinclines : Aşırı eğmek. Aşırı eğilmek. Aşırı etkilemek. Aşırı bükmek.

Talus incline : Dinlenme açısı.

Incline : Eğmek. Eğilimi olmak. Meyletmek. Sapmak. Yatmak. Yönlendirmek. Çalmak. Neden olmak. Yöneltmek. Eğilmek.

Inclined : Mütemayil. Yamuk. Eli yatkın. Eğimli. Yetenekli. İstekli. Eğilimli. Meyilli. Eğik. Yatkın.

Feel inclined : Yatkınlık hissetmek. Eğilim hissetmek. Verilmek. Eğilimi olmak. Tercih etmek. -'a doğru meyilli olmak.

Be inclined to : Meyli olmak. Yatkın olmak.

Be inclined : Meyilli olmak. Meyletmek. Hevesi olmak. Eğilimli olmak.

Inclined roof : Eğimli çatı.

Inclined tube manometer : Eğik borulu manometre. Eğik borulu basıölçer.

 

İngilizce Inclines Türkçe anlamı, Inclines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Inclines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Devexity : Yokuş. İniş. Meyil.

Channelize : Kanala dökmek. Kanalize etmek. Odaklanmak (ayrıca 'channelise'). Kanal açmak.

Directs : Yolu tarif etmek. İdare etmek. Komuta etmek. Adres yazmak (gönderiye). Doğrudan. Yol göstermek. Direkt. Emretmek.

Suffer : Katlanmak. Göz yummak. Acısı çekme. Çekmek. Uğramak. Kalitesi düşmek. Kötüye gitmek. Cezasını çekmek. Zarar görmek. Cefa çekmek.

Beget : Peydahlamak. Yaratmak. Baba olmak. Babası olmak. Vücuda getirmek. Yol açmak. Peyda etmek.

Begets : Yaratmak. Babası olmak. Yol açmak.

Be disposed to : Eğiliminde olmak.

Have a predisposition : Önceden olan yatkınlığı veya eğilimi olmak. Doğuştan gelen yetenek veya kabiliyete sahip olmak.

Drift : Kayma. Yığmak. Toplanmak. Birikmek. Yatay galeri. Sapma. Kendini koyvermek. Bir yerde sürekli kalmadan yaşamak. Gayesiz yaşamak. Hayatın akışına bırakmak.

Channel : Kanal açmak. Oluk. Nehir yatağı. Oymak. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Alıcı oluğu. Arna açmak. Çevirmek.

Inclines synonyms : be, channelized, feel inclined, willing, slants, canalized, bevellers, gradient, conduct, dip, bring about, leaned, eaten away, deviates, sloped, induces, doss, be inclined, induce, governs, gravitate, causes, fond, cut, cabbages, buckle, bevel, tending, destining, ate away, dosses, drag away, get between the sheet.

Inclines zıt anlamlı kelimeler, Inclines kelime anlamı

 

Unwilling : Boyun eğmeyen. Hevessiz. Kafasının dikine giden. İnatçı. Zoraki. Gönülsüz. İsteksiz.

Disinclined : Soğumuş (bir şeyi yapmaktan). Meyilsiz. Gönülsüz. İsteksiz.

Ascent : Rampa. Harfin üst çıkıntısı. Tırmanış. Çıkış. Yukarı doğru giden yol. Yukarı doğru göç. Sporda verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama. İlerleme. Yükselme. Tırmanma.

Inclines antonyms : natural depression, descent.