Income türkçesi Income nedir

  • İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.
  • Gelir.
  • İrat.
  • Varidat.
  • Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi).
  • Kar.
  • Bütçe.
  • Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kar payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı.
  • Vücuda giren gıda.
  • Kazanç.
  • Bk. gelir gelir getiren taşınmaz.
  • Rant.

Income ile ilgili cümleler

English: At that time I had a poor income and couldn't live on it.
Turkish: O zamanlarda kötü bir gelirim vardı ve onunla geçimimi sağlayamadım.

English: He has a monthly income of 2,000 dollars.
Turkish: 2.000 dolarlık bir aylık geliri var.

English: Every month, he saved ten thousand yen out of his income for his daughter.
Turkish: Her ay, kızı için gelirinden on bin yen tasarruf etti.

English: Ali pays about 25% of his income in taxes.
Turkish: Ali gelirinin yaklaşık %25' ini vergi olarak ödüyor.

 

English: Ali and Mary save over half of their income each year.
Turkish: Ali ve Meryem her yıl kazançlarının yarısından fazlasını biriktirir.

Income ingilizcede ne demek, Income nerede nasıl kullanılır?

Income account : Gelirleri gereği gibi izleyebilmek amacıyla açılmış olan sayışım. Belirli bir kazanç için tutulan hesap. Gelir sayışımı. Gelir hesabı.

Income and expenditure account : Gelir gider hesabı.

Income bond : Elinde bulunduran kimseye ancak şirket kar elde ettiğinde gelir (faiz) sağlayan bir tür borç senedi. Gelir senedi. İşletmenin sadece kar elde etmesi halinde faizi ödenen tahvil türü. Gelir tahvili. Yalnızca kar edildiğinde faiz ödenmesini gerektiren tahviller. Kara iştırakli tahvil.

Income bracket : Gelir türkümü. Ek gelir. Gelir dilimi. Belli bir gelir aralığına giren nüfus. bk. gelir dilimi. Gelir grubu. Belli bir gelir aralığında yer alan vergi mükellefleri.

Income consumption curve : Gelir tüketim eğrisi. Mal fiyatları veri iken, farklı her toplam harcama düzeyinde (bütçe) tüketicinin seçeceği eniyi mal bileşimlerinin geometrik yeri, diğer bir deyişle tüketici denge noktalarının birleştirilmesiyle elde edilen eğri.

Income expenditure mechanism : Kendiliğinden gelir denkleşme düzeneği. Dış ticaret bilançosundaki bir dengesizliğin milli gelir değişimine yol açacağını ve bu değişimin de marjinal dışalım eğilimi ve marjinal tüketim eğilimi kanalıyla dış dengesizliği kendiliğinden gidermeye yönelik bir süreci başlatacağını öngören düzenek. krş. altın otomatizmi.

Income data : Gelir verileri.

Income deduction : Gelirden yitirce ve giderlerin düşürülmesi. Gelir indirimi. Gelirden tenzilat. İşletme dışı masraf. Geliri azaltıcı masraf. Gelir azaltıcı masraf.

 

Income effect : Gelir etkisi. İki mal tüketildiği varsayımı altında mallardan birinin fiyatındaki değişmenin tüketicinin reel gelirinde yaratacağı değişmeye bağlı olarak her iki mala yönelik istemde ortaya çıkan değişme. krş. ikame etkisi 1 emek piyasasında ücret artışı karşısında işçinin tatmin düzeyinin yükselmesi sonucunda daha az çalışmak istemesi, diğer bir deyişle boş zamanı çalışmaya tercih etmesi.

Income elasticity coefficient : Bir malın istem miktarındaki oransal değişmenin gelirdeki oransal değişmeye oranı, diğer bir deyişle gelirde meydana gelen değişmeye istemin duyarlılığını gösteren katsayı. krş. normal mal, düşük mal. Gelir esnekliği.

İngilizce Income Türkçe anlamı, Income eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Income ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Emolument : Hizmet karşılığı ödenen her türlü resmi olmayan ücret ve ek ödemeler. Vergin. Temettü. Aylık (maaş vb). Aylık. Maaş. Ücret. İkramiye.

Means : Vasıta. Bir sonuca ulaşmak için kullanılan şey. Varlık. Yol. Vesile. Para. Çare. Yöntem. Servet.

Unearned income : Kira geliri. Kazanılmamış gelir. Faiz, kira ve kar payı gibi kişinin doğrudan emek harcamadan elde ettiği gelirler. bk. öndelik. Haksız kazanç. Faiz geliri. Yatırım geliri. Havadan kazanılan para.

Gams : Balina avcılarının aralarında yaptıkları sohbet. İnsan bacağı (argo terim). Göç eden balinalar grubu (denizcilik). Kazanmak. Balina avcıları veya diğer denizciler arasında denizde veya karada yapılan sosyal ziyaret veya dostça sohbet (gemicilik argosu). Balina topluluğu. İnsan bacağı. Balina sürüsü.

Earnings : Hasılat. Karlar. Maaş. Ücret.

Easy money : Kolay kazanılmış para. Kolay iş. Ucuz para. Kolay kazanılıp kolay harcanılan para. Kolay para. Enaz çabayla elde edilen gelir. bk. ucuz para.

Gam : Göç eden balinalar grubu (denizcilik). Balina sürüsü. Balina avcılarının aralarında yaptıkları sohbet. Bacak. İnsan bacağı. Balina avcıları veya diğer denizciler arasında denizde veya karada yapılan sosyal ziyaret veya dostça sohbet (gemicilik argosu). İnsan bacağı (argo terim). Balina topluluğu. Kazanmak.

Return : Hasılat. Oyunda, önemli bir serimi yapabilmek için olay dizisinin ilerleyişi içine geçmişteki bir sahneyi katarak, eylemin gelişimini çeşitli biçimlerde etkilemeye yarayan bir önceye dönüş. Geri dönmek. Oyunda olayın düzgün ilerleyişini ve zamanın sırasını bozarak geçmiş bir olaya dönme, oyunun bir yerine geçmişte oluşmuş bir sahne katma. Tenis, bilgisayar, iktisat, masa tenisi, tiyatro alanlarında kullanılır. Dönmek. Geri götürmek. Rövanş. İade. İade etmek.

Net sales : Net satışlar.

Convenience : Rahatlık. Halk tuvaleti. Hayatı kolaylaştıran şey. Lavabo. Elverişlilik. Çıkar. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi). Kolaylık. Müsait oluş.

Income synonyms : double dipping, unearned revenue, rental income, gross revenue, gravy train, earnings before interest taxes depreciation and amortization, government revenue, ebitda, government income, gross sales, cash flow, avails, account, proceeds, payoff, budgets, net income, rente, acquisition, bread, drawings, credit, receipts, net profit, asset, avail, fruit, take, incrementing, lucre, emoluments, booty, disposable income.

Income zıt anlamlı kelimeler, Income kelime anlamı

Outgo : Sarfiyat. Harcama. Üstün gelmek. Geçmek. Masraf. Yenmek. Aşmak. Gider.

Income ingilizce tanımı, definition of Income

Income kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A coming in. Admittance. Ingress. Infusion. Entrance.