Interject türkçesi Interject nedir

  • Söz ile bir konuşmaya müdahale etmek.
  • Arada söz söylemek.
  • İçine atmak.
  • Arada söylemek.
  • Aniden söylemek.
  • Laf arasında söylemek.
  • Eklemek.

Interject ile ilgili cümleler

English: "Ah" is an interjection.
Turkish: 'ah' bir ünlemdir.

English: "Ah!" is an interjection.
Turkish: Ah! bir ünlemdir.

English: In English there are eight main parts of speech: noun, verb, adjective, adverb, pronoun, preposition, conjunction and finally interjection.
Turkish: İngilizcede dilin sekiz ana bölümü vardır:isim,fiil,sıfat,zarf,zamir,edat,bağlaç ve son olarak ünlem.

English: Nouns, pronouns, verbs, adjectives, adverbs, articles, prepositions, conjunctions, and interjections are the parts of speech in English.
Turkish: İsimler, zamirler, fiiller, sıfatlar, zarflar, makaleler, edatlar, bağlaçlar, ve ünlemler İngilizcede konuşma parçalarıdır.

Interject ingilizcede ne demek, Interject nerede nasıl kullanılır?

Interjected : Arada söylemek. Laf arasında söylemek.

Interjecting : Arada söz söylemek. Söz ile bir konuşmaya müdahale etmek. İçine atmak. Laf arasında söylemek. Arada söylemek.

Interjection : Arada söyleme. Laf arasında söyleme. Ünlem. Nida. Konuşanın korku, sevinç, acıma, şaşkınlık gibi her türlü duygu ve heyecanını etkili ve kısa bir biçimde anlatmaya, seslenmeye, çağırmaya yarayan ve kısmen bağımlı kelimeler sınıfına giren kelime veya kelimeler: a!, e!, ah!, ay!, ey!, ya!, hah!, o!, vah!, eh!, hay hay!, vay!, of!, uf!, pöh!, aman!, haydi!, bravo!, hişt!, yazık!, hop!, hoppala!, yo!, ayol!, yuh!, yahu!, hu!, be!, sakın!, allah!, tanrım!, yarabbi!, vb. — bana blöf yok dedik, a doktor! (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 148). — ah bu sarhoşluk(...) bu romantizmin büyülteci (t. buğra, yalnızlar, s. 69). ah bin kulağım olsaydı da bin şaheserin lezzetini birden tatsaydım (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından, s. 17). ey şair, çünkü senden sonra çok şeyler oldu (y. k. karaosmanoğlu, göst. e., s. 33). biraz düşündükten sonra bağırdı:- hah! dedi. bak mesela, o tabanca vak’ası... (p. safa, biz insanlar, s. 53): || — filan köşkü sekiz bin liraya satmışlar... || — vah vah... haber alaydım, parasını verir, alırdım... (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 179). hay hay! yarın sana uğrarım. oh canıma değsin! kardeşim hemen kucağından kapıyorlarmış gibi ona sımsıkı sarılarak: || — aaa!.. ben ismail’den ayrılmam... istemem... seninle gideceğim, diye isyan etti (r. n. güntekin, göst.e., s.20) behey mübarek adam, gece yarıları denizin dibinde ne arıyordun? (r. h. karay, memleket hikayeleri: şaka, s.70). saniye şarkı söylerken yakalandığı vakit gözleri dolarak: || — of! içimin acısından ne haltedeceğimi kendim de bilmiyorum, diyordu (r. n. güntekin, kızılcık dalları, s. 125). ben sekiz senedir buradayım! dedi. haydi eve gidelim, bir kahve içelim (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: teslim, s. 95) vb. || ünlemler kendi içinde a. içe dönük ünlemler, b. dışa dönek ünlemler, c. ses yansımalı ünlemler olmak üzere üç ana gruba ayrılır bunlara bk.

 

Interjectional : Ünlem gibi. Arada söylenen bir lafın özelliği. Laf arasında söylenen söz ile ilgili. Bir konuşmanın arasına sıkıştırılan kelime veya deyim ile ilgili. Arada söylenen söz ile ilgili.

 

Interjectionally : Ünlem olarak. Ünlemsel bir şekilde. Ünlem şeklinde. Ünlem halinde.

Interjectors : Konuşma arasında söz söyleyen. İlave bir şey ekleyen kimse. Arada söz söyleyen. Laf arasında söyleyen kimse.

Interjectory : Ünleme özgü. Ünleme ait. Ünlem ile ilgili.

Interjections : Nida. Laf arasında söyleme. Ünlem. Arada söyleme.

Inter alia : Bu meyanda. Diğerlerine ilaveten. Yanı sıra. Diğerleri arasında. Başkaları yanında. Bu arada. Diğerleri arasında (latince).

Interjects : Laf arasında söylemek. Arada söylemek. Söz ile bir konuşmaya müdahale etmek. Arada söz söylemek. İçine atmak.

İngilizce Interject Türkçe anlamı, Interject eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interject ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Come in : Yükselmek. Sağlamak. Gelmek. Tutulmak. Gözde olmak. İçeri girmek. Haline gelmek. Olmak (yarışma sonunda belirli bir sırada). Yaygın olmak. Seçilmek.

Repress : Baskılamak. Acısını içine atmak. Uzaklaştırmak. Bastırmak. Tutmak. Zulmetmek. Önlemek. Gemlemek. Menetmek.

Gulps : Yutkunmak. Boğazı düğümlenmek. Yutuvermek. Küçük dilini yutmak. Acısını içine atmak. Bastırmak. Yudum. Yutuverme. Soluğu kesilmek.

Blurted : Kuku. Beklenmedik bir şekilde söylemek. Düşünmeden söylemek. Vajina. Ağzından kaçırmak. Am. Yumurtlamak.

Accretes : Katılımlarla büyümek. Birleşmek. Büyümek. Artmak. Yapışmak.

Bottle up : Bastırmak. Kendini tutmak. Kuşatmak. Sıkıştırmak. Frenlemek. Dışa vurmamak. Gizlemek. Dışarıya vurmamak.

Throw into : Acısını içine atmak. Atmak.

Add to : Çoğaltmak. Kapsamak. Arttırılmış etkisi olmak. Ekleme yeri. Ekle. Artırmak. İlave etmek.

Blurting : Vajina. Yumurtlamak. Düşünmeden söylemek. Ağzından kaçırmak. Beklenmedik bir şekilde söylemek. Am. Kuku.

Interject synonyms : interjected, store up, cut off, represses, burst out, annexing, interjects, throw in, endure in silence, inject, add, adjoin, add up to, interrupt, affixes, affixing, add on, adjoins, blurts, gulp, gulped, disrupt, put in, blurt, gulping, repressed, repressing, annex, break up, gulp down, accreted, affix, accrete.

Interject ingilizce tanımı, definition of Interject

Interject kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To insert. To come between. To throw one`s self between or among. To throw in between. To interpose. To interpose.