Interpolar türkçesi Interpolar nedir

  • Kutuplar arasında olan.
  • Kutuplararası.
  • Kutuplar arası.

Interpolar ingilizcede ne demek, Interpolar nerede nasıl kullanılır?

Interpolate : Eklemek. Arasına sokmak. İki şey arasına bir şey sokmak. Aradeğerlemek. İnterpole etmek. Yazıya sözcük veya cümle ekleyerek asıl metni değiştirmek. Ara değerini hesaplamak. Katmak.

Interpolated : İzinsiz olarak değiştirilmiş (metin hakkında). Araya yerleştirilmiş. Ara değerler ekli. Ara değer olarak eklenmiş. İçine veya arasına yerleştirilmiş. Değiştirilmiş. Değişmiş. Ara değerli. Yeni bir şey eklenmiş olan.

Interpolates : Ara değerini hesaplamak. Arasına sokmak. Eklemek. İki şey arasına bir şey sokmak. İnterpole etmek. Katmak. Yazıya sözcük veya cümle ekleyerek asıl metni değiştirmek. Aradeğerlemek.

Interpolating : Aradeğerlemek. Yazıya sözcük veya cümle ekleyerek asıl metni değiştirmek. Eklemek. İnterpole etmek. Arasına sokmak. Ara değerini hesaplamak. Katmak. İki şey arasına bir şey sokmak.

Interpolation : Araya bir şey sokma. Arakestirim. İç değerbiçim. İç değerlendirme. İç değerleme. Aradeğer bulma. Ara değerini bulma. İçulama. Ara değer hesabı. Tadil.

Bilinear interpolation : Çiftdoğrusal aradeğerleme. Çift doğrusal ara değerleme.

Linear interpolation : Doğrusal içdeğerbiçim. Lineer interpolasyon. Doğrusal enterpolasyon. Doğrusal içdeğer biçme.

 

Interpol : Uluslararası polis örgütü.

Interposal : Karışma. Araya girme. Kendini veya bir şeyi araya koyma eylemi. Müdahale.

Interpolations : Tadil. Eklenti. Ara değer hesabı. İç değerlendirme. Araya bir şey sokma. Yazıya sözcük veya cümle ekleyerek asıl metni değiştirme. Metne eklenmiş sözcük veya cümle. Enterpolasyon. Ara değerini bulma. Ara değerini bulmak.

İngilizce Interpolar Türkçe anlamı, Interpolar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interpolar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cipher : Şifre ile yazmak. Parola. Günümüz rakamları. Hesaplamak. Hiç. Önemsiz kimse. Anahtar. Hiç olan şey. Sıfır.

Calculate : Tahmin etmek. Hesaplama yapmak. Düşünüp taşınmak. Bel bağlamak. Hesaplamak. Hesap kitap yapmak. Planlamak. Saymak. İhtimal vermek.

Interaction : Karşılıklı etkilenme. Karşılıklı ilişki. Karşılıklı etki. Toplum yaşamında her şeyin hem kendisinin bağlı olduğu, hem de kendisine bağlı olan bir karşılıklı etkiler bütünlüğü içinde bulunması; neden ile sonucun birbirinden ayrı değil, sıkı sıkıya birbirine bağlı olması ve durmadan birbiriyle yer değiştirmesi. Fiziksel kimyasal bir olayı oluşturan özdek ya da kuvvetlerin eştürden karşılıklı etki ve katkılarının tümü. Etkileşme. Etkileşim. Karşılıklı etkileşim. Birbirini etkileme. Bilgisayar, fizik, kimya, nükleer enerji, sosyoloji alanlarında kullanılır.

Work out : Çalışma yapmak. Vücut egzersizi yapmak. Sonuçlanmak. Ayrıntılarıyla hazırlamak. Hesaplamak. Vücut çalışmak. Egzersiz yapmak. Çıkmak. Spor yapmak. Anlamak.

 

Compute : Hesap etmek. Tahmin yürütmek. Hesaplamak. Hesabetmek. Bilgisayar kullanmak. Hesap yapmak.

Figure : Olarak yer almak. Desen. Sayıları gösteren simgelerden her biri. Vücut yapısı. Anlamı olmak. İnsan tasviri. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Önemli kişi. Boy. Pos.

Extrapolate : Tahmin etmek. Dışdeğerlemek. Anlam çıkarmak. Dış değer bulmak. Ekstrapole. Dışdeğer bulmak. Dışdeğerini hesaplamak. Verilerden bilinmeyene ulaşmak. Geleceği tahmin etmek. Sonuca ulaşmak.

Reckon : Hesaba katmak. Gözüyle bakmak. Saymak. Hesaplamak. Güvenmek. Tutmak. Tahmin etmek. Hesap etmek. Addetmek. Hükmetmek.

Cypher : Açarsöz. Önemsiz şey. Sıfır. Bkz.cipher. Şifre.