Interposal türkçesi Interposal nedir

Interposal ingilizcede ne demek, Interposal nerede nasıl kullanılır?

Interpose : Lafa karışmak. Karşı çıkmak. Aracılık yapmak. İleri sürmek. Karşı koymak. Araya girmek. İtiraz etmek. Arasına koymak. Araya koymak. İki şeyin arasına koymak.

Interposed : İleri sürmek. Arasına koymak. Lafa karışmak. Karşı koymak. Karşı çıkmak. Araya koymak. İtiraz etmek. İki şeyin arasına koymak. Tavassut etmek. Aracılık yapmak.

Interposer : Aracı. Arada duran bir şey. Araya giren kimse veya şey. Bölen şey. Karışan kimse veya şey. Müdahale eden kimse. Arabulucu.

Interposers : Bölen şey. Arada duran bir şey. Müdahale eden kimse. Karışan kimse veya şey. Aracı. Araya giren kimse veya şey. Arabulucu.

Interposes : Aracılık yapmak. Karşı çıkmak. Tavassut etmek. Karşı koymak. İki şeyin arasına koymak. Lafa karışmak. İtiraz etmek. Araya girmek. Araya koymak. Arasına koymak.

Interpositions : Tavassut. Müdahale. Aracılık. Karışma. Üst üste binme. Araya koyma. Araya girme.

Interposition : Araya girme. Araya koyma. Müdahale. Tavassut. Karışma. Üst üste binme. Aracılık.

Interpolate : Yazıya sözcük veya cümle ekleyerek asıl metni değiştirmek. Eklemek. Arasına sokmak. Ara değerini hesaplamak. İki şey arasına bir şey sokmak. İnterpole etmek. Katmak. Aradeğerlemek.

 

Interposing : Arasına koymak. İtiraz etmek. Araya girmek. Lafa karışmak. Karşı koymak. Aracılık yapmak. Tavassut etmek. İki şeyin arasına koymak. İleri sürmek. Karşı çıkmak.

Interpolar : Kutuplar arası. Kutuplararası. Kutuplar arasında olan.

İngilizce Interposal Türkçe anlamı, Interposal eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Interposal ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Interlocation : Arada olma.

Amalgamations : Karışım. Birleşme. Alaşım. Füzyon. Cıva ile bir başka madeni karıştırma. Şirketlerin birleşmesi. Birleştirme. Karıştırma. Bütünleştirme.

Interpositions : Araya koyma. Üst üste binme. Aracılık. Tavassut.

Engaged in : ..e ile iştigal etmek. Katılma. Müdahil olma. Tarafı olma. Meşgul olma. Girme.

Interrupt : Ara vermek. Sekte vurmak. Kesmek. Kesme. Bilgisayar dizgesinde yürütülen bir görevin herhangi bir donanım biriminden gelen uyarı üzerine kesilip güdümün, geçici bir süre için, uyarıyı işleyecek göreve geçirilmesi. Engellemek. Araya girmek. Kesilme. Akışını durdurmak. Kapatmak (görüntü).

Interfering : Müdahil. Müdahaleci. Çatışan. İşgüzar. Müdahale eden. Karışan. Herşeye karışan. Aykırı düşen. Her şeye burnunu sokan.

Intermediacy : Aracılık. Arada olma. İki şeyin arasında olma. Arabuluculuk. İki şey arasında olma durumu.

Amalgamates : Cıva ile karıştırmak. Karıştırıp birleştirmek. Katılmak. Bileştirmek. Kaynaşmak. Karıştırmak. Firma. Birleşmek. Karışım.

Intervention : Arada olma. Nüfuzunu kullanma. Aracılık etme. Tavassut. Katılma. Girişim. Bilgisayar, hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Aracılık.

 

Interventions : Arada olma. Aracılık. Geçme. Nüfuzunu kullanma.

Interposal synonyms : intervenience, come in, cut off, throw in, intermediation, inject, embroilment, intercession, crosstalk, amalgamation, interferences, intercessions, embroilments, interference, interposition, disrupt, implication, put in, response, interject, break up, amalgamate, concernment, commingling.

Interposal ingilizce tanımı, definition of Interposal

Interposal kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Intervention. Interposition. The act of interposing.