Interpose türkçesi Interpose nedir
- Araya girmek.
- İtiraz etmek.
- Aracılık yapmak.
- İleri sürmek.
- Arasına koymak.
- Tavassut etmek.
- Karşı çıkmak.
- İki şeyin arasına koymak.
- Karşı koymak.
- Araya koymak.
- Lafa karışmak.
Interpose ingilizcede ne demek, Interpose nerede nasıl kullanılır?
Interposed : Araya girmek. İleri sürmek. Tavassut etmek. Lafa karışmak. Araya koymak. Karşı koymak. İki şeyin arasına koymak. Aracılık yapmak. Karşı çıkmak. Arasına koymak.
Interposer : Arada duran bir şey. Araya giren kimse veya şey. Arabulucu. Bölen şey. Aracı. Müdahale eden kimse. Karışan kimse veya şey.
Interposers : Aracı. Arada duran bir şey. Müdahale eden kimse. Arabulucu. Bölen şey. Araya giren kimse veya şey. Karışan kimse veya şey.
Interposes : Tavassut etmek. İki şeyin arasına koymak. Arasına koymak. İtiraz etmek. İleri sürmek. Karşı çıkmak. Lafa karışmak. Karşı koymak. Araya girmek. Araya koymak.
Interposal : Müdahale. Kendini veya bir şeyi araya koyma eylemi. Karışma. Araya girme.
Interposing : İki şeyin arasına koymak. İleri sürmek. Aracılık yapmak. Lafa karışmak. Araya koymak. Araya girmek. Karşı koymak. Tavassut etmek. Karşı çıkmak. Arasına koymak.
Interposition : Üst üste binme. Karışma. Aracılık. Araya girme. Tavassut. Müdahale. Araya koyma.
Interpolar : Kutuplar arası. Kutuplar arasında olan. Kutuplararası.
Interpositional artroplasticy : Eklemi oluşturan kemiklerin arasına metal, plastik, ak zar vb. organik veya inorganik bir madde yerleştirilmesiyle yapılan artroplasti çeşidi. İnterpozisyon artroplastisi.
Interposition artroplastisi : Eklemi oluşturan kemiklerin arasına metal, plastik veya ak zar gibi organik veya inorganik bir madde yerleştirilmesiyle yapılan artroplasti çeşidi. Pozisyon içi artroplastisi.
İngilizce Interpose Türkçe anlamı, Interpose eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Interpose ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Antagonised : Husumete sebep olmak. Kışkırtmak. Kızdırmak. Düşmanlığa sebep olmak. Önlemek (ayrıca antagonize). Husumeti tahrik etmek. Aleyhine çevirmek. Düşman etmek.
Confront : Karşısına çıkmak. Karşı durmak. Üstüne gitmek. Karşılaştırmak. Yüzleştirmek. Yüz yüze gelmek. Yüz yüze getirmek. Kötülemek. Zıt düşmek.
Arbitrates : Hakemlik etmek. Hakeme gitmek. Arabuluculuk yapmak. Hakemlik yapmak (iki taraf arasında). Hakem olarak karar vermek. Anlaşmazlığı çözümlemek. Tarafsız birinin kararına bağlayarak halletmek (meseleyi). Hakeme başvurmak.
Put in : İlave etmek. Takılmak. İçine sokmak. Uğramak. Başvurmak. Çalmak. Sokmak. Geçirmek (vakit). Vurmak. İçeri sokmak.
Interlay : Bir şeyi başka bir şeyin arasında yatırmak veya yerleştirmek. Arasına yatırmak. Arasına yerleştirmek.
Challenges : Davet etmek (düello). Hiçe saymak. Meydan okumak. Boy ölçüşmek. Havlamaya başlamak. Düelloya davet etmek. Kafa tutmak (argo terim). Tartışmak (doğruluğunu). Zorluklar.
Antagonises : Aleyhine çevirmek. Düşmanlığa sebep olmak. Husumeti tahrik etmek. Kışkırtmak. Önlemek (ayrıca antagonize). Kızdırmak. Husumete sebep olmak. Düşman etmek.
Challenge : Kafa tutmak (argo terim). Kimlik sormak. Çoğunlukla, çifteker sporuna emeği geçmiş ya da yurda herhangi bir yolda yararlı olmuş kişileri anma ve yaşatma amacıyla düzenlenen çeşitli yarışlar. Soruşturmak. Boy ölçüşmek. Davet etmek. Tepki ölçmek veya değerlendirmek. Meydan okumak. Düelloya davet etmek. Onur kupası yarışı.
Arbitrating : Hakeme gitmek. Arabuluculuk yapmak. Anlaşmazlığı çözümlemek. Tarafsız birinin kararına bağlayarak halletmek (meseleyi). Hakeme başvurmak. Hakemlik etmek. Hakemlik yapmak (iki taraf arasında). Hakem olarak karar vermek.
Asserting : İddia etmek. Davacı. Öne sürmek. Müddei. Savunmak (hak). Söylemek.
Interpose synonyms : get in the way, contests, intercedes, break in, embroils, break into, sail in, interfered, mediates, advance, insetting, butt in, contest, interposing, argue against something, interlaid, antagonising, inset, interposes, asserts, affirming, argue, contravened, come out against, assert, cut off, interfere, antagonise, mediate, alleging, break up, arbitrate, interrupt.
Interpose ingilizce tanımı, definition of Interpose
Interpose kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Interposition. To be or come between. To place between. As, to interpose a screen between the eye and the light.

Bu kısımda Interpose kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Interpose ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Interpose anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Interpose ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.