Isocline türkçesi Isocline nedir

  • İzoklin.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Eşeğim çizgisi.
  • Kenarları aynı yöne doğru batacak şekilde sıkıca bastırılmış olan tabakalar (jeoloji).
  • Farklı eş-ürün eğrileri üzerinde faktörler arasındaki marjinal teknik ikame oranının veya eğimin sabit kaldığı noktaların geometrik yeri, diğer bir deyişle genişleme yolu eğrisinin doğru biçiminde olduğu durum.
  • Eş-eğim doğrusu.

Isocline ingilizcede ne demek, Isocline nerede nasıl kullanılır?

Isoclines : İzoklin. Kenarları aynı yöne doğru batacak şekilde sıkıca bastırılmış olan tabakalar (jeoloji). Eşeğim çizgileri.

Isoclinal : (jeoloji) paralel tarafları olan. İzoklinal. Eşit eğimli. Eşit eğiklik veya meyilli olan. Eş eğimli.

Isoclinal fold : Eşyatımlı kıvrımlar. Yanları eşit yatımlı ve birbirlerine koşut kıvrımlar.

Isocaloric : Yemlerin enerji bakımından dengelenmesi, eşitlenmesi. enerji bakımından eşit kalori değerine sahip diyetler. enerji bakımından eşit kalori değerine sahip diyetler. İzokalorik.

Isocandela curve : Eşit ışık yeğinlikleri eğrisi. Bir kaynağın ışık yeğinliğinin aynı olduğu doğrultuları gösteren noktaları birleştiren eğri.

Isochronic : Aynı zamanda yapılan.

Isochrone : Eşoylum eğrisi. İzokron. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Oylum değişmeden, bir özelliği başka değişkenlere göre gösteren eğri. Eşhacim. Bir özdeğin oylumunu değiştirmeden, öteki niteliklerinin, örneğin, basıncının ve sıcaklığının birbirine göre değişimini gösteren eğri.

 

Isochronal : Eşsüreli. Eş süreli. İzokron. Eşit zaman aralağında. Eş dönemli. Eş zamanlı.

Isochor : Sabit hacim.

Isochromosome : İzokromozom. Hücre bölünmesi esnasında sentromerin enlemesine bölünmesinden veya izokromatidlerin kırılması ve tekrar sentromerin üzerinde birleşmesinden kaynaklanabilen, kromozomun kollarından birinin kaybolması diğerinin iki katına çıkmasıyla oluşan bir yapısal kromozom anormalliği.

İngilizce Isocline Türkçe anlamı, Isocline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Isocline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be given : Verilmek.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Be : Berylliumb (berilyum). Olmak. Var olmak. Bulunmak. Durmak. -dır. Anlamına gelmek. Kalmak. Mal olmak. -di.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Determine : Karara varmak. Amaçlamak. Belirlemek. Karara bağlanmak. Kesmek. Azmetmek. Kararlaştırmak. Karar vermek. Karara bağlamak. Saptamak.

 

Suffer : Acı çekmek. Zayiat vermek. Bağrı yanmak. -e uğramak. Acısını çekmek. Istırap çekmek. Çekmek. Zarar görmek. (acı) çekmek. Acısı çekme.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Mold : Ölü ya da diri örgensel ortamlarda çürükçül ya da asalak yaşayan ilkel mantarların ortak adı. bk. küf mantarları. Küf. Hifalardan oluşmuş çok hücreli, filamentöz koloniler oluşturan mantar. Şekil vermek. Küf bağlamak. Biçimlendirmek. Küflendirmek. Flamentli mikrofungusları tanımlamak için gıda ve diğer mikrobiyoloji dallarında kullanılan bir tanım, mantar. parazitik, çok hücreli filamentöz koloniler oluşturur. Şekil. Kalıba dökmek.

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Isocline synonyms : influence, a change in individual demand, a shift in demand, a change in demand, a shift in supply, predispose, a type mutual funds, gravitate, lean, tend, shape, regulate, a shift in individual demand, take kindly to, isoclines, dispose, a group shares, abnormal budget receipts, ability to pay approach, abnormal budget expenditures, a pass through certificate, run.

Isocline zıt anlamlı kelimeler, Isocline kelime anlamı

Indispose : Soğutmak. Elverişsizleştirmek. Hevesini kırmak. Zayıflatmak. İsteksiz. Rahatsız etmek. Keyfini kaçırmak. Hasta etmek. Bozmak.

Ascent : Bayır. Yokuş. Tırmanış. Gitme. Çıkış. Tırmanma. Yamaç. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer. Yukarı doğru göç. Harfin üst çıkıntısı.

Descent : Yokuş. Üşüşme. Alçalma. Köken. Soy. Bayır. Çöküş. Düşme. Sukut. Baskın.

Isocline antonyms : natural depression.