Isotropy türkçesi Isotropy nedir

  • Önceden tanımlanmış eksenleri olmama durumu (zooloji).
  • Tüm eksenler boyunca özellikler ve nitelikler benzerliği (fizik).
  • Yönbağımsızlık.
  • İzotropik.
  • İzotropluk.
  • Eş yönlülük.
  • Eşyönelim.
  • Eşyönlülük.
  • Yönden bağımsızlık.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • İzotropi.
  • Cisimlerde, fiziksel ve kimyasal özelliklerin doğrultuya bağlı olmaması.

Isotropy ingilizcede ne demek, Isotropy nerede nasıl kullanılır?

Optically isotropy : Bir ortama giren bir ışın hızının, yöne bağlı olmayışı. (mineral dünyasında bu tip ortamlar kubusal kristallerde vardır.). Işıksal eşyönlülük.

Anisotropy : Yönseme. Kimi cisimlerde, fiziksel ve kimyasal özelliğin doğrultuya göre değişmesi. Yöne bağımlılık. Anizotropi. Örütlerin, iletkenlik, esneklik, geçirgenlik gibi kimi özelliklerini yöne bağlı olarak değiştirmesi. İzotrop olmayan. Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Eşyönsüzlük. Anizotrop. Değişik eksenler boyunca değişik boyutlara sahip olma durumu (botanik ve fizik).

Crystal anisotropy : Kristal anizotropisi. Kristal yönsemezliği.

Optically anisotropy : Bir ortama giren ışın hızının yöne bağlı olması. Işıksal eşyönsüzlük.

Isotropic : Yönsemez. İzotrop. Özellikleri her yönde bir olan (ortam). Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Fiziksel özellikleri, küpsel örüt biçimli nesnelerde olduğu gibi, her yönde eş olan (özdek). Eşyönlü.

 

Isotropie : Dogabilimsel özellikleri tüm doğrultular boyunca özdeş olan (ortam). Yönsemez.

Isotropik band : I bandı. İzotropik bant.

Discus isotropicus : İskelet kasında miyofibriller üzerinde açık renkte görünen ve tam ortasında z bandının bulunduğu bölge, izotropik bant. ı bandında yalnız aktin iplikçikleri yer alır. I bandı.

Isotropic body : Eşyönlü töz. İzotropik madde. Yönsemez kütle.

Isotropie region : İzotropik bölge. Bir kas telinin üzerinde bulunan ve ışığı bir defa kıran, ince ipliklerden oluşan bölgeler. ı bandı.

İngilizce Isotropy Türkçe anlamı, Isotropy eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Isotropy ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

After shock : Artçı deprem (depremden sonra). İlk yeğin depremin ardından gelen ve genel olarak yavaş yavaş yeğnileşen sarsıntı. Artçı şok. Artçı sarsıntı. Art sarsıntı.

Absolute chronology : Mutlak kronoloji. Yerbilim oluşlarının yıllarla bekletilmesi. Salt çağbilimi.

Symmetry : Bir biçimin, bir nesnenin parçaları arasında, bir noktaya, bir çizgiye ya da bir düzleme göre tam karşılıklı olma durumu. bir nesne ile düz ayna görüntüsü bakışımlıdır. Bir nesne ya da işlevin; belirli eksen, özek noktası ve işlemlere göre noktalarının yerleri değiştirildiğinde görünümünü değiştirmemesi özelliği. Benzer yarımlara bölünebilme hali, bir eksenin iki bölgesinin yapı ve biçim benzerliği, simetri. Bir geometrik biçim, molekül ya da örütün, bir noktadan geçen çizgi, eksen ya da düzleme dikey bir çizgiyle ve bunlara göre birbirine eşit iki bölüğe ayrılabilmeleri özelliği. (örn. örütlerin benzer yüzeylerinin art arda düzenlenmeleri.). Bakışımlılık. Bir çizgenin, yüksekliğine ya da bir keseğe göre çakışımlı olması ya da katlama çizgisine göre karşılıklı noktaların birbiri üzerine düşmesi durumu. Bakışım. Uyum. Bir kristalde, elemanlarının bir eksen ya da bir düzleme göre eşdeğerinin bulunması. Biyoloji, fizik, kimya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır.

 

Adventive cone : Bir yanardağın yamacında ve eteğinde, çoğunlukla bir yarık üstünde bulunan lav ya da tüf konisi. İlerleme hunisi. Ek koni. Parazitik koni. İlerleme konisi.

Isotropism : Yerdeşlik.

Absolute age : Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Salt yaş. Mutlak yaş. Kesin yaş.

Property : Servet. Hususiyet. Emlak. Mal mülk. Oyuncunun, dekor gereğiyle kullandığı eşyalar; dekora yardımcı olacak küçük parça eşyalar, sahne takımları, (bk. donatım). Aksesuar. Sahiplik. Birey, aile, akraba ya da toplulukların, ilgili oldukları toplumun anlayış ölçülerine uygun bir biçimde üzerlerinde hak iyesi oldukları özdeksel ve tinsel öğelerin tümü. Arazi. Bir şeyi başka şeylerden ayrımlı ya da onlara benzer kılan ve onlarla ilişkilerinde ortaya çıkan yanlarının her biri.

Advance of aglacier : Buzulun önden uzanması. Buzul ilerlemesi.

Abysal environment : Derin ova. 2000 m.nin altındaki derin deniz dibi ortamı.

Algonkian : Bir prekambriyen sistemi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Algonkiyen. Alkongien.

Isotropy synonyms : alcalic fumarole, adjacent rock, abrasive power, isotropous, acrozone, agricultural geology, aggregats, acid fumarole, alkali rocks, abyss.

Isotropy zıt anlamlı kelimeler, Isotropy kelime anlamı

Anisotropy : Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Yöne bağımlılık. İzotrop olmayan. Anizotropi. Anizotrop. Yönseme. Kimi cisimlerde, fiziksel ve kimyasal özelliğin doğrultuya göre değişmesi. Örütlerin, iletkenlik, esneklik, geçirgenlik gibi kimi özelliklerini yöne bağlı olarak değiştirmesi. Değişik eksenler boyunca değişik boyutlara sahip olma durumu (botanik ve fizik). Eşyönsüzlük.

Isotropy ingilizce tanımı, definition of Isotropy

Isotropy kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Specifically, equal elasticity in all directions. Absence of all kinds of polarity. Uniformity of physical properties in all directions in a body.