Şama nedir, Şama ne demek

Şama; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Yerel Türkçe anlamı:

1.Kibrit. 2.Eski mumlu kibrit. 3.Şamdan. 4.Kibrit kabı.

Sığırlarda dişilik organı.

Kokulu küçük kavun.

Şama tanımı, anlamı:

Şamalı : Şama ile yapılmış.

Şamama : Güzel kokulu bir tür küçük kavun. Kavuna benzer bir yıllık otsu ve sürüngen bir bitki (Cucumis dudaim).

Şamama gibi : Ufak tefek, sevimli (kimse).

Şamandıra : Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim. Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni. Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top. Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılmış olan fıçı vb., yüzer top.

Şamandıralama : Şamandıralamak işi.

Şamandıralamak : Belli bir noktayı işaretlemek için bir şamandırayı zincirleriyle birlikte denize bırakmak.

Şamanist : Şamanlığa inanmış kimse, Şamani.

Şamanizm : Şamanlık.

Şamar : Açık elle yüze vurulan tokat, beşkardeş.

Şamar atmak : Şamarlamak.

Şamar patlatmak : Aniden güçlü bir tokat atmak.

Şamarlama : Şamarlamak işi.

Şamarlamak : Yüze açık elle vurmak, şamar atmak.

 

Şamaroğlanı : Adam yerine konulmayan, yerli yersiz azarlanan kimse.

Şamaroğlanına dönmek : Yerli yersiz azarlanmak.

Şamata : Gürültü patırtı.

Şamata etmek : Gürültü patırtı yapmak.

Şamata koparmak : Aniden gürültü patırtı çıkarmak.

Şamatacı : Gürültü patırtı yapan. Ciddi olmayan.

Şamatacılık : Şamatacı olma durumu.

Şamatalı : Çok eğlenceli. Gürültülü patırtılı.

Cankurtaran şamandırası : Denize düşenlerin kolayca belirlenip kurtarılmaları için denize bırakılan ve kazaya uğrayanların bulup kendilerini göstermeleri için kullanılan, parlak renkli, fosforlu şamandıra.

Çanlı şamandıra : Sisli havalarda şamandıranın yerini kampana çalarak belirten şamandıra.

Parafin : Katran, petrol, neft vb. maddelerden çıkarılan, katı, beyaz, yarı saydam, buharı parlak bir alevle yanan, kimyasal etkenlere karşı ilgisiz, katı hidrokarbon, alkan.

Batı : Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta.

Fitil : Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi.