Fitil nedir, Fitil ne demek
Fitil; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
- Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde.
- 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi.
- Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş

- Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi.
- Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu.
- Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde.
- Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol.
- Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç.
- Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.
"Fitil" ile ilgili cümle
- "Lambanın fitili biraz daha açılmış." - Y. Z. Ortaç
- "Fitiller işliyor azgın yarada" - Halk türküsü
- "Fitil oynarken kâğıtları bir müddet masaya bırakır." - S. F. Abasıyanık
Yerel Türkçe anlamı:
Meyve vermemiş fasulye, mısır ve benzeri bitkilerin gövdesi.
Kazları beslemek için verilen bir çeşit yem.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Akım geçirildiğinde ışık ve eksicikler salan iletken parçası.
Kimya'daki anlamı:
İnce iplik şeklinde cisim veya yapı.
Veterinerlik alanındaki anlamları:
Düz bağırsağa uygulanmak için hazırlanan konik biçiminde, vücut ısısında eriyen bir ilaç biçimi, şaf, suppozotivar.
Bilimsel terim anlamı:
İp ya da kaytanların çevresine boylu boyunca kumaş sarıp, diplerinden dikerek hazırlanan döşeme gereci.
İngilizce'de Fitil ne demek? Fitil ingilizcesi nedir?:
filament, tent
Fransızca'da Fitil ne demek?:
mèche, suppositoire
Osmanlıca Fitil ne demek? Fitil Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
fitil
Fitil anlamı, kısaca tanımı:
Fitil gibi : Çok sarhoş.
Fitil olmak : Sarhoş olmak. çok kızmak.
Fitil vermek : Kızdırmak, azdırmak, kışkırtmak.
Fitili almak : Birdenbire telaşlanmak, kaygılanmak, öfkelenmek.
Halat fitili : Özellikle çelik halatların merkezini oluşturan bitkisel halat.
Fitilci : Kargaşalık çıkaran kimse. Fitil yapan veya satan kimse.
Fitilleme : Fitillemek işi.
Fitillemek : Birini kızdırmak veya kışkırtmak, fitil vermek. Fişek, dinamit vb. patlayıcı maddelerin fitilini ateşlemek.
Fitillenmek : Kızdırılmak, kışkırtılmak. Fitil takılmak.
Fitilli : Üzerinde dokuma doğrultusunda fitiller olan (kumaş). Fitili olan veya fitille ateşlenen.
Fitilsiz : Fitili olmayan.
Lambada : Güney Amerika'da yapılmış olan bir dans. Bu dansın müziği.
Kandil : Kandil gecesi. Çok sarhoş. İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı.
Çakmak : Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Parıldamak, ışık vermek. Çivi ile tutturmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. Saplamak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak. Sınavda başarısız olmak. İçki içmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Vurmak. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Anlamak, bilmek. Vurarak sokup yerleştirmek.
Benzin : Bir organik yağ çözücü türü. Petrolün damıtılması ile elde edilen, özgül ağırlığı yaklaşık 0,65 olan, renksiz, uçucu, kendine özgü kokusu bulunan bir sıvı. Benzen.
Yanma : Yanmak işi. Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü.
Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.
Biçim : Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz.
Yollu : Çizgili. Hızlı giden (taşıt). Kuralına uygun. Yolu herhangi bir nitelikte olan. Kolayca elde edilen kadın. Herhangi bir nitelikte, biçimde. Parası olan.
Bir : Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Beraber. Eş, aynı, bir boyda. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Sayıların ilki. Sadece. Aynı, benzer. Tek. Ancak, yalnız.
Kumaş : Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme. Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma.
Gram : Kilogramın binde biri değerindeki ağırlık ölçüsü birimi.
Ağırlık : Etki, baskı, güçlük. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Ağırbaşlılık. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Değerli olma durumu. Ağır olma durumu. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Takı. Yük, külfet. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Sıkıntı. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın. Sorumluluk.
Ölçü : Değer, itibar. Belirlenmiş boyut. Ölçüt. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Ölçme sonucu bulunan rakam. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi.
Fitil çöpü : Eğrilecek pamuğu çıkrıkta bükmeye yarayan araç.
Fitil tahtası : Üzerinde fitil yapılan düzgün tahta.
Fitilcilik : Fitilcinin yaptığı iş. Fitilci olma durumu.
Fitillenme : Fitillenmek işi.
Fitil ile ilgili Cümleler
- Sen fitil gibi sarhoşsun.
- Dimi ve fitilli kadife arasındaki farkı biliyor musunuz?
- Burnundan fitil fitil getireceğim!
- O sahtekarın burnundan fitil fitil getireceğim!
- Ali fitili ateşledi.
- Bu ilaç bir fitil olarak alınır.
Diğer dillerde Fitil anlamı nedir?
İngilizce'de Fitil ne demek? : n. wick, candlewick, suppository, cord, fuse, fuze, portfire, detonator, flute, piping
Fransızca'da Fitil : mèche [la], suppositoire [le]
Almanca'da Fitil : n. Docht, Lunte, Zunder
Rusça'da Fitil : n. фитиль (M), шнур (M), запал (M), кант (M)

Bu kısımda Fitil nedir? Fitil ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Fitil tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Fitil hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.