Şapşak atmak nedir, Şapşak atmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Dalkavukluk yapmak.

Şapşak atmak anlamı, kısaca tanımı

Şapşa : Ağaçtan oyma tas, bardak

Şapşak : 1.Ağaçtan oyma tas, bardak. 2.Bakır ya da teneke maşrapa. 3.Her çeşit bardak. 4.Çeşme önlerine, içinde su birikmesi için konulan taş ya da ağaç yalak 5.Kepçe. [Bakınız: şapşal]. Dişi hayvanın üreme organı. Yayvan, düz, geniş : Şapşak ağızlı. 1.Yüzsüz, geveze. Şaşkın, beceriksiz, alık. Dalkavuk. Ağzı geniş fıçı. Maşrapa, su tası. Çoğunlukla tahtadan yapılan su tası. Ağaç su tası. (Başkışla Karaman Konya). Sukabağından yapılan su tası. (Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana). Bakır su tası. (İlyaslı Uşak; Aksaray Niğde). Kadınların vücut kıllarını yolmak için kullandıkları akide. (Esnemez, Erenköy, Dereyalak Eskişehir). Çamaşır tokacı. (Terme Samsun).

Atma : Atmak işi.

Atmak : Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

 

Dalkavukluk : Dalkavukça davranış, kemik yalayıcılık, çanak yalayıcılık, yağcılık, yalakalık, yalpaklık, yaltakçılık, yaltaklanma, yaltaklık, tabasbus, huluskârlık.

Dalkavuk : Kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimse, huluskâr, yağcı, yalaka, yağdanlık, yalpak, yaltak, yaltakçı, kemik yalayıcı, çanak yalayıcı. Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimse.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Yapma : Yapmak işi. Yapay. Yapmacık. Tezek. Bulgurla yapılmış, yuvarlak ve yassı köfte. Sır, gizem. Elle biçim verilen tezek. Tezek, kerme (Çayağzı).

Dalka : Dalga.

Dalk : Tuz, baharat gibi şeyler.

Diğer dillerde Şaplar anlamı nedir?

İngilizce'de Şaplar ne demek ? : alum