Şehadet nedir, Şehadet ne demek

Şehadet; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Tanıklık.
  • Yüksek bir ülkü uğrunda ölme, şehit olma

"Şehadet" ile ilgili cümle

  • "Dünya karşısında Türk'ün kendi kendisi için yapacağı şehadet daha adamakıllı yapılmamıştır." - A. Ş. Hisar

Şehadet isminin anlamı, Şehadet ne demek:

Erkek ismi olarak; Tanıklık, şahitlik. Bir şeyin doğruluğuna inanma. Yüce bir ülkü uğrunda ölme, şehitlik. İşaret, iz.

Şehadet hakkında bilgiler

Şehit (Arapça: شهيد ‎ شُهَداء šuhedā'/ešhād) kutsal bir ülkü, din veya inanç uğrunda ölen kimse. Şehit olma eylemine "şehâdet" adı verilir.

Şehadet anlamı, tanımı:

Ülkü : Gerçekte olmayıp yalnız düşüncede tasarım biçiminde var olan, yalnızca düşünce ile kavranabilen şey, ideal. Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey, ideal. İnsanı duyular dünyasının üstüne yükselten ve hiçbir zaman tam olarak gerçekleştirilemeyecek olan, yalnızca erişilmesi istenen amaç olarak kalan kılavuz ilke, mefkûre, ideal, vizyon.

Şehit : Kutsal bir ülkü veya inanç uğrunda ölen kimse.

Şehadet etmek : Herhangi bir konuda bildiği, gördüğü şeyleri söylemek.

Şehadet getirmek : İslam'ın şartlarından "Tanrı'dan başka tapacak yoktur ve Hz. Muhammed onun kulu ve peygamberidir" anlamına gelen kelimeişehadet adını taşıyan Arapça sözü söylemek.

 

Şehadet şerbetini içmek : Şehit düşmek.

Şehadette bulunmak : Tanıklık etmek.

Şehadetname : Diploma, sertifika. Bir işin yapıldığını gösteren, yetkilisi tarafından verilmiş olan onaylanmış belge.

Şehadet parmağı : İşaret parmağı.

Kelimeişehadet : İslam'ın beş şartından biri olan ve "Tanıklık ederim ki Tanrı'dan başka ilah yoktur ve Muhammed onun kulu ve peygamberidir." anlamındaki söz.

Menşe şehadetnamesi : Köken belgesi.

Tanıklık : Tanığın yaptığı iş, şahitlik, şehadet. Tanık olma durumu, şahitlik, şehadet.

Arapça : Bu dille yazılmış olan. Sami dilleri ailesine giren ve Arap ülkelerinde kullanılan dil, Arabi.

Kutsal : Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut.

İnanç : Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat. Birine duyulan güven, inanma duygusu. İnanılan şey, görüş, öğreti. Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Eylem : Bir durumu değiştirme veya daha ileriye götürme yönünde etkide bulunma çabası. Fiil. Eyleme işi, fiil, hareket, aksiyon.