Ağırsamak nedir, Ağırsamak ne demek

  • Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak.
  • Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek.
  • Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek

Ağırsamak tanımı, anlamı:

Sıkıntı : Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı.

Anlatmak : Nakletmek. Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak. Bilgi vermek, izah etmek.

Yapmak : Salgılamak, çıkarmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir durum yaratmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Yol almak. Evlendirmek. Onarmak, tamir etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Davranmak, hareket etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Olmak. Dışkı çıkarmak. Olmasına yol açmak. Edinmek, sahip olmak. Gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Üretmek.

 

Önemseme : Önemsemek işi.

İlgilenme : İlgilenmek işi, alakalanma.

Bulmak : Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Sağlamak, temin etmek. Bir şeyi elde etmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Seçmek. Cezaya uğramak. Hatırlamak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak.

Saymak : Varsaymak, tutmak, farz etmek. Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek. Ödemek, peşin vermek. Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek. Arka arkaya söylemek, sıralamak. Hesaba katmak, dikkate almak. Önemsemek. Sayıları arka arkaya söylemek. Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek. Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak. Geçer tutmak. Gibi görmek, kabul etmek.

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Aynı, benzer. Ancak, yalnız. Sayıların ilki. Sadece. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Beraber.

Yavaş : Hızlı olmayan, ağır, çabuk karşıtı. Alçak, hafif bir biçimde. Alçak, hafif. Yumuşak huylu, yumuşak başlı. Hızlı olmayarak.

Diğer dillerde Ağırsamak anlamı nedir?

İngilizce'de Ağırsamak ne demek? : to give sb a cold shoulder; to trifle with sth