Anlatmak nedir, Anlatmak ne demek

  • Bilgi vermek, izah etmek.
  • Nakletmek.
  • Bir konu üzerinde açıklama yapmak, açıklamada bulunmak

"Anlatmak" ile ilgili cümle

  • "Sonra bir hikâye anlattı." - A. Ş. Hisar
  • "Gece sabaha kadar düşündüğü şeyleri babasına da anlatmak isterdi." - P. Safa

Yerel Türkçe anlamı:

Nakletmek, anlatmak

Anlatmak anlamı, tanımı:

Anlata anlata bitirememek : Beğenilen bir şeyden çok söz etmek.

Anlatma : Anlatmak işi, ifham, ilam, tefhim.

Cahile söz anlatmak deveye hendek atlatmaktan güçtür : "ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın deve hendekten atlatılamaz, cahile söz anlatmak bundan da zor bir şeydir" anlamında kullanılan bir söz.

Dert anlatmak : Derdini dökmek.

Dolaylı anlatmak : Anıştırmak, ima etmek.

Ezbere anlatmak : Okunan bir şeyi olduğu gibi, bozmadan anlatmak.

Laf anlatmak : Sözünü dinletmek, karşıdakini ikna edinceye kadar konuşmak.

Meram anlatmak : İsteğini, derdini anlatmak.

Söz anlatmak : Laf anlatmak.

Bilgi : Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.

 

Vermek : Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Doğurmak. Yaymak. Sahip olmasını sağlamak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Tespit etmek. Kazandırmak, katmak. Herhangi bir duruma yol açmak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Bırakmak veya bağışlamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Ondan bilmek, atfetmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Ödemek. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Dayamak. Ayırmak, harcamak. Satmak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak.

İzah : Açıklama.

Açıklama : Açıklamak işi, izah.

Yapmak : Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Düzenli bir duruma getirmek. Evlendirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Salgılamak, çıkarmak. Davranmak, hareket etmek. Dışkı çıkarmak. Yol almak. Üretmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir durum yaratmak. Olmasına yol açmak. Onarmak, tamir etmek. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Olmak. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Edinmek, sahip olmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Gerçekleştirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek.

Bulunmak : Bir yerde olmak. Bulma işine konu olmak. Herhangi bir durumda olmak.

Nakletmek : Nakil işini yapmak, bir yerden başka bir yere geçirmek, iletmek. Anlatmak, aktarmak.

 

Etmek : "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Kötülükte bulunmak. Bulmak, erişmek. Eşit değer kazanmak. Demek, söylemek. Herhangi bir değerde olmak.

Anlatmak ile ilgili Cümleler

  • Hikaye anlatmak ister misin, yoksa benim anlatmam mı gerekiyor?
  • Mesajınızı anlatmak bir yerlinin tam olarak söyleyeceği gibi onu söylemeye çalışmaktan çok daha önemlidir.
  • Sizin anlatmak istediğiniz şey kabul edilinceye kadar, konuşma eğiliminde misiniz?
  • İyi ile kötü arasındaki farkı anlatmak her zaman kolay değildir.
  • Ali Mary'ye olan hislerini anlatmak için doğru sözleri bulamıyor.
  • Ben anlatmak istemeseydim sen hiçbir şeyi bilemez miydin ya da dersine önceden çalışıp beni sadece gözlemleyip benim doğruyu söyleyip söylemeyeceğimi mi merak ettin?
  • Yüzümü öyle yapmamın gerçekten onları söylerkenki halimle şu an ki halim arasındaki farkı anlatmaktı
  • Andrew yaptığı ilk şey, kardeşi Simon bulmak ve onu anlatmaktı.
  • Meramımı anlatmak için yeterince iyi Fransızca konuşabilip konuşamadığımı bilmiyorum.
  • Bilirsin, o aynı hikayeyi şimdi tekrar anlatmak istemiyorum.

Diğer dillerde Anlatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Anlatmak ne demek? : adj. be enunciative of

v. tell, narrate, relate; describe, explain, express, report, communicate, explicate, recount, show forth, unload

Fransızca'da Anlatmak : expliquer, conter, dépeindre, dire, exposer, exprimer, énoncer, raconter, relater, retracer, réciter

Almanca'da Anlatmak : v. auftischen, ausführen, ausmalen, darinsitzen, erklären, erzählen, klarlegen, klarmachen, sagen, sprechen, veranschaulichen, verbildlichen, zeigen

Rusça'da Anlatmak : v. объяснять, разъяснять, растолковывать, излагать, изъяснять, убеждать, выражать, высказывать, рассказывать, пересказывать, сообщать, поведать, повествовать, передавать, преподносить, ориентировать, объяснить, разъяснить, растолковать, изложить, изъяснить, выразить, высказать, рассказать, сообщи