Abreast türkçesi Abreast nedir

  • Yan yana.
  • Aynı hizada.
  • Beraber.
  • Yanyana.
  • Borda bordaya.
  • Bir hizada.
  • Başabaş.
  • Borda yönü.
  • Aynı seviyede.
  • Saf nizamı (kol uçuşunda).

Abreast ile ilgili cümleler

English: They walked along the road three abreast.
Turkish: Onlar yol boyunca üçü yan yana yürüdü.

English: I read three kind of newspapers in order to keep abreast with the times.
Turkish: Gelişmeleri takip etmek için üç çeşit gazete okurum.

English: These two are standing abreast.
Turkish: Bu ikisi yan yana duruyor.

English: The soldiers were marching two abreast.
Turkish: Askerler iki sıra halinde yürüyorlardı.

English: They were walking three abreast.
Turkish: Üçü yan yana yürüyorlardı.

Abreast ingilizcede ne demek, Abreast nerede nasıl kullanılır?

Abreast of : Ayak uyduran. -e ayak uyduran. İle aynı hizada. (herhagi bir konu hakkında) son gelişmelerden haberi olan. Ayak uydurarak.

Abreast of the times : Aktüel. Güncellenmiş.

Abreast parlours : Yan yana sağım tesisi. Paralel sağım tesisi.

Abreast with : Ayak uydurarak.

Keep abreast of : (son gelişmelerden) haberdar olmak. Çağını izlemek. Gelişmeleri izlemek. (son gelişmeler hakkında) bilgi sahibi olmak. Gelişmeleri takip etmek. Haberdar etmek. Güncel kalmak. Yeni gelişmeleri öğrenmek. Haberdar olmak. İle atbaşı gitmek.

 

Keep abreast of the times : En son değişiklikleri kapsamak. Güncel hale getirmek. Zamana ayak uydurmak. Güncelleştirmek. Güncel kalmak.

Abreaction : Duygusal boşalma. Dışa vurup rahatlama. Boşalma ve dinginliğe kavuşma. Abreaksiyon. Tepki yenileme.

Abreactive : Abreaksiyon üretme yeteneği. Abreaksiyon üretim yeteneği ile alakalı.

Keeping abreast of : (son gelişmeler hakkında) bilgi sahibi olmak. Güncel kalmak. Haberdar olmak. Haberdar etmek. Çağını izlemek. İle atbaşı gitmek. (son gelişmelerden) haberdar olmak. Gelişmeleri izlemek. Gelişmeleri takip etmek.

Abreacting : Duyguyu dışa vurmak. Bastırılmış duyguyu dışa vurmak. Bir duyguyu dışa vurup rahatlamak. Dışa vurup rahatlamak.

İngilizce Abreast Türkçe anlamı, Abreast eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Abreast ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In line : Hizada. Aynı eksenli. Sıralı. Sırada. Çizgisinde.

At pair : Durağan olmayan bir özdeğin, bir belgitin, bir yabancı paranın bilinen değeri ile sataktaki geçer değerinin birbirine eşit olması.

Tight : Cimri. Zor. Sıkışık. Kritik. Sızmaz. Sızdırmaz. Gergin. Sıkı. Eli sıkı. Sarhoş.

Au fait : Haberdar. Haberi olan. Bilen.

Jointly : Müştereken. Birlikte. Ortak olarak. Müşterek olarak. Müşterek. Ortaklaşa.

In tandem : Art arda dizilmiş bir şekilde. Ortak bir şekilde. Tek sıra halinde. Koordinasyon içinde. Birlikte. Birbiri ardına dizili. Birbirine bağlı olarak. Art arda dizili. Birbirinin arkası sıra.

Dead heat : Beraberlik. Başabaş biten yarış. Berabere biten yarış. Koşucuların yarışı birlikte bitirmeleri. bu durumda, yarış türüne göre ya verilen ödül bölüştürülür ya koşucular dönü atlar ya da koşu yenilenir. (yarışı) göğüs göğüse bitirme. Karşılaşmanın aynı anda iki yarışmacı tarafından bitirilmesi. Aynı anda bitirme.

 

Alongside : Yanı sıra. Yanısıra. Gemi bordasına. İle yan yana. Yanaşık. Yanında. Gemi bordasında. Yanına.

On equal terms : Eşit düzeyde. Eşit şartlarda.

Abreast synonyms : up on, side to side, side by side, together, on a line, bilevel, at grade, level, fast beside, in unison, nip and tuck, flush, shoulder to shoulder, tightest, collateral, on a level with, au courant, juxtaposed, quits, breakeven, at close quarters, informed, tighter, adjoining, togethers, abutting, cheek by jowl, with, neck and neck, at par, in alignment with.

Abreast zıt anlamlı kelimeler, Abreast kelime anlamı

Uninformed : Bilgisiz. Cahilce yapılmış. Malumatsız. Haberdar edilmemiş. Haber verilmemiş. Habersiz. Bihaber. Cahil.

Abreast ingilizce tanımı, definition of Abreast

Abreast kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, "Two men could hardly walk abreast.". Side by side, with breasts in a line.