Acute türkçesi Acute nedir
Acute ile ilgili cümleler
English: He's an acute businessman.
Turkish: O zeki bir iş adamıdır.
English: "How did it go?" "They said it was acute appendicitis."
Turkish: "Nasıl gitti?" "Onun akut apandisit olduğunu söylediler."
English: He has an acute sense of observation.
Turkish: O güçlü bir gözlem duygusuna sahiptir.
English: He felt an acute pain in his chest.
Turkish: Göğsünde akut bir ağrı hissetti.
English: A dog has an acute sense of smell.
Turkish: Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.
Acute ingilizcede ne demek, Acute nerede nasıl kullanılır?
Acute abdomen : Akut batın.
Acute accent : Tiz vurgu. Sesli harf üzerine konan aksan işareti. Sesli harf üzerindeki aksan işareti. Tiz aksan.
Acute angle : Dar açı. 90 dereceden küçük açı.
Acute angled : Dar açılı.
Acute appendicitis : Akut apandisit.
Acute malaria : Evecen sıtma. Özellikle ağır bulaşmalarda birden bire başlayan ve ölümle sonuçlanabilen sıtma.
Acute eyesight : Net ve hassas görme yeteneği. Keskin görüş.
Acute disease : Akut hastalık. Ciddi hastalık.
Acute pain : Şiddetli ağrı. Akut ağrı. Şiddetli sancı.
Acute mind : Keskin zeka.
İngilizce Acute Türkçe anlamı, Acute eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Acute ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Astronomical : Gökbilimle ilgili. Gökbilimsel. Astronomik. Çok yüksek. Muazzam. Çok büyük.
Adroit : Usta. Mahir. Hünerli. Eli çabuk. Marifetli. Çok becerikli. Becerikli.
Astronomic : Astronomik. Çok yüksek. Gökbilimsel.
Alert : Alarm. Heyecan sinyali. Dikkatli. Alarma geçirmek. Alarm işareti. Tetikte olma. Tetik. Alarma geçmek. Gözünü açmak. Atik.
Chiseled : Keskin (yüz hatları). Keski ile kesilmiş. Yontulmuş. Keskin hatları olan. Biçimli. Keski ile yontulmuş.
Boisterous : Gürültülü. Fırtınalı. Yaygaracı. Şamatacı. Şamatalı. Gürültücü. Taşkın. Sert. Sert (hava).
Exiguous : Küçük. Yetersiz. Kıt. Az. Ufak. Cüzi.
As fresh as paint : Cin gibi. Pırıl pırıl.
Incapacious : Yer kaplamayan. Küçük. Zayıf. Aptal (örneğin: incapacious soul {zayıf kimse}). Çok yer kaplamayan. Ufak. Akılsız. Aciz. Çok yer tutmayan.
Burnings : Mühim. Yakıcı. Yakma. Yanma. Fırınlama. Kızgın. Yanan. Büyük. Yakış.
Acute synonyms : progressives, apt, astute, edged, deliberate, past cure, aculeate, dapper, bittering, epigrammatical, braining, cumbersome, brawniest, cannier, cloying, apter, bitterest, beefier, drastic, deeper, cunning, cuspidated, argute, knifelike, cogent, canny, barely, able bodied, cumbrous, biting, acuate, bitterer, jagged.
Acute zıt anlamlı kelimeler, Acute kelime anlamı
Dull : Körelmek. Ruhsuz. Donuk. Renksiz. Soluk. Kalın kafalı. Kör. Ağır. Sersemletmek. Körletmek.
Chronic : Bir hastalığın uzun süre devam etmesi durumu, müzmin. Müzmin. Uzun süredir devam eden; müzmin, süreğen. bir hastalığın süresinin 4 haftadan daha fazla olması. Kronik. Süreğen.
Acute ingilizce tanımı, definition of Acute
Acute kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Ending in a sharp point. An acute leaf. Opposed to blunt or obtuse. As, an acute angle. As, he acutes his rising inflection too much. Sharp at the end. To give an acute sound to. Pointed.

Bu kısımda Acute kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Acute ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Acute anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Acute ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.