Adverbial türkçesi Adverbial nedir

  • Zarfa ait.
  • Zarf niteliğinde.
  • Tümleyen.
  • Belirtecimsi.
  • Belirteçlik.
  • Belirteçsel.
  • Zarf.

Adverbial ingilizcede ne demek, Adverbial nerede nasıl kullanılır?

Adverbial clause : Belirteç tümceciği. Fiiller. Sıfatlar ve diğer belirteçleri tamlamak için kullanılan cümle öğesi. Zarf tümceciği. Zarf tümcesi.

Adverbial modifier : Belirteç niteleyeni.

Adverbial phrase : Zarf niteliğindeki ifade. Zarf niteliğinde ifade.

Adverbialise : Belirteçleştiren. Bir belirtece şekil vermek (ayrıca adverbialize).

Adverbialize : Belirteçleştiren. Bir belirtece şekil vermek (ayrıca adverbialise).

Adverb of manner : Niteleme. Fiilin meydana geliş biçimini, sıfat ve zarfların niteliklerini belirten zarf: güzel konuşma, yanlış anlamak, bilerek yapmak, ince uzun, tatlı sert, pek güzel gibi. örnekler: yüzüme hepiniz o kadar yumuşak, ılık ve uysal bakıyorsunuz, türk olduğumu bilseniz, ne kadar şaşıracaksınız (f. r. atay, gezerek gördüklerim: hazırladığım nutuk, s. 55). dursalar düşeceklermiş gibi, omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş; yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı (ö. seyfettin, beyaz lale, s. 148). deliçay bütün kış boyunca bahçe duvarlarına kadar yükselir, boz bulanık uğultulu devrile devrile, akar, dallar, kütükler sürükler getirir, vadinin vahşiliği bütün bütün artardı (t. buğra, yarın diye bir şey yoktur, s. 193). artık kelimeleri eze eze konuşuyor, konuşurken boynunu ileri uzatıyor, hafifçe kamburunu çıkarıyor (t. buğra, göst. e., s. 44) vb. Niteleme belirteci. Nitelik zarfı.

 

Interrogative adverb : Soru zarfı. Fiillerin yer, yön, zaman, neden, nitelik ve derecelerini soru yoluyla açıklayan ve soru zamirlerinden yararlanılarak kurulan zarf: nereye? nerede? hani? nereden? nasıl? (<ne asıl?) niçin? (<ne için) ne kadar? ne zaman? ne türlü? ne derece? vb. şimdi size acımaya yeltenen küstahları, hayatınızın onlarınkinden bin misli renkli olduğuna nasıl inandırmalı! (t. buğra, yalnızlar, s.37). || sokağa çıktığım zaman ona: || — annem için böyle şeyleri nasıl söyledin? || hem neden annenden utanıyorsun? diye ona çıkıştım (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s.39). orası, niçin buradan daha kasvetli, daha elim ve daha korkunç olsun (y. k. karaosmanoğlu, erenlerin bağından: erenlerin bağından s. 212). || — nereden geliyorlarmış? || — koçana’dan iştip’ten, köprülü’den... her taraftan... (ö. seyfettin, bomba: primo türk çocuğu ıı, s. 53). || dilimize arapçadan geçmiş olan acep ve acaba kelimeleri de soru zarfı ve soru ekini pekiştirme edatı olarak kullanılır: acep karacaoğlan bu yerlerden geçti mi ola? acaba söylemek istediklerimi tam olarak anlatabildim mi? vb. Soru belirteci.

Demonstrative adverb : Gösterme belirteci. İşaret zarfı.

Adverb of time : Zaman belirteci. Zaman zarfı.

Adverb of quality : Niteleme belirteci. Niteleme. Niteleme zarfı.

İngilizce Adverbial Türkçe anlamı, Adverbial eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Adverbial ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adverbs : Zarflar. Belirteç.

Calix : Çanak. Keis. Tohum zarfı. Kadeh. Kase biçiminde organ. Havuzcuk. Kaliks (çiçek). Çanak biçiminde organ. Çiçek zarfı.

Calices : Kalises. Havuzcuk. Kaliks (çiçek). Çanak, kadeh, kap. Kase biçiminde organ. Tohum zarfı. Çanak biçiminde organ. Keis.

Envelopes : Torba (anatomi terimi). Örtü. Kılıf.

Envelope : Mektup zarfı. Bilgisayar, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Değiştirime uğramış bir dalganın en uç bölümlerini yani genliğin üst bölümlerini gösteren eğri. Zarflamak. Virüs tarafında kodlanan proteinlerle tomurcuklanma sırasında hücreden alınan lipoprotein tabakadan oluşan ve bazı virüs ailelerinde kapsit yapının üzerinde bulunan yapı ögesi.

Hull : Çerez kabuğu. Gemi omurgası. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap. Geminin tekne kısmı. Geminin teknesini vurmak. Kabuğunu ya da çanağını çıkarmak. Tekne. Gövde. Kabuk (ceviz veya fıstık veya bezelye vb).

Cartridge : Fişek. Kutucuk. Hartuç. Pikap kafası. Kovan. Film kutusu (fotoğrafçılık terim). Kutu. Kartuş.

Envelops : Kuşatmak. Kapatmak. Örtmek. Sarmalamak. Kaplamak. Sarmak.

Adverb : Belirteç. Fiillerin, sıfatların, sıfat-fiillerin ve görev bakımından zarf niteliğindeki kelimelerin anlamlarını zaman, ölçü, niteleme, yer, yön vasıta, miktar, şart gibi çeşitli bakımlardan etkileyerek daha belirgin duruma getiren veya sınırlayan kelime türü: dün, bugün, yarın, sonra, şimdi vb. (zaman bakımından); ileri, geri, beri, alt (yer, yön bakımından); az, çok, biraz, kısmen, daha, pek vb. (ölçü bakımından); tatlı sert, açık mavi, koyu yeşil, uzun uzun konuştuğu konu, sımsıkı kapatmak, iyi anlamak vb. (niteleme, tarz bakımından): silkindi. yataktan hızla kalktı. başı birdenbire dönmüştü. karyolanın topuzunu zor yakaladı (s. faik, bütün eserleri medarı maişet motoru; berber dükkanının açılma merasimi, s. 147). ateş ilk tereddüdten sonra birdenbire parladı (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 323). olduğu yere kayarcasına çöktü (yaşar kemal, ortadirek, s. 314). gittiniz mi, gerçekten mezarlığa elinizde çiçeklerle? (kemal tahir, yol ayrımı, s. 463). kapkara bir yalnızlık içinde, kendi vücudundan bile habersiz düşünmeyi pek severdi (a. f. abasıyanık, bütün eserleri 3, s. 19) vb.

Cartridges : Pikap. Kutu. Kartuş. Hartuç. Film kutusu (fotoğrafçılık terim). Fişek.

Adverbial synonyms : complement, adv, calyx, calyxes, calyces, integrant, complementary, casing.

Adverbial ingilizce tanımı, definition of Adverbial

Adverbial kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of the nature of an adverb. As, an adverbial phrase or form. Of or pertaining to an adverb.