Ageing türkçesi Ageing nedir

Ageing ile ilgili cümleler

English: The pharmaceutical company is looking for the Elixir of Life to stop the ageing process.
Turkish: İlaç firması yaşlanma sürecini durdurmak için hayat iksirini arıyor.

Ageing ingilizcede ne demek, Ageing nerede nasıl kullanılır?

Ageing apparatus : Yaşlandırma aygıtı.

Ageing furnace : Yaşlandırma fırını.

Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.

Ageing temperature : Yaşlandırma sıcaklığı.

Ageing time : Yaşlandırma süresi.

Strain ageing : Gerinim yaşlanması. Uzama yaşlanması.

Age bracket : Yaş dilimi. Yaklaşık olarak aynı yaşta olan insanlar grubu. Yaş grubu.

Cellular ageing : Bir hücrenin bölünmeler geçirerek artık bölünemeyeceği hale gelmesi. örnek: normal insan fibroblastları kültür kabında mitozla yaklaşık 50 kez bölünürler, daha fazla bölünemez ve ölürler. Hücre yaşlanması.

Age circle : Yaş halkası.

Ageings : Eskime. Yaşlandırma. Zamanla eskime. İhtiyarlama. Olgunlaşma. Yaşlanma. Geliştirme. Buharlama. Gelişme. Olgunlaştırma.

 

İngilizce Ageing Türkçe anlamı, Ageing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ageing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Efflorescence : Çökeltilerin buharlaşmasıyle, kayaçların üstünde kalan tortul. Gelişip olgunlaşma. Çiçek açma. Efloresans. Tozlaşma. Kimya, jeoloji alanlarında kullanılır. Toz olma. Çiçeksime. Kimi sulu örüt bileşiklerin havada su yitirerek, yüzeyden başlayan toza dönüşme özelliği. örn. çamaşır sodasının tozlaşması.

Mellowing : Yumuşamak. Olgunlaşmak. Dinlendirme. Yumuşatmak. Yumuşatma. Yumuşama.

Wearing : Bıktırıcı. Yıpranma. Aşınma. Yorucu. Usandırıcı. Giyme. Yıpratıcı. Giyim. Aşındırma.

Developing : Gelişmekte olan. İnkişaf. Alıcıda kullanılan boş film ü-zerindeki gizli görüntüyü görülebilir biçime sokmak amacıyla filmi kimyasal işlemden geçirme. Gelişen. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İlerleyen. Açındırma. Developman.

Maturation : Maturasyon. Biyoloji, eğitim alanlarında kullanılır. Tekemmül. Tekamül. Matürasyon. Tam bir şekilde farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu; eşeysel olgunluğa erişme. matürasyon. Tam olarak farklılaşmış ve işlevsel duruma geçmiş olan ergin olma durumu, eşeysel olgunluğa erişme, matürasyon. Cerahat toplama. Olma.

Consenescence : Genel bozulma durumu.

Wear and tear : Aşınma ve eskime. Normal kullanılma sonucu eskime. Kullanılarak aşınma. Normal halde aşınıp eskime. Yıpranma. Durağan değer ve kuruluşların bir süre içinde doğal olarak aşınıp eskimesi. Yıpranma ve aşınma. Aşınma ve yıpranma.

 

Becoming worn : Yıpranmış olma. Kullanım veya yaştan dolayı yıpranma veya aşınma. Aşınmış olma. Yıpranmış hale gelme. Aşınmış hale gelme. Eskimiş olma.

Ageing synonyms : biological process, organic process, catabiosis, maturational, ageings, buildup, furthering, advance, obsolescence, dating, culture, anointments, advancements, effloresce, accretion, bonification, getting old, vegetation, buddings, budding, growth, becoming old, developments, cultivation, senescence, maturations, ripening, refinement, evolution, steaming, underestimating, development, ameliorations.

Ageing zıt anlamlı kelimeler, Ageing kelime anlamı

Young : Genç. Gençlik. Hayvan yavrusu. Küçük. Gençler. Taze. (hayvan) yavru. Döl. Yavru. Yeni.