Ailing türkçesi Ailing nedir

Ailing ile ilgili cümleler

English: Ali doesn't know much about sailing, does he?
Turkish: Ali yelkencilik hakkında çok şey bilmiyor, değil mi?

English: Ali didn't want to come sailing with us.
Turkish: Ali bizimle denize açılmaya gelmek istemiyordu.

English: Ali had to support himself on the railing.
Turkish: Ali korkulukta kendini desteklemek zorunda kaldı.

English: Ali and I both like sailing.
Turkish: Ali ve ben ikimiz de yelkenciliği severiz.

English: After a brief interlude, Caesar decided to join the army once again and left Rome. While he was sailing across the sea, a group of pirates kidnapped him.
Turkish: Kısa bir süre sonra, Sezar bir kez daha orduya katılmaya karar verdi ve Roma'dan ayrıldı. O, yelkenli ile denizi geçerken bir grup korsan onu kaçırdı.

Ailing ingilizcede ne demek, Ailing nerede nasıl kullanılır?

What is ailing you : Neden rahatsızsın. Neyin var.

Agreement on subsidies and countervailing measures : Sübvansiyon ve sübvansiyonlara karşılık uygulanabilecek telafi edici önlemlere ilişkin bir dünya ticaret örgütü düzenlemesi. Sübvansiyonlar kodu.

Airmailing : Uçak postası. Hava postası. Uçak postasıyla göndermek. Uçakla göndermek.

American sailing association : Asa. Yelkencileri ve yelkencilik heveslilerini bir araya getiren örgüt. Amerikan yelken derneği.

 

Assailing : Kınamak. Saldırmak. Dil uzatmak. Hücum etmek.

Brailing : İstinga. Yelken ipi. İstinga etmek. İstinga ipi.

Blackmailing : Şantaj.

Boardsailing : Sörf yapma. Rüzgar sörfü yapma. Yelkenli küçük bir pano ile suda sörf yapma.

Bewailing : -e hayıflanmak. Dövünmek. Hayıflanmak. Ağlamak (bir şeye). Ağlamak.

Can i go parasailing there : Orada parasailing yapabilir miyim.

İngilizce Ailing Türkçe anlamı, Ailing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ailing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In bad health : Sağlığı bozuk.

In the rough : Taslak halinde. Rahat olmayan. İşlenmemiş durumda. Kaba taslak durumda. Takriben. Aşağı yukarı.

Blue : Sınav. Har vurup harman savurmak. Umutsuz. Hüzünlü. Üzgün. Açık saçık. Müstehcen. Çarçur etmek. Mavi yapmak.

Cheerlessness : İç karartıcılık. Kasvetlilik. Neşesizlik. Kasvet.

Barfy : Mide bulandırıcı. İğrenç. İyi hissetmeyen (günlük dil). Berbat. İyi olmayan.

Cracked : Çatlamış. Çatlak. Kırık. Kafadan kontak. Keçileri kaçırmış. Üşütük. Kaçık. Pütür pütür. Çatlak (yeryüzü vb).

Illest : Fenalık. Kötü. Fena. İllet. Hastalık. Garaz. Sorun. Ahlaksız. Bela.

Harried : İşkence görmüş. Bezgin. Kızgın. Rahatsız edilerek sinirlendirilmiş. Yorgun. Rahatsız etmek. Canı sıkkın.

Unwell : İyi değil. Kötü.

Ill : İllet. Keyifsizce. Kötü. Huzursuzca. Zar zor. Sorun. Acımasızca. Dert. Kötü şey.

Ailing synonyms : dolefuller, poorly, fan, fitful, bad, iller, buff, cases, sickly, in a dither, comfortless, disturbed, dejected, bluest, fanatic, fanatical, humorless, distempered, constrained, case, indisposed, dispirited, doldrums, peaked, bed ridden, buffs, crapulent, aficionado, austere, sick, seedy, down in the mouth, darksome.

 

Ailing zıt anlamlı kelimeler, Ailing kelime anlamı

Well : Yerinde. Asansör boşluğu. Bagaj. Şanslı. Bk. sahne altı. Fışkırıp akmak. Fışkırmak. Kuyu. Sağlığı yerinde.