Airfoil türkçesi Airfoil nedir

  • Hava dümeni.
  • Erfoyil.
  • Kanatçık.
  • Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri.
  • Ayrofoil.
  • Erfoil.
  • Kanat ucu.
  • Kanat.
  • Uçak kanadı.
  • Aerodinamik profil.

Airfoil ingilizcede ne demek, Airfoil nerede nasıl kullanılır?

Airfoils : Erfoil. Erfoyil. Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri. Kanat. Ayrofoil. Uçak kanadı. Kanat ucu. Aerodinamik profil. Hava dümeni.

Airforce : Bir ülkenin silahlı kuvvetlerinin havacılık dalı. Tenek kuvvetleri. Hava kuvvetleri.

Airfare : Uçakla yolculuk yapmak için alınan ücret. Uçuş maliyeti. Uçak bileti ücreti.

Airfares : Uçak bileti ücreti. Uçakla yolculuk yapmak için alınan ücret. Uçuş maliyeti.

Airfield : Pist. Alan. İniş pisti. Havaalanı. Hava alanı. Tenekalanı. Uçak pisti. Hava meydanı.

Airframes : Uçak gövdesi. Uçak çatkısı. Uçağın gövdesi. Gövde. Uçak iskeleti.

Airfield traffic : Hava alanı trafiği. Meydan trafiği. Alan trafiği.

Airframe : Gövde. Uçak çatkısı. Uçak iskeleti. Uçak gövdesi. Uçağın gövdesi.

Airfields : Pist. Alan. Hava alanı. İniş pisti. Uçak pisti. Havaalanı. Hava meydanı.

Airflow angle : Hava akımı açısı.

İngilizce Airfoil Türkçe anlamı, Airfoil eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Airfoil ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Butterflies : Trol ağının ön iki yanında maçalarla omuz bölgesi arasında yer alan bölüm. Kelebek. Kelebekler.

Tailplane : Ufki stabilizatör. Kuyruk kanadı. Kuyruk yüzeyi. Uçak gövdesinin geri kısmındaki yatay kanat. Yatay stabilizatör.

Impeller : Rotor. Pervane. Jet motor kompresörü. Pompa dişlisi. İtici pervane. Sevk pervanesi. Pal. Pompa vb içindeki pervane. Uskur.

Flappers : Keklik yavrusu. Dağılma plakası. Pencere kanadı. Menteşeli kanatçık. Dağınık saçlı genç kız. Kabuklu hayvanların kuyruğu. Sineklik. El. Geniş yüzgeç.

Leaf : Föy. Yaprak vermek. Sahife. Yapraklanmak. Sayfa. Bitkilerde gövde ve dallar üzerinde meydana gelen, çeşitli şekil ve renklerde, genellikle yeşil renkli, içlerindeki kloroplastlarla fotosentez ile madde sentezleyen yan uzantı. Yaprak. Kanat (masada).

Flipper : Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Kaplumbağa vb yüzgeç. Kol. Yüzgeç. Palet (yüzmek için). Oymalı örtü. Palet. Devinimli örtü. Yüzgeç (kaplumbağa vb.).

Flaps : Sallamak. Saçmalamak. Zırvalamak. Sallanmak. Sinirlenmek. Kanat çırpmak. Savurmak. Telaşlanmak.

Pinions : Kanat tüyü. Kanat (şiir). Küçük çark.

Vertical tail : Dik kuyruk. İstikamet dümeni.

Wing : Kanatlanmak. Kanadından vurmak. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kanadını yaralamak. Kanatlandırmak. Hız vermek. Sahne gerisi panosu. Dekorun gerisinde, bir kapı ya da pencere arkasına kulisi gizlemek için konulan pano. Uçmak.

Airfoil synonyms : rotor blade, horizontal stabiliser, rotary wing, control surface, horizontal stabilizer, aileron, aerofoils, winglets, alae, rudder, stabilizer, flank, leafs, wing tip, blade tip, ala, flapper, flap, device, spoiler, wing flap, leading edge, pinion, elevator, airfoils, surface, trailing edge, impellers, winglet, aerofoil, vane, flanking, vanes.