Airfield türkçesi Airfield nedir

Airfield ile ilgili cümleler

English: The airfield on the island is now covered with weeds.
Turkish: Adadaki havaalanı yabani otlarla kaplıdır.

Airfield ingilizcede ne demek, Airfield nerede nasıl kullanılır?

Airfield light : Alan ışığı.

Airfield lighting : Alan ışıklandırması. Havaalanı ışıklandırması.

Airfield traffic : Hava alanı trafiği. Meydan trafiği. Alan trafiği.

Auxiliary airfield : Yedek havaalanı.

Combat airfield : Muharebe hava meydanı.

Airfares : Uçakla yolculuk yapmak için alınan ücret. Uçuş maliyeti. Uçak bileti ücreti.

Airfoil : Erfoyil. Uçağın kalkış gücüne destek olmak üzere tasarlanmış eğimli yüzeylerden her biri. Kanatçık. Kanat ucu. Kanat. Erfoil. Hava dümeni. Aerodinamik profil. Uçak kanadı. Ayrofoil.

Airfare : Uçuş maliyeti. Uçakla yolculuk yapmak için alınan ücret. Uçak bileti ücreti.

Airflows : Hava akımı. Uçak veya otomobillerin neden olduğu hava akımı.

Airfields : Hava meydanı. Hava alanı. Havaalanı. İniş pisti. Uçak pisti. Pist. Alan.

İngilizce Airfield Türkçe anlamı, Airfield eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Airfield ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Court : Mahkeme üyeleri. Davet etmek (tehlike veya hastalık vb'ni). Oturum. Davet etmek. Yargılık. Saray. Alantopu oyununun oynandığı, boyu 23,77 m. eni tek oyunu için 8,23 m., çift oyunu için 10,97 m. olan dikdörtgen biçimindeki yer. Riskine girmek. Aranmak.

Tarmac : Asfalt. Katranlı makadamdan yapılmış kaldırım. Yolların kaplanmasında kullanılan katranlı karışım. Katranlı makadam (madde olarak). Asfalt yol. Asfalt alanı. Asfaltlamak. Asfalt pist. (asfalt) uçak pisti.

Ambit : Muhit. Saha. Etraf. Çevre. Sınır. Hudut. Şümul. Ortam. Çerçeve.

Airdrome : Uçuş iniş pisti. Teneklimanı. Havalimanı. Uçak alanı. Hangar. Uçak iniş pisti.

Runway : Pist (havaalanında). Koşu yolu. Koşuyolu. Devvar köprü makarası rayı. Geçit köprüsü. Geçit. Koşu pisti. Podyum.

Installation : Atama. Enstalasyon (yerleştirme sanatı). Tesisatı döşeme (kalorifer veya elektrik vb). Döşem. Kurgu. Kuruluş. Montaj. Donanım. Boru donanımı.

Compartment : Bölme. Bölge. Hücre. Kompartıman. Kompartman. Göz. Bölüm. Kısım. Bölüntü.

Track : Boş film yapımında kullanılan, üzeri duyarkatla örtülü, çok geniş bir tabandan film boylarına göre istenilen ende kesilmiş parçalardan her biri. bir filmin, boşfilmden dolu filme kadarki bütün çeşitlerini anlatır genel terim. henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. (kötü anlamda) dikkate değer hiç bir özellik taşımayan, sıradan sinema yapıtı. Palet. Mıknatıslı görüntü kuşağı ya da televizyon plağında televizyon iminin oluşturduğu iz. İzini takibetmek. İzini sürmek. Takip etmek. Perde yolu. Kuşak. Perde halkalarının hareket ettiği demir yol.

 

Compass : Erim. Kuşatmak. Bir konuyu kavramak. Sınır. Menzil. Çember çizmekte kullanılan aygıt. Gizli plan kurmak. Anlamak. Yayçizer.

Clearing : Açığa çıkarma. Ödenekliklerde, kimi bölümlerde yeterli olmayan ödeneklere durumu yeterlinin üstünde bulunan öbür bölümlerden ekleme ya da düşülme yapılmak yoluyla gerçekleştirilen ödenek aktarması. bir paranın bulunduğu sayışımdan bir başkasına geçirilmesi için yapılan işlem. Aktarma. Açıklık alan. Ağaçsız yer. Aydınlatma. İkili ticaret anlaşması çerçevesinde ülkeler arasında dışalım ve dışsatımdan doğan alacak ve borçların döviz kullanılmadan karşılıklı olarak denkleştirilmesine dayalı dış ticaret biçimi. Mal değişimi. Açma.

Airfield synonyms : drome, circus, landing ground, taxiway, area, areas, auxiliary airfield, cinder path, paths, landing strip, airfields, aerodrome, buyer, building site, path, taxi strip, transportation, aerodromes, airstrips, flight strip, airstrip, strip, field, runways, arena, flight line, course, continent, facility, tarmacs, landing field, shoo, transportation system.