Analogy simulation türkçesi Analogy simulation nedir

  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • İncelenmekte olan bir nesnenin özelliklerinin, belli kurallara göre özel olarak kurulmuş bir benzeri yardımıyla yeniden üretilmesi.
  • Örneksemeli oluşturum.

Analogy simulation ingilizcede ne demek, Analogy simulation nerede nasıl kullanılır?

Analogy : İki şey arasında kimi yönlerden uygunluk durumu. bir ya da birkaç bakımdan benzerlik gösteren şeylerin başka bakımlardan da benzerlik göstereceğini ileri süren bir tür çıkarsama. benzerliklerin yardımıyla bilinmeyeni elde etme yolu. Analog. Kökenlerinin benzer olmasına gerek olmaksızın, aynı görevi gören. Kıyas. Yapı ve köken bakımından benzemeyip görevde benzeme durumu. Mukayese. Analoji. Benzetim. Analogi. Genel olarak benzer olmayan ve bir kavram altında toplanamayan nesneler arasında kimi yanları, özellikleri ve ilişkileri bakımından benzerlik kurulması.

Simulation : Benzer şartları oluşturma. Danışıklık. Temessül. Benzeme. Yalandan yapma. Öykünüm. Simülasyon. Tasarlama örgütlerinde kentin gelişmesini belirleyen etkenleri, belli varsayımlar altında, yapay olarak çevrime sokarak, kentlerin geleceğine ilişkin kestirimler yapmak ve varılan sonuçları gerçek kentsel yaşama uygulamaya çalışmak. 2--bu yöntemi kullanarak yapılan kentbilim öğretimi. Gerçeğin yanlış beyan olunması. Simulasyon.

 

Analogy organs : Kökenlerinin benzer olmasına gerek olmaksızın, aynı görevi gören organlar. Analog organlar.

Analogy principle : Örnekseme ilkesi.

Batch terminal simulation : Yığın terminal simülasyonu.

Computer simulation : Bilgisayar benzetimi. Bilgisayarda yapılmış örnek alınmış olay veya durum yaratma. Bilgisayarla benzetim. Bilgisayar simülatör. Bilgisayar benzeşimi. Bilgisayar simülasyonu.

İngilizce Analogy simulation Türkçe anlamı, Analogy simulation eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Analogy simulation ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Alienation : Aliyenasyon. Yabancılaşma. Yabancılaştırma. Uzaklaşma. Yabancı emek. Aralarını açma. Devretme. Bireyin çevre koşullarına aykırı düşmesi ya da kendisini başkasının gözüyle görmesi. Soğutma.

Acclimatation : İklimuyum. Toplumsal kümelerin, dirimbilimsel bakımdan yeni bir ortamın iklim koşullarına uyum sağlaması süreci.

Adaptive behavior : Adaptif davranış. Uyumcu davranış. Uyarlamacı davranış. Uyumlayıcı davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması.

Aesthetical ideal : Belli bir kümenin, bir halkın kendine özgü sanatsal tasarımlarında yansıyan ve bireyin fiziksel, tinsel yeteneklerinin belli somut tarihsel koşullar altında gerçekleşebilecek özgür, tam ve her yönde uyumlu gelişmesine ilişkin olan ülkü. Güzelduyusal ülkü.

Affection : Alaka. Muhabbet. Yakınlık. Etkileme. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Hastalık. Şefkat. Meyil. Eğilim.

 

Aesthetic : Estetik. Bedii. Güzelduyu. Nesnel toplumsal ilişkilerin bireyin uyumlu gelişimine, soyluyu ve alpı özgürce geliştirmesine, çirkin ve aşağılıkla savaşmasına... yardımcı olan ya da olmayan yanlarının duyusal belirişi.

Agression : Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri. Saldırı.

Acculturation : Kültürlenme. Kültürel uyum. Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Kültürleşme. Kültür etkileşimleri. Ekinsel yozlaşma. Kültürel etkileşim. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir. Çevresindeki kültürü kabullenme.

Age distribution : Yaş dağılımı. Bir popülasyondaki her bir yaş grubu içerisindeki bireylerin sayısı veya oranı. Bir toplum ya da toplumsal küme nüfusunun yaş kesimlerine göre dağılma oranları.

Age group : Yaş kümesi. Yaş grubu. Üyeleri yaş ölçüsüne göre belirlenen toplumsal küme. Belli bir çoğanın yaşlara göre dağılımını göstermek ve sıklıkları değer aralıkları içinde dile getirmek üzere kullanılan alt-üst yaş sının belli aralık. Yaş öbeği.

Analogy simulation synonyms : agnation, abilities, all round development of individual, age grade, adjustment in marriage, achievement motive.