Anna nedir, Anna ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem.

[Bakınız: ana].

Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem.

Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın.

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

Anna ile ilgili Cümleler

    Ann ile ilgili Cümleler

    • Ann çikolatayı her şeyden daha çok seviyor.
    • Ann için bir bebek yaptım.
    • O adını Ann olarak değiştirdi.
    • Ann küçük kız kardeşine bir ninni söyledi.
    • Gösteri o kadar sıkıcıydı ki Ann ve ben uykuya daldık.
    • Ben onun kız kardeşini Ann zannettim.
    • Ann tahtaya bir şeyler yazdı.
    • Sanırım Ann Jack'i seviyor.
    • Ann sinirli olarak yedi.
    • Ya Ann ya da Carol bebeğe bakacak.
    • Geçen ay Ann ile evlendi.
    • Biri piyanoyu çalıyor. Bu Ann olmalı.
    • Ann okula geç geldiği için öğretmeninden özür diledi.
  • Anna için oyuncak bebek yapıyorum.
  • Pişmanlığı ateşe vermişim sen ne diyon, annamadı ben Yannis?
  • Anna küçük bir kız.
  • Anna ve babana itaat etmelisin.
  • Ünlü Rus balerini Anna Pavlova bir Çuvaş oldu.
  • Anna'nın saçı kahverengi fakat Magdalena'nınki sarı.
  • Anna'nın kalemi siyah.
  • Anna benim hediyem ile mutlu oldu.
  • Bir zamanlar ben yalnızken kalbiniz yoktu, şimdi ise benim yok, annadın mı Yannis?
  • Anna'nın aşık olduğunu bana söylediği zamanı hatırlıyorum.
  • Thomas Anna'yı seviyor, ama o onu sevmiyor.
  • Anna çikolata sever.
  • Anna'nın kestane kahvesi saçı var fakat Magdalena'nın sarı saçı var.
 

Anna anlamı, tanımı

Anna almak : Muhatap tutmak, karşısına alıp konuşmak: Ben seni annıma mı alırım hiç

Anna gelmek : Görünür bir yere gelmek, ortaya çıkmak, karşı tarafa gelmek.

Annabak : Alnının ortası: Annabağına bir taş vurursam öldürürüm.

Annac : Karşı. Karşı (Kuşu) karşılığı annec. Yamaç, karşı: Yama-dağının annacı.

Annacık : Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

Annaç : Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Yan taraf: Bizim evin amacında bir ağaç var. Cevap, karşılık: Mektubumun annacını çabucak yolla. Karşı. Karşılık, yanıt: Mektubumun arınan geldi. Tam karşı.

Annaç yeli : Güney yeli.

Annaçlamak : Cevap vermek, karşı gelmek: Babanın karşısında annaçlama.

Annad : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Annadmak : Anlatmak. Anlatmak (bk. ânedmek).

Annadut : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Annadüz : Anlatıyoruz.

Annağa gelmek : Görünür bir yere gelmek, ortaya çıkmak, karşı tarafa gelmek. Sözü işitecek, duyacak yere gelmek, yaklaşmak.

Annah : Anlayış, bellek, zekâ. Üzüntü, pişmanlık belirtir ünlem: Annah otamafili gaçırdık. Anlayış , zekâ.

Annahli : Anlayışlı, zeki.

Annak : Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. [Bakınız: annaç]. [Bakınız: amak]. [Bakınız: anlak]. [Bakınız: anlar]. [Bakınız: anlam]. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.

 

Annaklamak : Dikkatle etrafı araştırmak, gözetlemek. Bir şeyi gizlice dinlemek. Anlamak, kavramak.

Annakleyin : Karşıdan: Annakleyin üç adam geliyor.

Annaltın : Alna takılan altın.

Annam : Beğeni, imrenme belirtir ünlem.

Annamağ : Anlamak.

Annamah : Anlamak.

Annamak : Hayvanlar toprakta yatıp yuvarlanmak. Anlayış, bellek, zekâ. Anlamak. [Bakınız: anlar]. [Bakınız: annamağ]. Anlamak, kavramak. Anlamak (bk. ânlamak). Anlamak, bk. annımak.

Annanat : Ekin demetlerini arabaya koymaya ve harmanı aktarmaya yarıyan, üç, dört, beş, yedi çatallı olabilen, uzun saplı aygıt, dirgen, yaba.

Kötü annam : Gıybet etmek.

Diğer dillerde Anma yöntemi anlamı nedir?

İngilizce'de Anma yöntemi ne demek ? : recall method