Anlar nedir, Anlar ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Anlayış, bellek, zekâ: Artık ihtiyarladım, anlarım kıtaldı.
Teknik terim anlamı:
Onlar.
Anlar ile ilgili Cümleler
- Ben anlardım.
- Fransızca konuşmam ama onu biraz anlarım.
- Her işten anlarım. On parmağımda on marifet vardır. Önüme set çekmeye çalışacaklar, ama mevki basamaklarını çabucak çıkacağım.
- Birçok yabancı dilden az biraz anlarım, ama hiçbirinde akıcı değilim.
- Dinlesen anlarsın.
- Ali durumu anlar.
- Ben sık sık şeyleri yanlış anlarım.
- Çoğu kişi onu anlar.
- Ne kadar yaşlı olursam o kadar az anlarım.
- Meryem silahtan anlar.
Anlar ile ilgili Atasözü veya Deyim
anlarsın ya : açıklanmaması gereken bir olayı dolaylı yoldan anlatmak için kullanılan bir söz.
arif olan anlar (veya anlasın) : herkesin anlayacağı kadar açık söylenmeyen bir sözün gerçek anlamını kavrayanlar için söylenen bir söz.
dilsizin dilinden anası anlar : başkalarının kolay kolay anlayamadıkları şeyi, her gün onunla uğraşan kimse çok kolay anlar anlamında kullanılan bir söz.
eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır) : bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez anlamında kullanılan bir söz.
Anlar anlamı, kısaca tanımı
Anlarlanmak : Anlar hale gelmek, anlar gibi görünmek.
Anlarsuz : Onlar olmaksızın.
Anlarurak : En firasetli, en anlayışlı.
Anlayış : Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
İhtiyar : Yaşlı, kocamış olan, pir (kimse), genç karşıtı. Eski. Cansız, sönük. Seçme. Baba ya da anne.
Bellek : Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm.
Kıtal : Vuruşma, birbirini öldürme. Savaş.
Artık : İçildikten, yenildikten veya kullanıldıktan sonra geriye kalan. Daha çok, daha fazla. (a'rtık) Bundan böyle, bundan sonra. Bir şeyin harcandıktan veya kullanıldıktan sonra artan bölümü. Büyük ve tam aralıkların yarım ses artmış hâli.
Belle : Güneşte zahire kurutmak için çamurla sıvanmış, kenarlı geniş yer.
Onlar : Ondalık sayı sistemine göre yazılan bir tam sayıda sağdan sola doğru ikinci basamak. O şahıs zamirinin çokluk biçimi.
Zeka : İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset. [Bakınız: anlak]. Olayları bağımsız olarak düşünebilme, yeni durumlara başarıyla uyabilme, eylem ve tutumları belli bir düşünce ya da erek çevresinde toplayabilme yeteneği. Algılama, belleme, çağrışım yapma, imgeleme, yargıda bulunma, usavurma, soyutlama, genelleme gibi ruhsal işlevlerin tümüne verilen ad. (Not: Fr., İng. intelligence karşılığı Ruhbilim Terimleri Sözlüğii'nde anlak terimi önerilmiştir.).
İhti : Rüzgâr ve yağmurun etki yapamadığı gizli, kuytu yer.
Kıta : Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri, ana kara. Dörtlük. Parça, tane. Askerlerin bir komutanın emrinde bir araya gelmesinden oluşan birlik.
Artı : Toplama işleminde + işaretinin adı, zait. Fazlalık. Sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), eksi karşıtı, pozitif.
Diğer dillerde Anlamsızlık tiyatrosu anlamı nedir?
İngilizce'de Anlamsızlık tiyatrosu ne demek ? : absud theatre


Bu kısımda Anlar nedir? Anlar ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Anlar tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Anlar hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.