Anti trade biased growth türkçesi Anti trade biased growth nedir

  • H.g. johnson’ın büyüme ve dış ticaret ilişkisini tam uzmanlaşma varsayımı altında incelediği yaklaşımda, dışalım malları istemiyle dışsatım malları sunumunun üretim artış oranından oransal olarak daha düşük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke lehine döndüğü durum. krş. ticaretten yana büyüme.
  • Ticarete karşı büyüme.
  • İktisat alanında kullanılır.

Anti trade biased growth ingilizcede ne demek, Anti trade biased growth nerede nasıl kullanılır?

Anti : Aksi. Ters. Karşı, zıt. Karşı. Muhalif. Anti. Aykırı. Karşı olan kimse. Zıt.

Trade : Ticaret yapmak. Sanat. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. el uzluğu isteyen işler. Takas etmek. Kar elde etmek amacıyla yapılan alım satım etkinliği. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. İş yapmak. Ticaret. Almak. Alışveriş.

Biased : Taraflı. Yanlı. Etkilenmiş. Önyargılı. Etki altında kalmış. Peşin hükümlü. Tarafgir. Eğilimli.

Growth : Ürün. Büyümüş şey. Kaynak. Ur. Fidan. Gelişme. Sürgün. İnkişaf. Nema. Yükseliş.

Pro trade biased growth : Ticaretten yana büyüme. H.g. johnson’ın büyüme ve dış ticaret ilişkisini tam uzmanlaşma varsayımı altında incelediği yaklaşımda, dışalım malları istemiyle dışsatım malları sunumunun üretim artış oranından oransal olarak daha büyük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke aleyhine döndüğü durum. krş. ticarete karşı büyüme. Ticareti artırıcı yönlü büyüme.

 

Anti trade wind : Her iki yarımyuvarda eşleksel alçak basınç alanından dönenceler yüksek basınç alanlarına doğru üstten ve alizelere ters yönde esen sürekli rüzgarlar, bk. alize. Üstalize.

Ultra pro trade biased growth : Aşırı ticaret artırıcı büyüme. H.g. johnson’ın büyüme ve dış ticaret ilişkisinin araştırdığı kuramda, gelir artışına bağlı olarak istemin tamamen dışalıma yönelip yerli mal isteminin gerilediği durum.

Anti trade production effect : Ticaret karşıtı üretim etkisi. Ticarete karşı üretim etkisi. Dışalım ikamesi mal üretimi büyüme oranından daha yüksek oranda artış gösterirken, dışsatım malı üretiminin büyüme oranından daha düşük oranda arttığı, diğer bir deyişle dış ticaret hadlerinin iktisadi büyüme sonrasında ülke lehine döndüğü durum.

İngilizce Anti trade biased growth Türkçe anlamı, Anti trade biased growth eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Anti trade biased growth ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

 

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Anti trade biased growth synonyms : abnormal budget receipts, a shift in demand, a change in demand, a shift in individual demand, a group shares, a change in individual demand.