Anti nedir, Anti ne demek

Anti; Biyoloji, Anatomi, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Yunanca karşı anlamında ön ek.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Karşı, zıt.

Anti ile ilgili Cümleler

  • Antipsikotik ilaçlar kişilik ve karakter bozukluklarına neden olabilirler.
  • Birçok kişi antika arabaların pahalı olduğunu düşünüyor.
  • Antigua ve Barbuda eski İngiliz sömürgesidir.
  • Ali beni dedesinin antika saatini çalmakla suçladı.
  • Antik Çin'in bazı sakinleri için, boynuzlar muhtemelen dünyanın en gizemli ve güzel şeyleri arasındaydı.
  • Bu antika masa hala kullanımda.
  • Antiseptiklerin etkin uygulaması hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde önemli bir konudur.
  • “Politikada iktidar antipatik olduğundan oradan düşüş insanı sempatik eder.”
  • Tüplü dalgıçlar suyun altında altın paralar, antik kalıntılar, soyu tükenmiş hayvanların kalıntıları dahil birçok ilginç şeyler buldu.
  • Antik bir çanak çıkarıldı.
  • Reçetesiz antibiyotik almayın.
  • O bir antikahraman.
  • Antika lambanı kırdığım için üzgünüm.
  • Tom, antika saat koleksiyonu yapıyor.

Anti hakkında bilgiler

Anti (Türkçesi: Karşı, Karşı olmak), Barbados'lu şarkıcı Rihanna'nın yakın zamanda Roc Nation ve Westbury Road tarafından yayınlanacak olan sekizinci stüdyo albümüdür. 2012 yılında yayınlanan Unapologetic adlı stüdyo albümünden sonra yayınlayacağı ilk albümdür. Anti'den çıkan single'lar sırasıyla "FourFiveSeconds", "Bitch Better Have My Money" ve "American Oxygen" oldu. Albümün promosyonu için Şubat 2016'da başlayacak olan "Anti World Tour" adıyla dünya turnesine başlayacaktır. Kasım 2012'de Rihanna, pop ve R&B türündeki ve dubstep, EDM tınıları içeren yedinci stüdyo albümü Unapologetic'i yayınladı. Müzik eleştirmenlerinden farklı türde yorumlar aldı ve Billboard 200 listesine birinci sıradan girmiş ve 238.000 kopya satmıştır. Albümden yedi tane single çıkmış ve Diamonds ve Stay olmak üzere iki adet hit single oldu. 2013'ün başlarında ise promosyon için Diamonds World Tour adlı dünya turuna başladı. Mayıs 2014'te Complex dergisi, Rihanna'nın Def Jam Recordings adlı şirketle anlaşmasını sonlandırıp Roc Nation'a geçtiğini duyurdu. 2015'de yayınlanan animasyon filmi Evim'de seslendirme yaptı ve aynı filmin soundtrack albümünde Towards the Sun ve Dance In the Dark adlı iki şarkı seslendirdi. Bu albüm de Westbury Road ve Roc Nation şirketlerinden çıktı. 8 Ekim 2015 tarihinde Rihanna, albümün kapak resmi ve albüm tanıtımı için bir galeride tanıtım yapmış ve albümün ön ve arka kapaklarını özel bir davetle medyaya göstermiştir. Albüm kapak görseli çok fazla beğeni almış ve Rihanna bunun için "Şimdiye kadar en iyi albüm kapağım," demiştir.

 

Anti ile ilgili Atasözü veya Deyim

antikasını bilmek : en iyisini bilmek.

antipati duymak : kanı kaynamamak.

antipatik bulmak : sevimsiz bulmak, kanı kaynamamak.

antipatik olmak : sevimsiz, istenmeyen olmak.

 

Anti kısaca anlamı, tanımı

Anti kodon : Sitoplazmada protein üretimi sırasında haberci RNA molekülünün bir kodonun karşısında yer alan ve ona bağlanan üç adet nükleotidden oluşmuş yapı

Anti nükleer hareket : [Bakınız: Nükleer Karşıtı Hareket].

Anti tiyatro : Lonesco'nun, Genet'nin ve daha bir takım öncü yazarların oyunları için kullanılan bir terimdir. Kabul edilmiş tiyatro kurallarının her yönden dışına çıkan, gerçekçiliğe karşı olan tiyatro türü.

Antianafilaksi : Anafilaksiyi gideren, anafilaksiye karşı.

Antiaritmik : Kalpteki çeşitli ritim bozukluklarının önlenmesi, ortadan kaldırılması veya kontrol altına alınması amacıyla kullanılan.

Antiasit ilaç : Mide mukozasının salgıladığı hidroklorik asidi nötralize ederek mide suyunun asitliğini azaltan ve ağız yolundan alınan yerel etkili ilaç.

Antibadi : Antikor.

Antibakteriyel : Bakteri üremesini engelleyen. Bakteriyel üremeye engel olma veya bakterilerin öldürülmesi. Bakterilerin yaşamasını durduran veya üremesini önleyen kimyasal madde.

Antibalistik füze : [Bakınız: Füzesavar füze].

Antiberiberi faktörü : Tiyamin.

Antibesleme unsuru : Yemlerde doğal durumda bulunan, yemlerin sindirimini veya hayvan sağlığını olumsuz yönde etkileyen madde.

Antibiyogram : Antibiyotik duyarlılık testi.

Antibiyogram test : Katı besiyerinin yüzeyine sürülmüş bir mikrobun saf kültürüyle antibiyotik emdirilmiş kâğıt disk kullanarak antibiyotiklerin mikroorganizma üzerine etkinliğini tanımlama yöntemi.

Antibiyotiğe dayanıklı genler : Plâzmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri ya da bulundukları hücreyi dirençli hâle getiren genler. Plazmitlerde bulunan ve çeşitli antibiyotiklere karşı girdikleri veya bulundukları hücreyi dirençli duruma getiren genler.

Antibiyotik direnci : Bir bakterinin antibiyotiği saf dışı bırakan ve antibiyotiğin hücre içerisine taşınmasını engelleyen protein üretme yeteneği.

Antibiyotik duyarlılık testi : Enfeksiyon sırasında canlıdan alınan örneklerden üretilen bakterinin, hangi ilaçlara ve bunların hangi yoğunluklarına duyarlı olduğunu saptamak amacıyla yapılan test, antibiyogram.

Antibiyotik sonrası etki : Antimikrobik ilaca maruz kaldıktan sonra bakteri üzerinde meydana gelen değişikliklerin tümü.

Antibiyotikler : Bir mikroorganizma (bakteri, mantar, v.b.) tarafından sentezlenen ve başka mikroorganizmaları öldüren veya çoğalmalarını engelleyen maddeler.

Antibiyotikli buz : Tetracycline ve benzerleri gibi antibakteriyel maddelerden az miktarlarda eklenmiş buz.

Antibiyoz : Hayvanların diğer hayvanlarla ilişkilerinde birinin diğeri için zararlı olma durumu. Aynı ortamda bulunan iki mikroorganizmadan birinin diğeri için zararlı olma durumu.

Antibranşiyal zar : Yarasalarda kolun önünden gelişip omuzdan, ön kol, bilek veya başparmağa uzanan zar.

Antidiüretik : İşemeyi engelleyen.

Antidiüretik hormon : Memelilerde hipofizin nöral lobundan salgılanarak nörosekresyon granülleri hâlinde depolanan ve böbreklerde suyun tutulmasını sağlayarak, vücuttaki su dengesini ayarlayan, kan basıncının ayarlanmasında da görev alan bir hormon. Vazopressin. Böbreklerden suyun geri emilmesini sağlayarak vücuttaki su dengesini ayarlayan, kan basıncının düzenlenmesinde de görev alan ve hipofizin nöral lobundan salgılanan bir hormon, vazopressin. Memelilerde hipotalamusta bulunan salgı yapan sinir hücreleri tarafından sentezlenip hipofizin arka lobundan salınan, önemli etkisi böbreklerin idrar toplama kanalı hücrelerinden suyun geri emilimini sağlayan, yüksek dozlarda kan damarlarında daralmaya yol açarak kan basıncını yükselten ve kan ozmotik basıncının artması salınımını artıran, kısmen oksitosin benzeri etkiye de sahip peptit yapılı bir hormon, vazopressin, adiüretin, pitiütrin, ADH, VP.

Antidiyaretik ilaç : İshali önleyen ilaç.

Antidizanterik : Dizanteriyi iyi eden.

Antidromik faaliyet : Sinir hücrelerinde impulsların dendrite aktarılması.

Antiemetik : Kusmayı önleyen, kusmayı kesen.

Antienfeksiyöz vitamin : A vitamini.

Antienfektif : Enfeksiyonu önleyici veya enfeksiyona karşı.

Antiepileptik : Sara hastalığını tedavi eden, sara ilacı, sarayı tedavi edici.

Antifagositik : Fagositozu önleyici.

Antifebril : Ateş düşürücü.

Antifebrin testi : Kalp frekansı artışının perikarditis travmatika veya enfeksiyöz nedenlerden mi ileri geldiğini anlamak için yapılan bir test. Önce kalp frekansı sayılır, vücut sıcaklığı ölçülür, sonra aspirin veya antifebrin içirilir, 20-30 dakika sonra tekrar ölçülür, ateşin düşmesine rağmen kalp frekansının yüksek kalması perikarditis travmatikayı gösterir.

Antifilojistik : Yangıyı ve ateşi azaltan.

Antifiriz proteini : Antartik balıkların kan plazmasında bulunan balıkların kanını donmaya karşı koruyan protein.

Antifiriz zehirlenmesi : Etilen glikol zehirlenmesi.

Antifungal : Mantarların üremesine engel olma veya onların öldürülmesi.

Antifungal ilaç : Mantarlara karşı kullanılan ilaç.

Antifungaller : Yemlerde mantar üremesini önleyen propiyonik asit, sodyum propiyonat, kalsiyum propiyonat, asetik asit, sodyum asetat, gentian viole, nistasin, kükürt dioksit ve amonyak gibi maddeler.

Antigen : Kan gözelerinde ya da diğer gözlerde bulunan zehir ya da enzim gibi bir madde olup bir seri fizikokimyasal olay sonucu antikorları meydana getirir. Muhtemelen protein yapısındadır.

Antiglobulin : Globulinle birleşerek kümeleşmeye neden olan antikor.

Antiheliks : Karşı kıvrım.

Antihelmintik : Bağırsak solucanlarını düşürücü veya öldürücü ilaç, anthelmintik.

Antihemofilik faktör : Faktör VIII.

Antihemofilik faktör a : Faktör VIII.

Antihemofilik faktör b : Faktör IX.

Antihemofilik faktör c : Faktör XI.

Antihemofilik globulin : Faktör VIII.

Antihemolitik : Hemolizi önleyen, durduran.

Antihemorajik : Kanama dindirici.

Antihemorajik faktör : K vitamini.

Antihemorajik vitamin : K vitamini.

Antihipnotik : Uykuyu meneden, uyku kaçıran, uykuyu azaltan.

Antihistaminik : Histaminin etkilerini azaltıcı veya ortadan kaldırıcı.

Antihormon : Bir hormonun faaliyetini engelleyen herhangi bir madde.

Antiinflamatuvar : Yangı oluşumunu önleyici.

Antiiskorbüt vitamin : C vitamini.

Antijen almacı : Beta hücreleriyle T hücrelerinin plazma zarı üzerinde bulunan ve ancak kendine özgü antijeni tanıyan protein.

Antijen bağlama yeri : Özel olarak antijen bağlayan immünoglobulin molekülünün bir parçası. Her antikor molekülünün iki antijen bağlama yeri vardır.

Antijen bağlanma yeri : Özel olarak antijen bağlayan immünoglobulin molekülünün bir parçası. Her antikor molekülünün iki antijen bağlama yeri vardır.

Antijen bağlayan parça : Bir antikor molekülünde antijenle bağlanan kısım, fab.

Antijen işlenmesi : Hücre dışı aralıktan veya bir sitozolden köken alan protein antijenlerin hücre içi değişimiyle peptitlere dönüşümü ve bu peptitlerin T hücrelerine sunumunda rol oynayan MHC moleküllerine yüklenmesi işlemi.

Antijen reseptörü : B hücreleri ile T hücrelerinin plazma zarı üzerinde bulunan ve ancak kendine özgü antijeni tanıyan protein.

Antijen sunan hücre : Antijeni işledikten sonra lenfositlere sunan hücreler. Makrofajlar, Kupffer hücreleri, retiküler hücreler ve Langerhans hücreleri bu grupta yer alır.

Antijen sunan hücreler : Makrofajlar, dendritik hücreler, B hücreler, endotel hücreler, fibroblastlar gibi hücrelerdir.

Antijenik : Antijen özelliklerine sahip, antijen özellikleri taşıyan.

Antijenik değişim : Çoğunlukla aynı hücre veya konağı birlikte enfekte eden parçalı genom yapısına sahip virüslerin alt tipleri arasında meydana gelen karşılıklı parça değişimi sonucunda ortaya çıkan ani antijenik değişiklikler, antijenik kayma, antijenik şift.

Antijenik determinant : Vücut dokusuna zarar vermeden patojenleri tahrip eden herhangi bir kimyasal madde. İmmünojen belirleyici. Antijen molekülü üzerinde bulunan, antikor veya duyarlı lenfosit üzerindeki özgün almaçlarla bağlanarak antikor veya lenfositin özgünlüğünü belirleyen bölge, determinant bölge, epitop, immünojen belirleyici.

Antijenik drift : Antijenik farklılaşma.

Antijenik farklılaşma : Bir virüsün yüzey proteinlerini kodlayan genlerindeki mutasyonlar sonucunda virüste meydana gelen sınırlı düzeydeki antijenik farklılaşım, antijenik drift.

Antijenik kayma : Antijenik değişim.

Antijenik mutantlar : Bakterilerde bulunan kapsül, kamçı, hücre duvarı ve pilus gibi antijenik karakterde bozukluklara yol açarlan mutasyonların genel adı.

Antijenik reseptörü : B hücreleriyle T hücrelerinin plazma zarı üzerinde bulunan ve ancak kendine özgü antijeni tanıyan protein.

Antijenik şift : Antijenik değişim.

Antijenisite : Antijenite.

Antijenite : Vücuda giren antijenin kendisine karjı antikor oluşturma yeteneği, bu yeteneğin derecesi, antijenisite, immünojenisite. Bir antijenin antikoruyla bağlanabilme yeteneği.

Antik komedya : İ Ö 486 yılında başlayan ve aşağı yukarı İ Ö 200 yılına kadar süren bir dönem içindeki Yunan ve Latin komedyaları için kullanılan terim. Yunan komedyasının üç evresi vardır: eski komedya (Aristofanes), orta komedya (Antifanes, Aleksis) ve yeni komedya (Menandros). Latin komedyasının iki ustası ise Plautus ile Terentius'tur. M.Ö. 500 yılına doğru başlayan ve 200 yılına kadar süren en eski Yunan ve Roma komedyası. Yunan Komedyası üç basamakta gelişmiştir:. Eski komedya (Aristophanes). Orta Komedya. Yeni Komedya (Menander). Bu yazarların etkisi altında gelişmiş aristocu olmayan tiyatro [46 - 61] Latin Komedyası da, özellikle Plautus ile Terentius (bk. Palyata Komedyası).

Antik tiyatro : Eski Yunan ve Latin tiyatroları için kullanılan terim. Eski Yunan ve Roma tiyatrosuna verilen ad.

Antik tragedya : İÖ VI. yüzyılda Yunanlı Thespis ile başlıyan ve İS I. yüzyılda Latin Seneca ile son bulan yedi yüzyıllık bir dönem içinde yazılmış tragedyalardan her biri. En büyük Yunan tragedya yazarları Aiskhilos, Sofokles ve Öripides'tir. Roma'da ise yapıtları oynanmaya elverişli olmamasına karşın, Seneca'dır.

Antik yunan tiyatrosu : İÖ VI. yüzyıldan, İÖ II. yüzyıla dek uzanan bir süreç içindeki eski Yunan tiyatrosu.

Antika taklidi : Çinicilikte büyük yapraklı örnek.

Antikalaşma : Antikalaşmak durumu.

Antikalaşmak : Antika duruma gelmek. Tuhaflaşmak, yadırganacak bir duruma gelmek.

Antikarsinojen : Kanser oluşumunu engelleyen veya tümörün büyümesini önleyen madde.

Antikataral : Nezleye karşı kullanılan, nezleyi önleyen.

Antikçağ : Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ.

Antike : Antika. Değerini, Özelliklerini yitirmemiş eski nesne.

Antiklinal : [Bakınız: kemer].

Antikoagulant : Kanın pıhtılaşmasını engelleyen herhangi bir madde. Örnek: heparin, hirudin.

Antikoagülan : Pıhtılaşmayı önleyici.

Antikoagülant : Kanın pıhtılaşmasını önleyen veya geciktiren madde.

Antikoagülasyon : Pıhtılaşmanın önlenmesi, antikoagülan tedavi.

Antikodon : MRNA üzerindeki kodonun tRNA' daki tamamlayıcısı olan üçlü nükleotit grubu. tRNA'daki üçlü baz dizilişi. Transfer RNA’da mRNA’daki kodonun tamamlayıcısı olan ve aminoaside özgü olan üçlü nükleotit.

Antikoksidiyal : Koksidiyostat.

Antikolagok : Safra boşalmasını önleyen.

Antikolik : Koliğe karşı, sancıyı dindiren.

Antikolinerjik ilaç : Parasempatolitik ilaç.

Antikomplement : Komplementin etkisini ortadan kaldıran antikor.

Antikonvulsan ilaç : Çırpınma giderici ilaç.

Antikor titresi : Genellikle serumun mililitresinde bulunan ve ünite olarak ifade edilen mevcut antikor miktarı.

Antikora bağımlı hücresel toksisite : Antikor kaplı hedef hücrenin, Fc almacı taşıyan hücreler (NK hücresi, makrofaj ve nötrofil) tarafından doğrudan olarak öldürülme reaksiyonu, ADCC.

Antikseroftalmik vitamin : A vitamini.

Antikus : Öndeki.

Antilocapra americana : [Bakınız: Amerika antilobu]. [Bakınız: Amerika antilopu].

Antilopi : Hastalık belirtilerinin tanıyı gölgeleyecek biçimde karışık olması, belirti karşıtlığı.

Antiloplar : Geviş getiren memeli hayvanların bir familyası. Memeliler (Mammalia) sınıfının, geviş getirenler (Ruminantia) alt takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, boynuzları yukarı ve geriye doğru kıvrık, iyi koşan, Afrika'da yaşayan türlere sahip bir alt familya. (Antilopinae), Memeli hayvanlardan geviş-getirenler (Ruminantia) alt-takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasının bir alt familyası. Kara antilop (Antilope cervicapra), keseli antilop (Antidorcas marsupialis), kaya antilopu (Oreotragus oreotragus), boğa antilopu (Taurotragus oryx), bozkır antilopu (Saiga tatarica), dört-boynuzlu antilop (Tetracerus quadricornis), cüce antilop (Neotragus pygmaeus), ceylân (Gazella dorcas), İran ceylânı (G. subgutturossa), Hint ceylânı (G. bennetti), inek antilopu (Bubalis buselaphus), addaks (Addax nasomaculata), kaama (Bubalis camaa), kudu (Strepsiceros strepsiceros), gnu (Connochaetes gnu), orongo (Pantholops hodgsoni) gibi gerçek antilopları içine alır. Vücutları zarif olup boynuzları yukarı ve geri doğru kıvrıktır. İyi koşarlar. Afrikada boldurlar.

Antilüteolizis : Sarı cismin yapı ve görev olarak geriletilmesinin engellenmesi.

Antimetabolit : Enzim molekülünde koenzim veya substrat durumundaki esas metabolitin yerini alarak enzimin bloke olmasına neden olan ilaç veya zehir.

Antimikotik : Mantarların üremesini engelleyen veya onları öldüren. Mantar öldürücü.

Antimikrobik : Mikropların üremesini engelleyen veya onları öldüren.

Antimikrobik spektrum : Belirli bir kemoterapötiğe duyarlı olan mikroorganizma türlerinin tümüne verilen ad.

Antimikrobiyal : Mikroorganizma tarafından üretilen veya sentetik olarak elde edilen ve mikroorganizmaları öldüren veya gelişmesini baskılayan, gıdalarda istenmeyen ancak herhangi bir nedenle bulunma olasılığı olan bakteri, küf, maya, patojen veya patojen olmayan her türlü mikroorganizmayı ortamdan yok etmek, çoğalma veya faaliyetlerini önlemek için gıdalara katılan kimyasal madde.

Antimikrobiyal ajan : Mikroorganizmaların ölümüne neden olan, çoğalmalarını önleyen veya gelişmelerini durduran kimyasal veya biyolojik madde.

Antimikrobiyal ilaç : Vücut dokusuna zarar vermeden patojenleri tahrip eden herhangi bir kimyasal madde.

Antimikrobiyal kemoterapi : Mikrop karşıtı kimyasallarla tedavi.

Antimisin a : Streptomyces griseus’tan izole edilen ve elektron taşıma zincirinde elektronların sitokrom b'den sitokrom c"ye taşınmasını engelleyen bir antibiyotik. Elektron transfer zincirinde sitokrom b ile sitokrom c1 arasında elektron geçişini engelleyen antibiyotik. Balık zehri olarak kullanılır.

Antimitotik : Hücrenin mitoz yoluyla bölünüp çoğalmasına engel olan madde.

Antimitotik ajan : Hücre populasyonlarının mitoz yapma etkinliğini bastıran herhangi bir bileşik.

Antimon hidroklorür deneyi : Galvanizlenmiş yüzeylerin birim alanındaki çinko niceliğini bulmak için uygulanan özel bir deney.

Antimonlu : İçinde antimon bulunan.

Antimuskarinik ilaç : Düz kas, dış salgı bezi ve kalp hücreleri gibi efektör hücrelerin muskarinik tipteki kolinerjik almaçlarını kapatarak asetilkolinin oluşturacağı etkiyi engelleyen ilaç, parasempatolitik ilaç.

Antimutagen : Mutagenin etkisini değiştiren ya da mutasyon hızını düşüren herhangi bir madde.

Antimüllerian hormon : İntrauterin hayatta erkek bireylerin testislerindeki Sertoli hücrelerinden salgılanan, Müller kanallarının gelişmesini baskılayıp Wolf kanallarının gelişmesini uyaran glikoprotein yapısında bir hormon.

Antin : Fransızca kökenli antenne: anten.

Antinefritik : Böbrek hastalığına karşı olan, böbrek hastalığını önleyen.

Antinematodal ilaç : Hayvan ve insanlardaki nematodlara karşı kullanılan ilaç.

Antineoplastik : Tümör hücrelerinin gelişimini önleyen.

Antinöritik : Sinir yangısını önleyen veya azaltan.

Antinöritik vitamin : Tiyamin.

Antinükleer antikorlar : Doku hasarına neden olan vücudun kendi DNA’sı ve nükleer materyaline karşı oluşturduğu antikorlar. Vücudun kendi DNA’sı ve nükleer materyaline karşı oluşturduğu, doku hasarına neden olan, otoimmün hastalıklarda meydana gelen antikorlar.

Antioksidant : Oksidasyonu azaltan veya önleyen maddeler.

Antioksin : Oksinlerle büyüme uyartısını engelleyen herhangi bir madde. Oksinlerle büyüme uyarısını engelleyen herhangi bir madde.

Antiödematöz ilaç : Ödem önleyici ilaç.

Antiöstrojen : Östrojen etkisini durduran. Östrojenlerin neden olduğu tümöral oluşumlar üzerindeki östrojen hormonunun etkilerini engelleyen tamoxifen gibi maddeler.

Antiparalel dna : Biri 5'-3' yönünde, tamamlayıcısı 3'-5' yönünde uzanan çift iplikli DNA molekülü. Biri 5ı->3ı yönünde tamamlayıcısı 3ı->5ı yönünde uzanan çift iplikli DNA molekülü.

Antiparalitik : Felç hastalığını düzelten.

Antiparazit : Asalaksavar. Asalakları yok etme veya onlarla mücadele, antiparazitik, antiparaziter.

Antiparazit ilacı : Asalak ilacı.

Antiparaziter : Antiparazit.

Antiparaziter ilaç : Asalak ilacı.

Antiparazitik : Antiparazit.

Antiparazitik ilaç : Asalak ilacı.

Antipatikleşme : Sevimsizleşme.

Antipatikleşmek : Sevimsizleşmek.

Antipatikleştirme : Sevimsizleştirme.

Antipatikleştirmek : Sevimsizleştirmek.

Antipatojen : Patojen mikroorganizmaların çoğalmasını önleyici veya onları öldürücü.

Antipellegra vitamini : Niyasin.

Antiperiodik : Hastalık nöbetlerini karşılayan.

Antiperistaltik : Bağırsakların hareketlerini önleyen.

Antipernisiyöz anemi faktör : B12 vitamini.

Antipersonel : Hedefi insan olan.

Antipetal : Çiçeklerde petallerin karşısında olan, petallerle almaşlı olmayan.

Antipiretik : Ateş düşüren, antitermik.

Antipiretik tedavisi : Antipirezis.

Antipirezis : Ateş düşürücü ilaçlarla yapılan tedavi, antipiretik tedavisi.

Antipirinkloralhidrat : Formülü C13H15Cl3N2O3 olan, beyaz kristalli, ağrı kesici bir madde.

Antipirotik : Yanıkların iyileşmesini hızlandıran.

Antipirüritik : Kaşıntı önleyici.

Antiplak : Diş plağının dişin yüzeyine tutunmasını engelleyen madde.

Antiplatihelmintik ajanlar : İnsan ve hayvanlarda hastalık oluşturan yassı solucanlara karşı kullanılan ajanlar.

Antiport : Zarda bulunan taşıyıcı moleküllerle bir molekül ya da iyon içeri taşınırken aynı anda başka bir molekülün dışarı taşınması; Na+ K+ATPaz enziminin üç sodyum iyonunu hücre dışına, iki potasyum iyonunu hücre içine taşıması gibi. Kontra-transport.

Antiprogestin : Progesteron almaçlarına güçlü affinitesi olan ve bu sayede progesteron almaçlarını işgal eden ancak progestorana özgü etkileri oluşturmayan, genelde kedi ve köpeklerde gebeliği sonlandırmak amacıyla kullanılan sentetik steroit yapılı maddeler.

Antiprotozoal ajan : Protozoonları yıkımlayan ajan.

Antiprotozoal ajanlar : Protozoonların neden olduğu enfeksiyonlara karşı kullanılan ajanlar.

Antipsikotik : Nöroleptik.

Antirabik : Kuduzu önleyen, kuduzu iyileştiren.

Antiraşidik vitamin : D vitamini.

Antiraşitik : Raşitizme karşı, raşitizmi önleyen.

Antireç : Ekmek çevirmeye yarıyan kürek.

Antirezistan : Böceklerde, direnç gelişimini önlemek amacıyla pestisitlere katılan madde.

Antiri : Entari, kadın giysisi, fistan.

Antirikli : Hastalıklı.

Antiriş : Bozuk, karışık, pürüzlü iş veya nesne. Uydurma, acayip iş nesne veya kimse: Ne antiriş şeyler söylüyor.

Antirişli : Uydurma, acayip iş nesne veya kimse.

Antiseboreik : Yağ bezlerinin aşırı salgı üretmesiyle oluşan yağlanmayı ortadan kaldıran.

Antisemitlik : Antisemit olma durumu.

Antisepal : Çiçeklerde sepallerin karşısında olan, sepallerle almaşlı olmayan.

Antiserum : Bağışık serum. Bağışıklıktan sonra elde edilen ve özel antikorlar kapsayan serum. Patojen etkenler veya ürünlerine karşı doğal veya yapay yolla oluşturulmuş antikorları içeren serum. Özgün antijene maruz bırakılan hayvandan elde edilen, bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, tedavisi ve tanısında kullanılan, antikor içeren serum.

Antisialogog : Tükürük salgısını azaltan.

Antisiyalik : Tükürük üretimini önleyen.

Antispazmodik : İskelet kasları ve sindirim kanalında ani ve istek dışı olarak ortaya çıkan kasılmaları önleyen, spazmolitik ilaç.

Antisperm antikorları : Dişi veya erkeğin kan ve semen, döl yatağı ve yumurta kanalı salgıları ve servikal mukus gibi salgılarda bulunan ve spermin içerdiği proteinlere karşı gelişen immün-cevap tanecikleri. Oluşan antisperm antikorları spermlere bağlanarak spermlerin kümeleşmesine, hareketliliklerinin kaybolmasına ve yumurtayı dölleme yeteneğinin azalmasına yol açarlar.

Antispesifik faktörler : Bazı spesifik faktörlerin faaliyetlerini engelleyen gen ürünü maddeler. Örnek: RNA polimerazın spesifiklik faktörü tarafından başlama yerlerinin tanınmasını engelleyen protein.

Antisterilite : Kısırlığa karşı, verimsizliğe karşı.

Antişalon : Trefon.

Antitanecik : Aynı büyüklükte ancak zıt işaretli pozitron gibi tanecik.

Antitermik : Antipiretik.

Antiterminasyon : Bir gende normal bitme noktasından sonra, RNA polimerazla transkripsiyonun devam etmesi.

Antiterminasyon faktörü : RNA sentezinin normal bir şekilde sonlanmasını engelleyen bir protein. Bu engelleme RNA polimerazın DNA üzerinde bitirme kodonlarını verecek bölgelerin transkripsiyonunu yapmadan transkripsiyona devam etmesiyle meydana getirilir.

Antitiroit ilaç : Tiroit hormonlarının etkisini engelleyen ilaç. Tiroit bezinin büyümesinde kullanılan ilaç.

Antitiyatro : Kabul edilmiş ve bilinen tiyatro kurallarının her yönden dışına çıkan ve tiyatroya karşı tiyatro yapmayı amaçlayan, deneyci yazarların savundukları ibir anlayış. Bunların başında Ionesco, Genet gibi yazarlar gelir.

Antitonal : Tona uygun olmayan.

Antitragus : [Bakınız: dış kulak lobu]. Kulak kepçesinde tragusun karşısındaki çıkıntı.

Antitrematodal ilaç : Başta karaciğer kelebekleri olmak üzere tüm trematodlara karşı kullanılan ilaç.

Antitrikomonal ilaç : Trichomonas enfeksiyonlarının tedavisinde kullanılan ajan.

Antitripsin faktörü : Baklagillerde en fazla da fiğ ve soyada bulunan, başta kanatlı hayvanlar olmak üzere tek mideli hayvanlarda proteinden ve özellikle metiyonin ve sistin aminoasidlerinden yararlanmayı azaltan, 100-120°C arasındaki sıcaklıklarda 15-20 dakika tutulduğunda etkinliğini kaybeden, proteinlerden yararlanmayı azaltan bir madde, tripsin baskılayıcısı.

Antitrotropik : Tiroit hormonlarını baskılayan.

Antitüssif : Öksürük kesici.

Antiülser ilaç : Ülser tedavisinde kullanılan, H2 almaç engelleyicileri, proton pompası baskılayıcıları ve antiasitler gibi ilaçların ortak adı.

Antivenin : Bazı balık zehirlerine karşı kullanılan bir çeşit serum. Yılan veya akrep sokmalarında tedavi amacıyla kullanılan ve bu hayvanlardan elde edilen venomun düşük dozlarda, atlara verilmesini takiben kan serumu çıkarılarak oluşan antikorların elde edilmesiyle üretilen liyofilize toz.

Antiviral : Virüsün çoğalmasını engelleyen. Virüslere karşı etkili, virüsün etkisini kıranveya azaltan. Virüslerin üreme adımlarından bir veya bir kaçını engelleyerek virüs üremesini durduran veya baskılayan ajanlar.

Antiviral protein : Virüs çoğalmasını durduran herhangi bir protein.

Antivirüs tedavi : Antivirüslerle yapılan bir tedavi biçimi.

Antivitamin : Vitaminlere karşı. Çiğ balıkta bulunan tiyaminaz ve yumurtada bulunan avidin gibi vitamin üretimini, emilimini veya etkisini engelleyen maddeler.

Antiviviseksisyonist : Her ne amaçla olursa olsun, araştırmalarda canlı hayvan kullanımına karşı olma anlamına gelen antiviviseksiyonizmi benimseyen kişi.

Antiviviseksisyonizm : Her ne amaçla olursa olsun, araştırmalarda hayvan kullanımına karşı olan görüş.

Baryum antimon tartarat : Kanatlı hayvanların parazitlerinden olan Syngamus trachea’ ya karşı etkili, beyaz renkli, kokusuz bileşik.

Bozkır antilobu : Çift parmaklılar (Artiodactyla) familyasından, 130 cm kadar uzunlukta, 80 cm kadar yükseklikte, kulakları ve gözleri altında uzun tüyleri bulunan, Sibirya ve Rusya'da yaşayan bir tür. Step antilobu.

Bozkır antilopu : (karşılık: sayga, Saiga tatarica), Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 130, yüksekliğe 80 cm. Rengi kırçıl sarıdır. Erkekde boynuzlar çemberli ve lir biçimindedir. Kulaklar ve gözler altında uzun tüyler bulunur. Sibirya ve Rusyada yaşar.

Değişken antijen tipi : Konağın bağışıklık sistemi tarafından tanınan ve organizmanın yüzeyinde bulunan, eksprese edilen antijenlerden herhangi biri. Genellikle Trypanosoma’larda kullanılan bir terim, VAT.

Doğal antikor : Normal bireylerde herhangi bir enfeksiyon bulgusu oluşmaksızın bulunan, epitel engelini geçmeyi başaran mikroorganizmalara karşı önceden oluşturulan bir koruma mekanizması olarak hizmet eden antikorlar.

Dört boynuzlu antilop : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 65 cm kadar yükseklikte, erkeklerinde boynuz bulunan, Hindistan'da yaşayan bir tür. (Tetracerus quadricornis), Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 100, yüksekliği 65 cm. Doğu Hindistanda ormanlarda yaşar.

Eklips antijen : Tutunma antijeni.

Ekzojen antijen : Bakteriler gibi vücuda dışarıdan giren bazı mikroorganizmalara ait antijenler.

Endojen antijen : Vücut hücreleri tarafından yapılan ve genellikle hücre içine giren virüslere ait olan antijenler.

Eski antik komedya : İÖ 486 da ortaya çıkan eski komedya Diyonizos adına düzenlenen şenliklerde filizlenmiştir. Eski komedyanın kaynağı, ocak ayındaki Lenaya Şenliği'ndeki fallik ezgilerdir. En belirgin Özelliği karikatür kişiler ve grotesk giysilerle taşlamayı getirmesidir. Eski komedyanın en büyük yazarı Aristofanes'tir.

Farklılaşma antijenleri : Normal hücrelerde belirli dokularda veya farklılaşmanın belli safhalarında bulunan dokuya özgü antijenler.

Floresan antikor : Bir floresan boyayla bağlanmış antikor.

Floresan antikor deneyi : Floresan mikroskopta renkli ışık veren boyalarla işaretlenmiş antikorların kullanıldığı bir immünohistokimyasal deney, İFA, immünofloresan deneyi.

Fontinalis antipyretica : Su yosunu.

Geniş spektrumlu antibiyotik : Etki alanı fazla olan antibiyotik.

H antijen : Flagellin ve kirpik antijeni.

H antijeni : Flajellin, fimbria antijeni.

Helmint antijeni : Helmintlerin konakta bağışıklık yanıtı oluşturan herhangi bir kısmı veya türevi.

Helmint antijenleri : Helmintlerin insan ve hayvanlarda bağışıklık cevabı oluşturan herhangi bir kısmı veya türevi.

Helmint antikorları : Klinik veya deneysel olarak helmint antijenelerine maruz kalan konakçı hücreleri tarafından üretilen antikorlar. Klinik veya deneysel olarak helmint antijenlerine maruz kalan insan ve hayvan hücreleri tarafından üretilen antikorlar. Helmint enfeksiyonlarında en çok üretilen antikorlar immünoglobulin E yapısındadır, ancak IgE’nin yanında IgG, IgM ve IgA’ da üretilebilir.

İndiyum antimonür : Formülü InSb, e.n. 535 °C olan , yarı iletken özelliğe sahip bir bileşik.

İnek antilobu : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 230 cm kadar uzunlukta, 150 cm kadar yükseklikte, Kuzey Afrika'da sürüler hâlinde yaşayan bir tür.

İnek antilopu : (Bubalis buselaphus), Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 230, yüksekliği 150 cm. Kuzey Afrikada sürüler halinde yaşar.

İnsan lökosit antijeni : İnsan büyük doku uygunluk kompleksi.

Kara antilop : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 115 cm kadar uzunlukta, 80 cm kadar yükseklikte, erkeklerinde yay gibi kıvrılmış uzun boynuz bulunan, Hindistan'da yaşayan bir tür. (Antilope cervicapra) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 115, yüksekliği 80 cm. Yalnız erkeklerde bulunan boynuzlar uzun olup yay biçiminde kıvrılmıştır. Hindistanda yaşar.

Karsinoembriyojenik antijen : Kolon, akciğer, mide ve diğer kimi karsinom olgularında ve kimi siroz ve ülserli kolon yangısı gibi tümöral olmayan olgularda plazmada ve dokularda düzeyi arttığı için bir belirteç olarak kullanılan bir onkofötal glikoprotein, CEA. Normalde embriyonel dönemde hücrelerin adezyonunda görevlidir.

Kaya antilobu : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar yükseklikte, Afrika'da dağlık yerlerde yaşayan bir tür.

Kaya antilopu : (Oreotragus oreotragus):Çift-parmakılılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 100, yüksekliği 60 cm. Doğu Afrikada dağlık yerlerde yaşar.

Keçi antilobu : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, boynuzu kısa ve hafifçe kıvnk, yeleli, kül renkli bir tür.

Keçi antilopu : (Naemorhedus thar), Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Boynuzu kısa ve hafifçe kıvrıktır. Kaba tüyleri kül-rengi olup yelesi vardır. Tibette yaşar.

Keseli antilop : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımının, boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, 130 cm kadar uzunlukta, 85 cm kadar yükseklikte, 20 cm kadar kuyruğu olan, hızlı hareket eden ve iyi sıçrayan, Afrika'da yaşayan bir tür. Afrika ceylânı. (Eş anlamlısı: Afrika ceylânı, Antidorcas marsupialis) Çift-parmaklılar (Artiodactyla) takımının boynuzlugiller (Bovidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 130, yüksekliği 85, kuyruğu 20 cm. Sırtı koyu sarı-kahverengi olup ak bir çizgisi vardır. Karnı beyazdır. Hızlı hareketlidir ve iyi sıçrar. Güney Afrikada yaşar.

Kontaminatif antijen : Genetik olarak konak orjinli olan, hem konak.

La antijenleri : Bağışıklık cevabı genlerini içeren DNA bölgesi ile bağlantılı antijenler.

Makrolid antibiyotikler : Moleküllerinde makrosiklik lakton halkası ve buna bağlı dezoksiriboz radikali içeren antibiyotik grubu.

Maternal antikor : Yeni doğanlarda plasenta veya kolostrum aracılığıyla alınan antikorlar.

Mavi antilop : Çift parmaklılar (Artiodactyla) takımından, Afrika'da yaşayan, erkekleri dişilerinden daha büyük olan bir memeli türü.

Mavi ve al antiloplar : Boynuzlugiller (Bovidae) familyasından, her iki eşeyde de boynuzlar bulunan antiloptan kapsayan bir memeli alt familyası.

Meglumin antimonat : Leishmania tropica’ nın neden olduğu deri hastalığın tedavisinde kullanılan bir ilaç.

Memeyi antiseptiğe daldırma : Sağım öncesi ve sonrası, mastitisten korumak amacıyla meme başlarının antiseptik çözeltia daldırılması, teat dipping.

Monoklonal antikor : B hücrelerinin tek bir klonundan meydana getirilen antikor. Hepsi tek bir antijen için spesifik olan birbirinin aynı antikor moleküllerinden oluşan bir populasyon oluştururlar. Bilimsel araştırma ya da ticari amaçla hibridoma hücre kültürlerinden meydana getirilirler. Bilimsel ya da tıbbi tanılarda fevkalade spesifik ajanlar olarak makromoleküllerin, virüslerin vb.nin tayininde kullanılır. Bir tek B lenfosit klonu tarafından üretilen, saf, oldukça özgün ve sadece bir tek antijeni tanıyabilen antikor.

Monoklonal antikor tekniği : Bir antijenin tek epitopik bölgesine karşı dış ortamda veya hücre kültürü sistemlerinde fazla miktarda antikor üretme tekniği.

Muskulus antitragikus : Kulak kepçesi üzerinde bulunan küçük kas.

O antijeni : Bazı Gram negatif bakterilerin hücre duvarlarında bulunan polisakkarit antijen.

Onkofetal antijen : Fetal gelişim süresinde ortaya çıkan antijen özelliğinde bir gen ürünü, onkofetal protein. Tümör hücrelerinin tespitinde kullanılan ve tümör hücreleri tarafından sentezlenen bir grup belirleyici maddenin ortak adıdır. Yetişkin dokularında kısmen veya tamamen baskı altına alınır ve neoplastik transformasyona giren bazı dokularda baskıdan kurtulur. Alfa1-fetoprotein, karsinoembriyonik antijen ve pankreatik onkofetal antijen gibi onkofetal antijenler tümör belirteçleridir.

Oral antikoagülanlar : Karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin üretimini bozarak dolaylı yoldan pıhtılaşma engelleyici etkiye neden olan ve ağız yoluyla kullanılan ilaçlar.

Orta antik komedya : Antik Yunan komedyasının ikinci evresidir. Eski komedya ile orta komedyayı ayıran kesin bir sınır yoktur. Aristo-fanes her iki dönemde de vardır. Aşağı yukarı İÖ 423 ile 330 yılları arasında gelişmiştir. Kişisel ve siyasal taşlama yoktur. Bu komedyada parabasis bölümü de görülmez. bk. parabasis. Koro önemini yitirmiştir. Doruğunu yeni komedyada bulacak olan töre komedyasına doğru bir yöneliş izlenir. Orta komedyanın en tanınmış yazarı Antifanes'tir.

Öz antijen : Otoantijen.

Piliç antipellegra faktörü : Pantotenik asit.

Plika antitragika : Atta, sığırda ve köpekte kulak kepçesinin iç yüzünde, antitragusdan iç tabakaya doğru uzanan kıvrım.

Poliklonal antikorlar : Birçok farklı B lenfosit klonuyla üretilen, hepsi aynı antijenin farklı determinantına bağlanan antikorlar.

Polipeptit yapılı antibiyotik : Fazla polar olan peptit grubu bir yağ asidine bağlanmış, bu nedenle de moleküllerinde hidrofilik ve lipofilik nitelikte iki ayrı kutup bulunan, bakteri hücresinin sitoplazmik zarının geçirgenliğini artırarak bakterisit etki oluşturan karmaşık bir polisakkarit yapısına sahip antibiyotik.

Prostat özgül antijen : Prostat kanserinde plazmada düzeyi yükselen tümör belirteçi antijen, prostat-spesifik antijen, PSA.

Prostat spesifik antijen : Prostat-özgül antijen.

Protozoon antijenleri : Protozoonların insan ve hayvanlarda bağışıklık cevabı oluşturan herhangi bir kısmı veya türevi.

Protozoon antikorları : Klinik ve deneysel olarak protozoon antijenlerine maruz bırakılan, insan ve hayvan hücreleri tarafından üretilen antikorlar.

Ramus ilei antimezenteriyalis : Etçillerde ve geviş getirenlerde a. ileocolica'dan ayrılan ve lig. ileocaecale içinde ilium üzerinde seyreden ve bu bağırsak kesimini besleyen atardamar dalı.

Sitotoksik antikor : Özellikle kompleman bulunması durumunda, antijen taşıyan hücreyi hasara uğratan antikor.

Sitotropik antikor : Aşın duyarlılığa karşı hayvanı hassaslaştıran, hedef hücreye özellikle mast hücrelerine bağlanan antikor.

Son antik komedya : Antik Yunan komedyasının İskender zamanına raslayan incelmiş dönemi.

Sperm antikorları : Spermatozoona karşı vücudun ürettiği antikorlar.

Spiral boynuzlu antilop : Memeliler (Mammalia) sınıfının, çift parmaklılar (Artiodactyla) takımından, Batı ve Orta Afrika'da ağaçlı kayalık yerlerde 30-40 bireyden oluşan gruplar hâlinde yaşayan, boyunlarında yele bulunan bir tür.

Spiral boynuzlu antiloplar : Memeliler (Mammalia) sınıfının, çift parmaklılar (Artiodactyla) takımından bir alt familya.

Süper antijen : Bakteri ve virüsler tarafından oluşturulan T hücrelerini özgül olmayan bir biçimde etkin duruma geçiren bir grup güçlü antijen.

T antijenleri : Tümör veya transforme hücrelerle ilişkili viral proteinler.

T bağımlı antijen : Antikor cevabı oluşturmak için yardımcı T hücrelerine gerek duyan antijen.

T bağımsız antijen : Bağışık cevap oluştururken T hücrelerine gerek duymayan antijen.

Tıkayıcı antikorlar : Tümör hücresinin üzerini örterek, tümör hücresini yok edecek olan lenfoblâstların tümöre bağlanmasını önleyen antikorlar.

Toksoit antitoksoit : Eşit miktarlarda toksoit ve antitoksik serum içeren karışım.

Transplantasyon antijeni : Doku uyuşurluğu antijeni.

Trisiklik antidepresantlar : Nöronlarda noradrenalin ve 5-hidroksi triptaminin geri emilimini önleyen bir ilaç grubu.

Tutunma antijeni : Parazit tarafından meydana getirilen hem konak hem de parazitte ortak olan fakat genetik olarak parazit orijinli olan antijen, eklips antijen.

Üniversal antidot : 2 kısım etkin kömür, 1 kısım magnezyum oksit, 1 kısım tannik asit ve 1 kısım kaolin karışımıyla elde edilen ve ağız yoluyla meydana gelen zehirlenmelerde yüzeyde tutucu ve koruyucu olarak kullanılan bir madde.

Vertebra antiklinalis : En dik göğüs omuru.

Yemlik antibiyotikler : Büyüme ve yemden yararlanmayı artırmak, sub klinik hastalıkları önlemek, çıkması muhtemel bazı hastalıklara karşı koruyucu etki göstermek gibi nedenlerle yemlere katılan bazı sulfanamit ve tetrasiklin gibi antibiyotikler.

Yeni antik komedya : Antik Yunan komedyasının aşağı yukarı İÖ 330 tarihlerinde ortaya çıkan incelmiş biçimi. Bu komedyada eski komedyanın karikatür tipleri ve mitologya kişileri yok oldu, bunların yerini, o dönemde yaşayan insanlar, onların sorunları ve giysileri aldı. Yeni komedya yazarlarının içinde en önemlisi Efesli Menandros'tur.

Antialerjik : Alerjilerin önlenmesinde veya tedavisinde kullanılan ilaç. Alerjiye neden olmayan.

Antiasit : Alkalik.

Antibiyotik : Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.

Antibiyotik tedavisi : Antibiyotiğin gelişmeyi durdurucu veya öldürücü etkisinden yararlanılarak yapılmış olan tedavi.

Antidemokratik : Demokrasiye aykırı olan.

Antidemokratiklik : Antidemokratik olma durumu.

Antidot : Panzehir.

Antiemperyalist : Emperyalizme karşı olan.

Antiemperyalistlik : Antiemperyalist olma durumu.

Antiemperyalizm : Emperyalizme karşı tutum, davranış veya öğreti.

Antifriz : Dondurmaz.

Antihijyenik : Sağlık kurallarına aykırı olan.

Antijen : Vücuda girişi kendisine karşı antikor oluşmasına sebep olan protein yapısında madde.

Antik : İlk Çağdaki uygarlıklarla, özellikle eski Yunan ve Roma uygarlıkları ile ilgili olan, antika.

Antik çağ : Eski Yunan ve Roma uygarlıklarının gelişip yayıldığı çağ.

Antika : Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.

Antika mobilya : Eski dönemlerde imal edilmiş olup ana hatlarında herhangi bir değişiklik yapılmayan ve belli bir ekole göre adlandırılan mobilya.

Antikacı : Antika eşya, eser satan veya toplayan kimse.

Antikacılık : Antikacının yaptığı iş.

Antikalık : Tuhaflık.

Antikapitalist : Kapitalist rejime karşı olan (kimse).

Antikapitalistlik : Antikapitalist olma durumu.

Antikapitalizm : Kapitalizme karşı olma.

Antikatot : Basıncı azaltılmış bir elektrik boşalma tüpünde, katot ışınlarını durdurmak için tüp içerisinde katot karşısına yerleştirilen genel olarak metal yaprak.

Antikite : Eskilik. İlk Çağ.

Antikomünist : Komünizme karşı olan.

Antikomünistlik : Antikomünist olma durumu.

Antikomünizm : Komünizm karşıtlığı.

Antikor : Vücuda giren antijenlere karşı oluşan bağışıklık proteini.

Antilop : Antiloplardan, sıcak ülkelerde yaşayan, çok hızlı koşan, boynuzlu bir hayvan (Anthilopus). Bu hayvanın derisinden yapılmış.

Antimon : Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb).

Antinomi : Çatışkı.

Antioksidan : Genellikle yağların, yağlı besinlerin uzun süre saklanabilmesi, beyaz renkli sebze ve meyvelerin kararmasının önlenmesi için kullanılan madde. Canlı organizmalardaki toksinleri atmaya yarayan madde.

Antipati : Sevimsizlik, soğukluk, iticilik. Karşıt duygu.

Antipatik : Sevimsiz, itici, soğuk.

Antipatiklik : Sevimsizlik.

Antipropaganda : Karşı propaganda.

Antisemit : Yahudilik karşıtı olan.

Antisemitik : Yahudi karşıtı olan.

Antisemitist : Antisemitizm yanlısı.

Antisemitistlik : Antisemitist olma durumu.

Antisemitizm : Yahudilere karşı düşmanca duygular besleyen ve Yahudilere karşı ayırt edici önlemler alınmasını isteyen görüş.

Antisepsi : El, yüz veya vücuttaki hastalık yapan mikroorganizmaları kimyasal maddelerle etkisiz hâle getirme veya yok etme işlemi.

Antiseptik : Antisepsi yapmak için kullanılan (madde). Antisepsi özelliği olan (madde).

Antisiklon : Yüksek basınçlı atmosfer kütlesi.

Antitez : Karşı sav.

Antitoksik : Antitoksin.

Antitoksin : İçine giren toksinleri zararsız duruma getirmek için vücudun çıkardığı madde, antitoksik.

Diğer dillerde Anti anlamı nedir?

İngilizce'de Anti ne demek ? : anti