Kemer nedir, Kemer ne demek

Kemer; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de özel olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı.
  • İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı.
  • Tümsekli
  • Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak.
  • Emniyet kemeri.
  • Antalya iline bağlı ilçelerden biri.
  • Burdur iline bağlı ilçelerden biri.
  • Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan.
  • Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı.
  • Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.

"Kemer" ile ilgili cümleler

  • "Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri."
  • "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı." - O. Atay
  • "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı." - P. Safa
  • "Kemer burun."

Yerel Türkçe anlamı:

Ev yapılırken direklerin üzerine uzatılan uzun ağaç.

Kadın fesinin önüne takılan altın dizisi.

Köy evlerinde duvar içine yapılan, fazla eşya koymaya yarayan yer, dolap.

Alacalı keçi.

Ocağın üstüne konan eğri ağaç.

 

Kağnı arabalarında arka yastık.

Ayak tabanının çukur yeri.

Coğrafya'daki terim anlamı:

Bir kıvrımın kabarık, tepe yeri. bk. tekne, kıvrım.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık) İki sütun ya da ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı gibi biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını iki yanındaki ayaklara bindiren karnı dar tonoz bağlantı. a. bk. eşeksırtı kemer, yüksek kemer, körkemer, ikiz kemer, kemergözü.

Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:

Katmanlı kayaçlarda, katmanları tepeden ters yanlara yatımlı, semer biçiminde kıvrım.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Düzenli odun yığını. (Yakaköy, Akdağ *Gelendost -Isparta)

Ocağın üst tahtası. (Afşar *Gelendost -Isparta)

Bilimsel terim anlamı:

Yığışımlı sıklık dağılımının verdiği ve kendine özgü bir biçimi olan çizge. bk. yığışımlı dağılım.

İngilizce'de Kemer ne demek? Kemer ingilizcesi nedir?:

anticline, bow, ogive

Osmanlıca Kemer ne demek? Kemer Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kemer

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Çanakkale kenti, Balıklıçeşme bucağına bağlı bir bölge. Muğla kenti, Kemer nahiyesine bağlı bir bölge. Muğla kenti, Karova bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Samsun şehrinde, Çarşamba ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Kayseri şehri, Sarız belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Konya şehrinde, Doğanhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Adana kenti, Kozan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Aydın ilinde, Bozdoğan ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

 

Kemer kısaca anlamı, tanımı:

Kemeri dolu olmak : Çok zengin olmak.

Kemer sıkmak : Sıkı para politikası anlayışıyla daha az tüketmek.

Kemer bağlama : Aile büyüğünün, gelinin beline altın veya gümüş kemer bağlaması töreni, kuşak bağlama.

Kemer gözü : Kemerle ayakları arasındaki boşluk.

Kemer patlıcanı : Bir tür ince uzun patlıcan.

Bel kemeri : Elbise üzerinden bele dolayarak bir toka ile tutturulan, deri, kumaş veya metalden yapılmış olan özel bağ, bel bağı.

Emniyet kemeri : Uçak, otomobil vb.nde güvenlik için bele takılan kemer.

Su kemeri : Üzerinde su yolu bulunan kemerli köprü.

Kemere : Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri.

Kemerleme : Kemerlemek işi.

Kemerli : Kavisli olan. Kemer biçiminde olan. Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan.

Kemerlik : Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ. Kemer yapmaya elverişli.

Kemersiz : Kemeri olmayan.

Av avlayanın kemer bağlayanın : "bir şey, onu elde etmenin yolunu bilenin; bir şeyden yararlanma, onu kullanmasını becerebilenin hakkıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

Toka : El sıkışma. Kemer, kayış, ayakkabı vb.nin iki ucunu birbirine bağlamaya, bunları istenilen genişlikte tutmaya yarayan, türlü biçimlerde tutturmalık. Kadınların saçlarını bir arada tutmaya yarayan, bazen de süs olarak kullanılan araç. İçki içerken birinin şerefine, sağlığına kadeh tokuşturma.

Kumaş : Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma. Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme.

Deri : Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Bu tabakadan yapılmış.

Metal : Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Bu maddeden yapılmış.

Etek : Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Edep yeri. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü.

Pantolon : Belden başlayan ve genellikle paçaları ayak bileklerine kadar inen giyecek.

Emniyet : Polis işleri. Güven, inanma, itimat. Güvenlik işlerinin yürütüldüğü yer. Güvenlik. Bir araçta güven sağlayıcı parça.

Tümsekli : Dışbükey. Tümseği olan.

Tavan : Çatı kiremidi. Bir şeyi değerlendirmede kabul edilen en yüksek seviye veya fiyat. Bir yapının, kapalı bir yerin üst bölümünü oluşturan düz ve yatay yüzey, taban karşıtı.

Antalya : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Bağlı : Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı. Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Kapatılmış olan, kapalı. Bir bağ ile tutturulmuş olan.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Burdur : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Kemer açıklığı : (Mimarlık) Kemerin oturduğu iki ayak ya da duvar arasındaki açıklık. a. bk. kemer gözü, kemerkaburgası, kemerkarnı, kemerkilidi, kemerayağı.

Kemer alnı : (Mimarlık) Yuvarlak kemerin dıştan bakıldığında görülen şerit biçimindeki kenarı.

Kemer ayağı : (Mimarlık) Kemerin iki yanda üzerlerine oturduğu ayak ya da sütunlar. a. bk. ayak.

Kemer bağlanmak : Kemer kuşanmak, işe hazırlamak

Kemer dezmozomu : Yan yana gelen hayvan hücrelerinde hücreler arasında kemer şeklinde uzanan bağlantı. Dezmozom.

Kemer doruk çizgisi : Kemerin en yüksek yerinden geçen çizgi.

Kemer ekseni : Belli bir katman ile bir kemer eksen düzleminin kesiştiği çizgi.

Kemer içi : (Mimarlık) Roman ve gotik üslûbunda yapılmış başkiliselerde anakapı üzerini örten kemerin heykel ve kabartmalarla bezenmiş alt yüzü.

Kemer kaburgası : (Mimarlık) Kemerin tam karnına gelen bölümdeki silmeler.

Kemer karnı : (Mimarlık) Kemerin iç tarafında kemer taşlarının meydana getirdiği içbükey bölüm; kemerin tam altı. a. bk. kemer kaburgası, kemergözü.

Kemer ile ilgili Cümleler

  • Kemer sıkmak zorundayız.
  • Küçük işletmeler ayakta kalmak için kemerlerini sıkacaklar.
  • Ali emniyet kemerini geri taktı.
  • Ekonomi yakında toparlanmazsa kemerlerimizi sıkmak zorunda kalacağız.
  • Kemer kahverengidir.
  • Kemerini çözdü.
  • Ali Mary'nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.
  • Yolda büyük bir kemer var.
  • Kemerini takmalısın.
  • Ali emniyet kemeri takmıyordu.
  • Emniyet kemerini takıyor olsaydı Mustafa hala hayatta olacaktı.

Diğer dillerde Kemer anlamı nedir?

İngilizce'de Kemer ne demek? : [Kemer] n. belt, waistband, strap, band, arch, archway, vaulting, cincture, cove, cummerbund, fascia, girdle

Fransızca'da Kemer : ceinture [la], ceinturon [le], lanière [la], arc [le], arcade [la]

Almanca'da Kemer : n. Bauchgurt, Bogen, Bund, Gewölbe, Gurt, Gürtel, Kielbogen, Riemen, Rund, Rundung, Sattel, Wölbung

Rusça'da Kemer : n. пояс (M), ремень (M), арка (F), свод (M), луна (F), горбинка (F)

adj. горбатый, арочный