Antispeficity factors türkçesi Antispeficity factors nedir

  • Bazı spesifik faktörlerin faaliyetlerini engelleyen gen ürünü maddeler. örnek: rna polimerazın spesifiklik faktörü tarafından başlama yerlerinin tanınmasını engelleyen protein.
  • Antispesifik faktörler.
  • Biyoloji alanında kullanılır.

Antispeficity factors ingilizcede ne demek, Antispeficity factors nerede nasıl kullanılır?

Factors : Kalıtımsal özellik taşıyan gen. Etmen. Etken. Aracı kuruluş. Öğe. Tambölen. Finansör (üretimde). Faktör. Eleman. Katsayı.

Adjustment factors : Düzeltme faktörleri. Genetik değerlendirme işlemi için hesaplanabilen ve her biri performans ölçümü gibi bilinen çevresel ve idari etkiler.

Associated factors : Bağlaşık etkenler. Birbirini içeren ya da birbirinin yerine geçebilen etkenler.

Benefactors : Velinimet. Hayırsever. İyiliksever. Bağışçı. Bağış yapanlar.

Blood factors : Kan faktörleri.

Clotting factors : Pıhtılaşma faktörleri. Protein, lipoprtotein ve kalsiyum iyonlarından oluşan, pıhtılaşma olayında görevli faktörler.

İngilizce Antispeficity factors Türkçe anlamı, Antispeficity factors eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Antispeficity factors ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas.

 

Aardvark : Borudişli. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yer domuzu. Yerdomuzu. Karınca yiyen.

A cells : A hücresi. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. Alfa hücreleri.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Yeleli sırtlan.

Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.

 

Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Abramis zonu.

Abiotic environment : Cansız çevre. Abiyotik çevre. Abiyotik ortam. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.

Abacus bodies : Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri. Abacus cisimcikleri.

Antispeficity factors synonyms : aardvarks, a chromosome, a protein, abo blood groups system, a cell, acacia.