Applied for türkçesi Applied for nedir

  • Başvurmak.
  • Adaylığını koymak.
  • Talepte bulunmak.

Applied for ile ilgili cümleler

English: Ali applied for a job with our company.
Turkish: Ali şirketimizle ilgili bir işe başvurdu.

English: A lot of people applied for the job.
Turkish: İş için bir sürü insan başvurdu.

English: Ali applied for a job as an English teacher.
Turkish: Ali bir İngilizce öğretmeni olarak bir işe başvurdu.

English: Ali applied for a credit card, but he was turned down.
Turkish: Ali kredi kartı için başvurdu ama o reddedildi.

English: Ali applied for a job as a French teacher.
Turkish: Ali bir Fransızca öğretmeni olarak bir iş için başvurdu.

Applied for ingilizcede ne demek, Applied for nerede nasıl kullanılır?

Applied : Kılgılı. Kılgısal. Ameli. Pratik. Uygulanmakta olan. Uygulamalı. Yalnız düşünce alanında kalmayıp işe dönüşen, tatbiki, pratik, ameli. Tatbiki.

For : Dair. Zarfında. Çünkü. Uğruna. Nedeniyle. Dolayı. Yönünden. Bir takımyıldızın adı. Süresince. İçin.

Applied force : Uygulanan kuvvet.

Applied anthropology : İnsanbilim konularıyla kuramlarını düşünce düzeyinden uygulama alanına aktaran bilim dalı. krş. uygulamalı halkbilim, uygulamalı budunbilim. Uygulamalı insanbilim. Uygulamalı antropoloji.

Applied art : Pratik sanat. Uygulamalı sanat. Faydalı bir amaca hizmet etmek için tasarlanmış olan sanat. Fonksiyonel sanat.

 

Applied arts : Uygulamaları sanatlar. Fonksiyonel öğelerin tasarımı ile ilgili olan sanat çalışması (örneğin, mobilya tasarımı, mücevherat yapımı ve iç tasarım). Uygulamalı sanatlar.

İngilizce Applied for Türkçe anlamı, Applied for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Applied for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nominate : Atamak. Aday olarak göstermek. Aday göstermek. Görevlendirmek. Aday belirlemek. Adaylığa seçmek. Adaylığını önermek. Resmen kararlaştırmak. Tayin etmek.

Calling on : Uğramak. İstemek. Ziyaret etmek. Önünde söylemek.

Approached : Andırmak. Yanaşmak. Yaklaşma. Yaklaşmak. Varmak. Görüşmek. Ulaşmak. Yaklaşım sergilemek. Çok benzemek.

Consult : Müracaat etmek. Danışmak. Görüşmek. Danışmanlık yapmak. Düşünmek. Bakmak. Sormak. Danışmanlık vermek. Dikkate almak. Akıl danışmak.

Appeal : Müracaat etmek. Karşıtlama. Sarmak. Davayı temyiz etmek. Çekim. Yalvarmak. Başvuru. Cazip gelmek. Atılım.

Call on : Diye hitap etmek. Davet etmek. Uğramak. Rica etmek. Ziyaret etmek. Seslenmek. Demek. Adını vermek. Aramak.

Approach : Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Yaklaşma. Görüşmek. Yanaşmak. Ulaşmak. Yaklaşım. Benzemek. Yaklaşmak.

Applies : Kullanmak. İlgili olmak. Sürmek. Uygulamak. İlgisi olmak. Uygun olmak. Müracaat etmek. Gitmek (birine). Uygun düşmek.

Nominates : Atamak. Adaylığa seçmek. Görevlendirmek. Aday göstermek. Tayin etmek. Aday olarak göstermek. Aday belirlemek. Resmen kararlaştırmak.

 

Appeal to : Yardım veya bilgi talep etmek. Hoş görünmek. Destek aramak. Medet ummak. Hitap etmek (bir eğilime veya duyguya). Hitap etmek. -e çağrıda bulunmak. -e başvurmak. -e çekici gelmek.

Applied for synonyms : appealed, put in for, approaches, contest an election, appeals, campaign, campaigned, sue for, call upon, contest a seat, run, apply, put forward, claim, make a request, put up, apply to, apply for, demand.