Aralamak nedir, Aralamak ne demek

  • İki şey arasında açıklık oluşturmak, az açmak
  • Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek.
  • Aralıklı duruma getirmek, seyrekleştirmek.

"Aralamak" ile ilgili cümle

  • "Şu sandalyeleri biraz aralayınız."
  • "Kapısını hafifçe araladı." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Yanan odunları ayırarak ateşi azaltmak, söndürmek.

Tınasın samanını tanesinden ayırmak.

Çok bağırarak sesleri bastırmak.

Ayırmak, çözmek (iplik ve benzeri hakkında).

Güreşte veya döğüşte bir kaç kişiyi doğuş dışı bırakmak, haklarından gelmek.

Değirmende acele işi olan birinin sırasını öne almak, araya sokmak.

Derleyip toplamak, yerleştirmek.

Uzamak (zaman hakkında): Bu iş çok araladı, olmaz artık.

Bitkilerin fazla dal ve çubuklarını kesmek, seyrekleştirmek, budamak.

İki şeyi birbirinden ayırmak, arayı açmak, aralık bırakmak.

Kalabalığı yarıp geçmek.

Sık çıkan ürünleri aralıklı duruma getirmek.

Kavga edenleri ayırmak, kavgayı önlemek.

Uzaklaştırmak, ayırmak.

Bir şeyden uzaklaşmak.

Uzaklaşmak, geride bırakmak: Kamyon çok araladı.

Temizlemek: Şu kaptaki suyun yüzünü bir arala hele.

Kalabalığı yarıp geçmek.

Kavga eden iki kişiyi araya girerek ayırmak.

Diğer sözlük anlamları:

Terketmek, bırakmak, atlamak.

 

Arasında görünmek, bulunmak, dolaşmak.

Ayırdetmek, ayırmak.

Osmanlıca Aralamak ne demek? Aralamak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

aralama

Aralamak tanımı, anlamı:

Aralama : Aralamak işi.

Kapı aralamak : Bir konuya giriş yapmak, karşısındakini hazırlamak.

Açıklık : Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Boş ve geniş yer, meydanlık. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Açık olma durumu, aleniyet.

Oluşturmak : Oluşmasını sağlamak, meydana getirmek, teşekkül ettirmek, tekvin etmek.

Açmak : Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Alışverişi başlatmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Engeli kaldırmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Yakışmak, güzel göstermek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Yapmak, düzenlemek. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Alanını genişletmek. Ferahlık vermek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Geçit sağlamak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Savaşla almak, fethetmek. Beğenmek. Görünür duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak.

 

Aralık : İki nota arasındaki perde uzaklığı. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık. Tuvalet. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Ara. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yarı açık, tam kapanmamış.

Durum : Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Getirmek : Erişmek veya eriştiğini sanmak. Gelmesini sağlamak. Bir şeyi yanında veya üstünde bulundurmak. Bir makama atamak veya seçmek. Bazı kelimelerle birleşik fiil yapar. İleri sürmek. Sağlamak. İletmek, bildirmek. Sebep olmak, ortaya çıkarmak.

Seyrekleştirmek : Seyrek duruma getirmek, aralamak, seyreltmek.

Aralıklı : Kesik kesik. Dizgide kelimeler, harfler veya satırlar arasında açıklık olan, espaslı. Birbirine bitişik olmayan, aralarında açıklık bulunan, aralı, fasılalı.

Diğer dillerde Aralamak anlamı nedir?

İngilizce'de Aralamak ne demek? : to leave ajar; to open out, to space; to separate

Fransızca'da Aralamak : entrebâiller, ouvrir à demi

Almanca'da Aralamak : halb öffnen

Rusça'da Aralamak : v. приоткрывать, раздвигать, разъединять, разнимать, разъединить