Ask a question türkçesi Ask a question nedir

  • Soru sormak.
  • Bir soru sor.
  • Soru yöneltmek.
  • Sorgulamak.

Ask a question ile ilgili cümleler

English: You may ask a question of that teacher.
Turkish: O, öğretmenle ilgili bir soru sorabilirsin.

English: Please feel free to ask a question at any time.
Turkish: Lütfen istediğin zaman soru sormaya çekinme.

English: Ali wanted to ask a question, but thought that he shouldn't.
Turkish: Ali bir soru sormak istiyordu ama sormaması gerektiğini düşündü.

English: He raised his hand to ask a question.
Turkish: Bir soru sormak için elini kaldırdı.

English: Ali wanted to ask a question, but he didn't.
Turkish: Ali bir soru sormak istedi ama soramadı.

Ask a question ingilizcede ne demek, Ask a question nerede nasıl kullanılır?

Ask : Hak etmek. Kaşınmak. İstirham etmek. Davet etmek. Çağırmak. Soru sormak. Talep etmek. İstemek. Aranmak. Dilemek.

A : Argonun simgesi. La (müzik terimi). Belirli bir tür veya nitelikteki. Pek iyi. (herhangi) bir. Miktar belirtir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Atom ağırlığı. Amperin simgesi. En yüksek not.

Question : Kuşkulanmak. Mesele. Sorgulamak. Sorun. Soru. Toplumbilimde başlıca bilgi sağlama aracı olan ve olgu, davranış, kanı, tutum, görüş gibi konularda bireylerden yanıt almak üzere başvurulan ölçünlü sınar. Sorguya çekmek. Problem. Soru sormak. - den şüphe etmek.

 

Ask a blessing : Sofra duası yapmak. Lütuf dilemek.

Ask a favor : Yardım için rica etmek. Ricada bulunmak. İyilik istemek.

Evade a question : Kaçamak cevap vermek.

Raise a question : Konuyu gündeme getirmek.

Ask around : Birilerine sormak. Çevresine sormak. Ona buna sormak.

Ask a favor of : Ricada bulunmak.

Answer a question : Soru cevaplamak.

İngilizce Ask a question Türkçe anlamı, Ask a question eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ask a question ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Asks : Talep etmek. Dilemek. Çağırmak. İstemek. Aranmak. Davet etmek. Kaşınmak. Hak etmek. İstirham etmek.

Querying : Soru işareti koymak. Sorguya çekmek. Sormak. Kuşkulanmak. Şüphesi olmak. Sorgulama.

Examine : Muayene etmek. İrdelemek. Sınav yapmak. İmtihan etmek. Sınamak. Gözden geçirmek. Sınavdan geçirmek. Denetlemek. Eleştirmek.

Examines : Sorguya çekmek. Sınav yapmak. İncelemede bulunmak. Eleştirmek. İmtihan etmek. Yoklamak. Muayene etmek. İncelemek. Denetlemek.

Give a grilling : Sorguya çekmek.

Question : Şüphe etmek. Bilinmez. - den şüphe etmek. Problem. Sorguya çekmek. Kuşkulanmak. Şüphe. Sorgu. Konu.

Interrogating : Sorgulama. Sorguya çekmek. İfadesini almak.

Inquired : Sormak. Soruşturmak. Bilgi almak. Aramak. Sorgulama yapmak. Tahkik etmek. Akıl sormak. Araştırmak.

Ask : Aranmak. Kaşınmak. Hak etmek. Dilemek. İstemek. Çağırmak. Rica etmek. Talep etmek. Davet etmek.

Enquires : Sormak. Soruşturmak.

Ask a question synonyms : poll, check up on, enquiring, questioned, inquire, queries, query, cross question, interrogate, inquires, enquired, enquire, queried, call in question, interrogates.