At peace türkçesi At peace nedir

  • Barış halinde.
  • Sulh halinde.
  • Güvenlik hissi ile.
  • Rahatta.
  • Sakinleşmiş.
  • Barışık.
  • Barışta.
  • Emniyet ile.
  • Sulh halinde rahatta.
  • Rahat.
  • Huzur içinde.
  • Sessiz.

At peace ile ilgili cümleler

English: Death must be so beautiful. To lie in the soft brown earth, with the grasses waving above one's head, and listen to silence. To have no yesterday, and no tomorrow. To forget time, to forgive life, to be at peace.
Turkish: Ölüm çok güzel olmalı. Kafanın üzerinde sallanan yeşil otları olan yumuşak kahverengi toprakta uzanmak ve sessizliği dinlemek. Dünü ve yarını olmamak. Zamanı unutmak, hayatı bağışlamak, barışık olmak.

English: I feel happy and at peace with myself.
Turkish: Mutlu ve kendimle barışık hissediyorum.

English: I feel at peace with myself now.
Turkish: Şimdi kendimle barışık hissediyorum.

English: Both countries are now at peace.
Turkish: Her iki ülke şimdi barış içindeler.

English: Japan is at peace with her neighbors.
Turkish: Japonya komşularıyla barış içindedir.

At peace ingilizcede ne demek, At peace nerede nasıl kullanılır?

At : Bir miktarı göstermek için kullanılır. Da. Nezdinde. E. Bir zamanı belirtmek için kullanılır. Üzerinde. A. Bir hareketin hedefini gösterir. Bir iş veya hareketten bahsederken kullanılır. Bir yeri belirtmek için kullanılır.

 

Peace : Savaş içinde olmayan bir ülkenin durumu. savaştan sonra dev letler arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması. Barışma. Erinç. Güvenlik. Sükunet. Huzur. Ağız tadı. Rahat. Sessizlik.

At a bargain price : İndirimli özel fiyat. İndirimde. Düşük fiyata.

At a blow : Aniden. Birden.

At a bound : Bir hamlede.

At a crossroads : Kavşakta.

At a clip : Hızla.

İngilizce At peace Türkçe anlamı, At peace eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak At peace ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Canny : Dikkatli. Zarif. Hoş. Hünerli. Tutumlu. Açıkgöz. Akıllı. Tedbirli.

Cool off : Heyecanı sönmek. Soğumuş. Öfkesi yatışmış. Serinlemek. Serinlemiş.

Comfiest : Konforlu.

Comfortable : Rahatlatıcı. Konforlu. Tatminkar. Teselli edici. Sakin. Huzurlu. İyi.

Comfier : Konforlu.

Pacified : Pasivize etmek. Rahatlatmak. Huzura kavuşmuş. Asayişi sağlamak (karışıklıklara sahne olan bir yerde). Güvenliği sağlamak. Uzlaştırmak. Huzura kavuşturmak. Yatıştırmak. Sakinleştirmek. Barıştırmak.

Settled down : Kendisini tesis etmiş. Yola gelmek. Rahatlamış. Hayatını geçindirmiş. Kurulmak. Bir yere yerleşmiş. Kalıcı konut edinmiş. Kendisini kurmuş. Sakinleşmek. Çöreklenmek.

Cannier : Tutumlu. Hoş. Becerikli. Açıkgöz. Tedbirli. İdareli. Cazip. Kurnaz. Zarif.

Buttoned up : Fazla konuşmayan. (anlaşma) sonuca bağlanmış. Suskun. Başarıyla tamamlanmış. Ağzı var dili yok. Sesi çıkmayan. Sonuçlanmış.

Above water : Sıkıntıdan uzak. Tehlikesiz. Risksiz. Suyun yüzeyinin üstünde.

At peace synonyms : dumber, close tongued, cooling off, affable, cadillacing, complacent, calmed down, smoothed, dumb, dumbed, comfy, composure, in peacetime, at ease, canniest, consonant, breathless, closemouthed, aphonic, dumbest, comfort, reconciled, collected, dumbs, commodious, consonantal.