Settled down türkçesi Settled down nedir

  • Kurulmak.
  • Sakinleşmiş.
  • Bir yere yerleşmiş.
  • Çöreklenmek.
  • Yerleşmek.
  • Uslanmak.
  • Hayatını geçindirmiş.
  • Dolaşmayı bırakıp bir yerde kalmış.
  • Rahatlamış.
  • Kalıcı konut edinmiş.
  • Kendisi için stabil bir hayat kurmuş.
  • Sakinleşmek.
  • Kendisini tesis etmiş.
  • Sakin olmak.
  • Durulmak.
  • Yerleştirmek.
  • Kendisini kurmuş.
  • Yuva kurmak.
  • Yola gelmek.

Settled down ile ilgili cümleler

English: Members of the tribe settled down along the river.
Turkish: Kabile üyeleri nehir boyunca yerleşti.

English: After years of womanising, Moustapha finally settled down with Mary.
Turkish: Yıllar süren çapkınlıktan sonra, Mustafa sonunda Mary ile yuva kurdu.

English: He settled down in his native country.
Turkish: Anavatanına yerleşti.

English: He settled down to his work.
Turkish: O, kendini işine verdi.

English: He settled down in his armchair to listen to the music.
Turkish: O, müzik dinlemek için koltuğuna yerleşti.

Settled down ingilizcede ne demek, Settled down nerede nasıl kullanılır?

Settled : Şenelmiş. Meskã»n. Devamlı. Yerleşik. Durgun. Yerleşmiş. Oturulan. Ödenmiş. Değişmez. Kararlı.

Down : Aşağıya doğru. İndirmek. Aşağısına doğru. Çabucak içmek. Aşağı. Düşürmek. Bozuk. Yere yıkmak. Beri. Yıkmak.

Settled a dispute : Bir tartışmaya bir çözüm bulmuş. Zorlulları halletmiş.

 

Settled accounts : Kapatılmış hesap. Hesapları kapatmış. Banka ile yapılan düzenleme ve ayarlamaları sonlandırmış. Tasfiye edilmiş hesap. Tanınmış olan hesap bakiyesi.

Settled an account : Banka ile yapılan düzenleme ve ayarlamaları sonlandırmış. Hesapları kapatmış.

Settled conflict : Çözülmüş ihtilaf. Kapatılmış çatışma. Sona ermiş çatışma.

İngilizce Settled down Türkçe anlamı, Settled down eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settled down ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be established : Takarrür etmek.

Squats : Kanuna aykırı olarak oturmak (kendi malı olmayan bir mülkte). Araziye sahip çıkmak. Oturmak. Bodur. Çökmek. Çömeliş. Çömeltmek. Çömelmek. Başkasının arazisine kurulmak.

Cool : Serin yer. Soğumak. Havalı (tip). Sönmek (öfke veya arzu vb). Soğukkanlılık. Serin. Serinlemek. Serinlik. Soğutmak.

Become established : Kökleşmek.

Indwelling : Oturmak. İşlemek. İkamet etmek. Nüfuz etmek. Kalıcı. Oturtmak.

Have a level head : Mantıklı olmak. Mantıklı kararlar vermek. Soğukkanlılığını muhafaza etmek. Ne yapacağını bilmek. Soğukkanlı olmak.

Quiescent : Uyuşuk. Canlılığını kaybetmek. Dinlenmede. Devinimsiz. Pasif. Susturmak. Sakin. Sessiz. Durgun.

Calm down : Durgunlaşmak. Yatışmak. Öfkesi yatışmak. Rahatlamak. Phr. Yatıştırmak. Mayna olmak.

Billets : Ödev. Konaklatmak. Konaklama yeri. Vazife. Pusula. Çelik çubuk. Kütük. Konak yeri. Not.

Indwells : İkamet etmek. Oturmak. Nüfuz etmek. Oturtmak. İşlemek.

Settled down synonyms : soberest, postured, billet, pacified, come to stay, domiciling, abide, cool off, deposited, slacken, keep still, chill out, twining, hushing, toe the line, wreathes, firm up, accommodated, nestle, cool down, domicil, clarifies, stay calm, settle down, sobers, domicile, quiet, bend the knee, quiet down, twined, hushes, indwell, ingrain.