Settled türkçesi Settled nedir

Settled ile ilgili cümleler

English: After years of womanising, Moustapha finally settled down with Mary.
Turkish: Yıllar süren çapkınlıktan sonra, Mustafa sonunda Mary ile yuva kurdu.

English: After a while, the children settled down.
Turkish: Biraz sonra çocuklar sakinleşti.

English: Ali settled back.
Turkish: Ali arkaya yaslandı.

English: Call me when you get settled in.
Turkish: Yerleştiğin zaman beni ara.

English: Ali settled down.
Turkish: Ali yerleşti.

Settled ingilizcede ne demek, Settled nerede nasıl kullanılır?

Settled a dispute : Zorlulları halletmiş. Bir tartışmaya bir çözüm bulmuş.

Settled accounts : Hesapları kapatmış. Banka ile yapılan düzenleme ve ayarlamaları sonlandırmış. Tanınmış olan hesap bakiyesi. Tasfiye edilmiş hesap. Kapatılmış hesap.

Settled an account : Banka ile yapılan düzenleme ve ayarlamaları sonlandırmış. Hesapları kapatmış.

Settled conflict : Çözülmüş ihtilaf. Kapatılmış çatışma. Sona ermiş çatışma.

Settled down : Dolaşmayı bırakıp bir yerde kalmış. Uslanmak. Kendisi için stabil bir hayat kurmuş. Kalıcı konut edinmiş. Kurulmak. Rahatlamış. Hayatını geçindirmiş. Sakin olmak. Kendisini tesis etmiş. Yuva kurmak.

 

Settled his debt : Borçlarını kapatmış. Borçlarını ödemiş.

Unsettled ownership : Belirsiz sahiplik. Açık bir şekilde belirlenmemiş olan sahiplik.

Thickly settled : Sıkı yerleştirilmiş.

Unsettled : Askıda. Yerleşilmemiş. Henüz yerleşmemiş. Kararlaştırılmamış. Meskun olmayan. Huzursuz. Ödenmemiş. Tedirgin edilmiş. Değişken. Henüz yerleşilmemiş.

Become settled : Sabitleşmek.

İngilizce Settled Türkçe anlamı, Settled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Settled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Flattest : Boşalmış (aku, pil vb.). Yassı. Kısık. Havası inmiş. Kesat. Kati. Bemol. Patlak. Hareketsiz.

Calm : Sakinlik. Sakin. Endişesiz. Esintisiz. Huzurlu. Serinkanlı. Sakinleşmek (deniz). Arsız. Dingin. Gürültüsüz.

In good trim : Mütevazin. Düzgün.

Prescribed : Zaman aşımı ile hak kazanmak. Zaman aşımına uğramak. İlaç yazmak (doktor). Reçete yazmak. Buyurmak. Emretmek. Kurallarla belirlenmiş. Saptanmış.

Bovine : Sığıra ait. Hantal. Hissiz. Sığır gibi. Sıkıcı. Ağır. Büyükbaş. Sığırla ilgili. Uyuşuk.

Determined : Muayyen. Kati. Belirli. Kesin. Azimli. Belirlenmiş. Belirtili.

Decreed : Karara bağlamak. Buyurmak. Hüküm vermek. Emretmek. Kararı verilmiş.

Dreamless : Gayesiz. Barışçı. Rüyasız. Hayalsiz. Amaçsız.

Airless : Boğucu. Havasız. Sakin.

Settled synonyms : constat, continued, fitted, dainty, ceaseless, colonized, ditch water, located, driven, domicilled, fixed on, deterministic, firm, halcyons, firmest, businesslike, four square, firmer, methodical, preconcerted, continuing, in gear, measured, equable, halcyon, rooted, subsidized, decided, depressed, subsidised, embedded, attached, dictated.

 

Settled zıt anlamlı kelimeler, Settled kelime anlamı

Unsettled : Oturmamış. Henüz yerleşilmemiş. Askıda. Kararlaştırılmamış. Henüz yerleşmemiş. Meskun olmayan. Tedirgin. İstikrarsız. Yerleşilmemiş. Belirsiz.

Uninhabited : Gayri mesken. Boş. Issız. Gayrimeskun. Gayri meskun. Tenha. Oturulmamış.