Atasoyculuk nedir, Atasoyculuk ne demek

Atasoyculuk; Halk Bilimi alanında kullanılan bir sözcüktür.

Sosyoloji'deki terim anlamı:

Bir boyun, bir insan topluluğunun, iki ya da tek bir kişinin aynı atadan geldiğine inandığı bir hayvana, bitkiye, nesneye ya da seyrek olarak bir doğa olayına gizemsel, büyüsel ve akrabasal duygularla bağlanışı; bu bağlanıştan doğan görevler, yasaklar ve kut töreler, bk. cancılık. karşılığı doğalcılık, kutgüç.

Atasoyculuk anlamı, tanımı

Atasoy : İlkel toplumlarda, boyları oluşturan bireylerin kendisinden türediklerine inandıkları insan, hayvan, bitki, nesne ya da doğa olayı kimliğinde olan ortak ata. (Kimi ilkellerde, boylarda saptanan bu tür atanın dışında kişisel, ailesel, cinsel ya da yerel ata akrabalar da görülmüştür.) bk. atasoyculuk. karşılığı tapıncak, büyü, cancılık. Ataları gibi soylu olan kimse

Doğalcılık : Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı, natüralizm. Gerçeğin yalnız doğa ile açıklanması, natüralizm. Doğa dışında hiç bir şeyin ve gücün var olmadığına inanan, her gerçeğin doğadan çıktığını ileri süren felsefe öğretisi. Rousseau'dan başlayarak John Dewey'e kadar birtakım filozof ve düşünürlerin geliştirdiği ve çocuğun doğal gelişmesi, kendi kendini yönetmesi, duyularına seslenilmesi, kişisel yaşantılar kazanması gibi ilkelere önem veren bir eğitim felsefesi. Ahlakı, içgüdülerin zorladığı kural ve yasalarla açıklayan öğreti ve çığır. İlkel adamın, kişileştirdiği ya da Tanrılaştırdığı kimi doğa öğeleriyle doğa olaylarının çevresinde yarattığı dinsel düzen. bk. din. karşılığı dirimsellik, yıldızcılık. Gerçekçiliğin içine bilime dayanan bazı felsefe ve ahlak öğretileri karıştıktan sonra onun aldığı ad (DOĞALCI, Naturaliste). Doğa: Tabiat. Toplumun gelişimini doğa etkenleri (iklim koşulları,coğrafya çevresi, halklar arasındaki dirimbilimsel ve ırksal ayrımlar) ile açıklamak isteyen öğreti. Fransa'da, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan, deneye önem vererek doğayı ve gerçeği olduğu gibi anlatmayı sanatın ana görevi sayan yazın çığırı.

 

Cancılık : E. B. Tylor'un (1832-1917), dinin gelişimini açıklamaya yönelik kuramında birinci basamak olan ve yalnızca insanların değil, bitkilerin, nesnelerin ve doğal belirtilerin de canları olduğu tasarımlanan dinsel dünya görüşü (Bu görüş bugün artık budunbilimde geçerli sayılmamaktadır), a. bk. cancılık öncesi. E.B. Tylor'un dinin gelişimini açıklamaya yönelik kuramında birinci basamak olan ve yalnızca insanların değil bitkilerin, nesnelerin ve doğal belirtilerin de canları olduğu tasarımlanan dinsel dünya görüşü, bk. din. karşılığı doğalcılık, tapıncakçılık, atasoyculuk, kutgüç, canlandırdırmacılık.

Bağlanış : Bağlanma işi veya durumu.

Gizemsel : Gizemle ilgili, gizeme ilişkin, mistik.

 

Büyüsel : Büyü ile ilgili olan.

Doğalcı : Doğalcılık yanlısı olan, natüralist.

Bağlanı : Tümcelerin, bağlaçlarla birbirine bağlanması.

Bir boy : Aynı boy. Bir kez. Bir insan boyu uzunluğunda olan.

Atadan : Atalardan gelen.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

İnandı : Mardin şehri, Kızıltepe ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Kutgüç : İlkellerin bütün evrene yayıldığına ve yeryüzünde canlı, cansız ne varsa tümünün içinde bulunduğuna inandıkları kişisel olmayan görünmez doğaüstü güç. (İlkel inancına göre bu evrensel güç, az ya da çok oluşu bakımından, içinde bulunduğu canlı, cansız nesnenin olumsuz ya da olumlu sonuç almasına neden olmaktadır.) bk. din. karşılığı kutyasak, atasoy, cancılık, doğalcılık, büyü.

Seyrek : Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı. Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir. Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda.

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Akraba : Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

Törel : Töreye uygun olan. Töre ile ilgili.

Toplu : Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Diğer dillerde Atasoyculuk anlamı nedir?

İngilizce'de Atasoyculuk ne demek ? : totemism