Averter türkçesi Averter nedir

  • Dizginleyen.
  • Engelleyen.
  • Önleyen.
  • Yönü değiştiren.
  • Durduran.
  • Bir şeyi başka yöne çeviren.

Averter ingilizcede ne demek, Averter nerede nasıl kullanılır?

Averted : Engellemek. Menetmek. Çevirmek. Gidermek. Meydan vermemek. Defetmek. Önlemek. Bertaraf etmek. Başka tarafa çevirmek. Yön değiştirmek.

Distal paravertebral anesthesia : Spinal sinirler foramen intervertebrale’den çıkıp iki kola ayrıldıktan sonra aşağı yöne seyreden ramus ventralis bölgesine anestezik çözeltinin enjekte edilmesiyle elde edilen anestezi, distal paravertebral anestezi. Alt paravertebral anestezi.

Distal paravertebreal anesthesia : Alt paravertebral anestezi. Distal paravertebral anestezi.

Extraverted : Dışa yönelmiş. Dışa dönük. Dışadönük yaradılışta olan. Dışadönük olan. İlgi ve alakasını dışarıya yöneltme eğiliminde olan (pisikoloji). Başkalarıyla ilgilenen.

Extraverted personality : Ekstrovert kişilik.

Paravertebral : Omura bitişik.

Avert : Menetmek. Bertaraf etmek. Engellemek. Önlemek. Başka tarafa çevirmek. Olmasını önlemek. Çevirmek. Meydan vermemek. Yön değiştirmek. Önüne geçmek.

Averting : Gidermek. Çevirmek. Bertaraf etme. Önlemek. Başka tarafa çevirmek.

Paravertebral anesthesia : Paravertebral anestezi. Genel olarak t13, l1 ve l2 sinir köklerinin veya uzamlarının bloke edilmesi esasına dayanan yerel anestezi tekniği. rumenotomi ve sezaryen ameliyatları için kullanılır.

 

Averting against the oral evil eye : Sözlü gözdeğmesinden korunma. Canlı ya da cansız nesneleri, özel yöntemlerle söylenen dinsel ve büyüsel sözler yardımıyla gözdeğemesinden koruma, bk. gözdeğme.

İngilizce Averter Türkçe anlamı, Averter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Averter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Avoid : Engel olmak. Savmak. Kurtulmak. Kaçmak. Kaçınmak. Savuşturmak. Önlemek. Geçiştirmek. Korunmak. Atlatmak.

Interruptive : Rahatsız eden. Birbirinden ayıran. Rahatsız edici. Bölen. Kesen. Kesici. Araya giren.

Avoider : Sakınan. Savuşturan. Kaçınan. Kaçan.

Avoiders : Sakınan. Savuşturan. Kaçınan. Kaçan.

Interceptive : Geciktirici. Alıkoyan. Araya giren. Alıkoyucu. Alıkoyma eğiliminde olan. Kesen. Geciktirme meyilinde olan. Durdurma meyilinde olan. Engelleyici.

Point of intersection : Kesişme noktası. Some noktası. Kesişme çekidi.

Skirter : Yenen atlatan bozan kimse. Bozan kişi. Etrafta dolaşan kimse.

Dissuader : Caydıran. Caydırıcı kişi. Vazgeçiren. Cesaret kıran.

Foreclose : Parayı ödemediği için ipotekli malı sahibinin elinden almak. Reddetmek. Engellemek. Rehni paraya çevirme. Menetmek. Engel olmak. Yasal bir hakkı kaldırmak. Bir hakkı kaldırmak. Önlemek. Yasaklamak.

Counteracting : Önleme. Karşı koymak. Etkisiz hale getirmek. Etkisizleştirmek.

Averter synonyms : forefend, preclude, forestall, frustrating, impedient, debar, anticatalyst, disruptor, skirters, arrestor, forbid, hindrance, preventing, ward off, intersection, hampering, head off, inhibiter, disrupter, deflect, forfend, fend off, countervailing, inhibiting, interdictor, incommoding, obviate, in the way, stave off, intersection point, arrestors, prevent.

 

Averter ingilizce tanımı, definition of Averter

Averter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, averts.