Bölün nedir, Bölün ne demek

Bölün; Edebiyat alanında kullanılan bir kelimedir.

Edebi anlamı:

Bir gazete veya dergide parça parça çıkan ve her parçası bir öncekinin devamı olan yazı.

Bölün ile ilgili Cümleler

  • Yetmiş beş beşle bölünürse on beştir.
  • İngiliz Parlamentosu, Avam Kamarası ve Lordlar Kamarasına bölünmüştür.
  • Sınıf bu soru konusunda bölündü.
  • Para muhtemelen bu ikisi arasında eşit olarak bölünecek.
  • Arap ülkelerinde Filistin'in bölünmesinden önce Yahudiler vardı.
  • Altı ikiye bölündüğünde üç yapar.
  • Maliye Bakanının bütçe sunuş konuşması, kendi partisindekilerin "Bravo!" sesleriyle düzenli olarak bölündü.
  • On iki üçle bölünürse sonuç dörttür.
  • Dün gece kadın komşumun dairesinden yayılan cinsel ilişki sesleri yüzünden uykum bölündü.
  • Ülke bölünür ancak dağlar ve ırmaklar vardır.

Bölün ile ilgili Atasözü veya Deyim

uykusu bölünmek : yeterince uyumadan uyanmak veya uyandırılmak.

Bölün tanımı, anlamı

Bölü : Bölme işlemini gösteren “/” veya “:” işaretlerinin okunuşu, taksim. Bir bayağı kesrin gösterilişinde pay ile payda arasına konulan yatay çizginin okunuşu. Böyle

Alan bölünmesi : Resmin iki alanını birbirinden ayırarak her birine ayrı kaynaklardan gelen ayrı resimler vermekle yapılan elektronik hile.

 

Alt bölüngü : E tikel sıralı kümesinin koşulunu gerçekleyen A altkümesi.

Amitotik bölünme : Hücrenin boğumlanarak ikiye bölünmesi, amitoz bölünme.

Amitoz bölünme : Amitotik bölünme.

Basit bölünme : Amitoz.

Bilinçliliğin bölünmesi : (James) Bir küme yaşantının, yaşantıların çoğunluğundan ayrı ve bağımsız olarak, kendi içinde örgütlenmesi.

Birinci olgunlaşma bölünmesi : Birinci mayoz bölünme sonucu dişilerde ikincil ovosit ve kutup hücresinin; erkeklerde ise, ikincil spermatositlerin oluşması. Mayoz bölünme birbirini izleyen iki olgunlaşma bölünmesi geçirir.

Bölünebilen : Kaabil -i taksim, taksimi kaabil olan.

Bölünebilir : Bölünüme uğramaya yatkın çekirdek.

Bölünebilir akreditif : Dışalımcının yabancı ülkeden satın almak istediği malları karşı ülkedeki tek bir dışsatımcı firmanın sağlayamadığı durumda devredilebilir akreditifin bölünerek diğer dışsatımcılara aktarılması. karşılığı devredilebilir akreditif.

Bölünebilir öbek : Her.olacak biçimde bir ögesi varlayan G öbeği.

Bölünebilme kuralları : Bir doğal sayının 2, 3, 4, 5, 7, 9, 10, 11 sayılarına bölünebilmesi için bilinen özel kurallar.

Bölünebilmek : Bölünme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bölünemeyen : Gayr-i kaabil-i taksim, taksimi, kaabil olmayan.

Bölünemez varlıklar : Büyük ve aynı miktarlarda elde edilebilir olması nedeniyle küçük parçalar halinde sahip olunamayan varlıklar.

Bölünemezlik : Bir üretim faktörünün ya da malın belli bir enaz düzeyin altında kullanılmasını engelleyen özellik.

Bölünmsel işlemlenebilir izerge : Değerlerini saptayan bir işlemleyicisi olan bölümsel deyim izergesi.

 

Bölünmüş bölüntüler yöntemi : (Deneysel tasarım) Her bir bölüntünün iki ya da ikiden çok parçaya bölünerek işlemlerin eklendiği ya da çıkarıldığı deney tasarımlama yöntemi.

Bölünmüş katalog : Yazar, kitap adı ve konu fişlerinin, türlerine göre ayrı ayrı sıralanmalarıyle oluşan katalog. Yazar ve kitap adı fişlerinin ayrı, konu fişlerinin ayrı olarak sıralanmalarıyle oluşan katalog.

Bölünmüş kızgınlık : Kısrakta kızgınlık normal devam ederken, foliküler gelişme normal olmasına rağmen ortalarda kızgınlık belirtilerinin 1-2 gün kaybolup sonra tekrar başlaması, kesik kızgınlık, split östrüs.

Bölünmüş öğeler yöntemi : (İstatistiksel sınamalar) Bir sınamanın güvenirliğini kestirmek için, öğeler kümesini iki yarıya bölerek kullanılan bir yöntem, anlamdaş bölünmüş sınama yöntemi.

Bölünmüş sınama yöntemi : [Bakınız: bölünmüş öğeler yöntemi].

Bölüntülü : Bölüntüsü olan.

Bölüntülü film : Konusu bir öncekinin devamı olan, aynı kişilerce oynanan, piyasaya aynı anda ya da çok kısa aralıklarla sürülen, birkaç uzun filmden oluşan sinema yapıtı.

Bölüntülü satış : Bir yapıtın parça parça yayımlanmak üzere satılması.

Bölüntüsüz : Bölüntüsü olmayan.

Bölünüm : Uranyum gibi ağır öğecik çekirdeklerinin kendiliklerinden ya da dıştan gelen ılıncık gibi parçacıkların etkisi ile ikiye bölünmesi.

Bölünüm izgesi : Çekirdek bölümü ile üretilen ılıncık yeğinliğinin erkesine (ya da hızına) göre dağılım işlevi.

Bölünüm ürünleri : Bir çekirdek bölünümü sürecinde ortaya çıkan ışımetkin çekirdekler.

Bölünüm verimi : Çekirdek parçalanması olaylarında belirli bir ürünün yüzdesi.

Çarpımın bölünebilirliği teoremi : "Çarpanlardan en az biri bir sayıya bölünebiliyorsa çarpım da aynı sayıya bölünebilir," önermesi.

Çekirdek bölünmesi : Ağır bir çekirdeğin nötron bombardımanı sonunda ikiye bölünmesi ve bu arada birden fazla sayıda nötron ile büyük bir enerjinin açığa çıkması olayı. Çekirdek fizyonu. Bir atom çekirdeğinin, dış kaynaktan gelen nötronların etkisiyle daha küçük çekirdeklere bölünmesi. [Bakınız: nükleer fisyon].

Çoğa bölünme : Bir hücrenin, önce çekirdeğinin birçok defa bölünmesi, sonra çevrelerinde bir miktar sitoplâzma ile çok sayıda hücreye ya da sporlara ayrılması. Belirli sarkodin ve sporozoan protozoonlarda kız hücreler oluşturmak için çekirdekte çoklu bölünmeyi takiben, oluşan her bir küçük çekirdeğin etrafında sitoplazma kitlesiyle çevrilmesini sağlamak amacıyla sitoplazma bölünmesinin görüldüğü eşeysiz üreme biçimi, agamogoni, agamogenezis, agamogenetik, şizogoni, meregoni.

Direkt bölünme : Amitoz.

Doz bölüntüsü : Işınım dozunun bir zaman dilimi içinde, iki ya da daha çok parçaya bölünerek uygulanması.

Genel satağın parçalara bölünmesi : Halkın bir markaya güvenmesi ve çeşitli mallar alması yüzünden satağın kimi kümelere ayrılmış olması.

Gider bölünmesi : Bir mal ya da hizmete ilişkin ödemelerin çeşitli ikincil sayışımlar arasında bölünmesi.

Göze bölünmesi : Bir gözenin mayoz, mitoz ya da amitoz tipi bölünmeler göstererek ikiye ayrılması.

Holoblastik bölünme : Embriyo oluşumu sırasında yumurtanın bölünüp, aynı büyüklükte veya farklı büyüklükte blastomerler oluşturması, holoblastik segmantasyon. Erken embriyonik dönemde tam bir sitoplazma bölünmesinin takip ettiği her bir çekirdek bölünmesi. Çekirdekler hücre zarları tarafından ayrılır.

Homotetojenik bölünme : Protozoonların silyumlarının uzantılarının mitotik olarak ortadan bölünmesi.

Hücre bölünmesi : [Bakınız: mitoz, mayoz]. [Bakınız: göze bölünmesi].

Işıl bölünüm : Işılcıklarla oluşan çekirdek bölünümü.

İkiye bölünme : Hücrenin iki eşit oğul hücreye bölündüğü, her ikisinin de kromozom takımına aynen sahip olduğu, prokaryot organizmalardaki esas bölünme şekli. Hücrenin aynı kromozomlara sahip iki kısma bölünmesi. Her zaman iki kız hücre oluşumuyla sonuçlanan ve bölünmeden önce ana hücre organellerinin duplikasyonuna gereksinim duyulan en önemli hücre çoğalma tipi.

İndirgeme bölünmesi : [Bakınız: mayoz]. Mayoz.

İndirgenme bölünmesi : Mayoz.

İntralesital bölünme : Genellikle eklem bacaklılarda sitokinezle aynı zamanda oluşmayan, yumurta sarısı kitlesi içerisindeki çekirdeğin çok sayıda bölünmeye uğraması.

Kısmi bölünmüş fark : Çok değişkenli fonksiyonun, öteki değişkenleri sabit tutularak, bir değişkene göre bölünmüş farkları.

Mayotik bölünme : Mayoz.

Mayoz bölünme : Mayoz. Canlının cinsiyet hücrelerinde kromozom sayılarının yarıya indirildiği, birinci ve ikinci olgunluk bölünmesi. Olgunlaşma bölünmesi de denilen bu bölünmeyle her tür için belirli sayıdaki kromozom sayıları korunmuş olur. Ard arda gelen iki mitoz bölünmedir.

Meroblastik bölünme : Hücre bölünmesinin, yumurtanın belirli bir kısmında gerçekleşmesi.

Meroblastik tip bölünme : Protoplazma boyunca segmentasyon oluşan, yumurta hücresi belirli bir bölgede bölünmeye katılan ve tam olmayan kısmi bölünme. Bu tür bölünmenin parsiyal-diskoidal ve parsiyal-superfisyal olmak üzere iki tipi bulunur.

Mitotik bölünme : Mitoz.

Mitoz bölünme : Mitoz.

Odak bölünmesi : Alıcıdan oldukça uzakta bulunan iki konu arasında, aşağı yukarı eşit uzaklıkta bir noktaya yapılan, dolayısıyla iki konunun da alan derinliğine girerek eşit seçiklikte olmasını sağlayan odaklama.

Parsiyel bölünme : Yumurta hücresinin belirli bir bölgede, sitoplazmada çekirdeğin bulunduğu animal kutupta bölünmeye katılması. Parsiyel bölünmenin sürüngen, kanatlı ve balık yumurtalarında gözlenen parsiyel-diskoidal ve böcek yumurtalarında gözlenen parsiyel-superfisyal olmak üzere iki türü vardır.

Parsiyel diskoidal bölünme : Parsiyel bölünme.

Parsiyel süperfisyal bölünme : Parsiyel bölünme.

Paylara bölünmüş anamal : Pay belgitleriyle sınırlanan anamal.

Redüksiyon bölünmesi : [Bakınız: mayöz]. Mayoz. [Bakınız: mayoz].

Sermaye payları bölünmüş komandit şirket : Sermayesi paylara bölünmüş ve ortaklarından bir veya birkaçının şirket alacaklılarına karşı bir kolektif şirket ortağı, diğerlerinin bir anonim şirketi ortağı gibi sorumlu olduğu şirket türüdür. Adi komandit şirketinde olduğu gibi komandite ortakların sorumluluğu sınırsız, komanditer ortaklarınki ise koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlıdır.

Simetrojenik bölünme : Protozoonların kamçı dizileri arasındaki mitotik bölünme.

Tam bölünme : Eş zamanlı tam ve eşit hücreleriyle eşit olmayan hücrelerin biçimlendiği, ovumun bütün olarak bölünmeye katıldığı bölünme tipi. Ovum tüm olarak bölünmeye katılır.

Toplamın bölünmesi teoremi : "Bir toplamdaki toplananların her biri bir sayıya bölünebiliyorsa, toplam da aynı sayıya bölünebilir," önermesi.

Zincir bölünme tepkimesi : Radyoaktif serideki gibi radyoaktif atomun daha basit atomlara bölünerek dağılıp ayrılması veya uzun zincirli moleküllerin daha kısa zincirli moleküllere parçalanma tepkimesi.

Bölünebilme : Bölünebilmek işi. Kalansız bölünür olma durumu.

Bölünen : Bir bölme işleminde eşit bölümlere ayrılması gereken miktar veya sayı.

Bölüngü : Fraksiyon.

Bölünme : Bölünmek işi. Hücrelerin, belli bir büyüklüğe ulaştığında eşit bölümlere ayrılıp çoğalması. Yarışta toplu olarak koşarken birbirinden ayrılma.

Bölünmek : Belirli bölümlere, parçalara ayrılmak.

Bölünmez : Parçalanamaz, ayrılamaz.

Bölünmezlik : Bölünmez olma durumu.

Bölünmüş yol : Gidiş ve geliş yönü bariyerlerle ayrılmış yol, duble yol.

Bölüntü : Bölünmüş parça. Fraksiyon.

Bölünüş : Bölünme işi.

Diğer dillerde Bölün anlamı nedir?

Osmanlıca Bölün : tefrika