Bıktırmak nedir, Bıktırmak ne demek

  • Bıkmasına yol açmak, bıkkınlık vermek, usandırmak

"Bıktırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bilmiyorum fakat bu Müfit meselesi beni bıktırdı." - P. Safa

Bıktırmak anlamı, kısaca tanımı:

Bıkma : Bıkmak işi.

Açmak : Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Ayırmak, tahsis etmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Yakışmak, güzel göstermek. Savaşla almak, fethetmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Alanını genişletmek. Alışverişi başlatmak. Yapmak, düzenlemek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Engeli kaldırmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Ferahlık vermek. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak.

Bıkkınlık : Çok bıkmış olma durumu.

Vermek : Bırakmak veya bağışlamak. Dayamak. Kazandırmak, katmak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Satmak. Doğurmak. Tespit etmek. Hepsini herhangi bir duruma sokmak. Sahip olmasını sağlamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ayırmak, harcamak. Ödemek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Yaymak. Ondan bilmek, atfetmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur.

 

Usandırmak : Usanmasına yol açmak.

Diğer dillerde Bıktırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bıktırmak ne demek? : v. disgust, sicken, tire, cloy, crowd, do to death, irk, pall, pall on, wearisome, weary, give the willies

Fransızca'da Bıktırmak : lasser, dégoûter, affadir, blaser, rassasier

Rusça'da Bıktırmak : v. докучать